![]() N O S T A L J I E s k i R a m a z a n l a r Yazan: Ahmet Rasim
RAMAZAN, soguk havalar, uzun gecelerle gelip geciyor. Ne mahya seyrine, ne teravih namazlari arasinda Eyüp oyuncakci cekirgesi gibi yatip kalkmaya, ozellikle de Karagöz'e gidemiyordum. Bari sokak aralari hela sayisiyla musait olsaydi. O zamanlarda da sokaklar camur denizi idi. Hemen her gece bizde, Haci Nine'nin misafirlikte Ebe Hanim'in mahud "Bir varmis, bir yokmus" diye baslayan Dev, Keloglan, Cadi Kari gibi masallarini dinliyor, dinlerken uyuyup kaliyordum. Ramazan, yirmisini buldu...Evin icini bir telas aldi. Annem beni hep sutnineme birakiyor, yanina dadimi, sevgili halayiki Dilfeza'yi aliyor, hemen her ogleden sonra evden cikiyor, ikindiye dogru bohcalar, paketlerle geliyordu. Asagi kattaki oda terzihaneye donmustu. Mahallenin yetismis kizlarindan birkaci durmadan beyaz patiska toplarini biciyorlar, renkli kumaslardan dikiyorlar, birkaci ellerinde tiglar, igneler tentene oruyorlar, kanavice isliyorlar, saatlerce gergef ustune egilip nakis yapiyorlar, arada sirada komsulardan yaslica kadinlar geliyorlar, onlara bazi seyler ogretiyorlar, tarif ediyorlardi.
- Ardini bol tutmussun.
Goruyor, isitiyordum: Bilir misiniz? Cocuklugumda en ziyade ozendigim elbiselerden biri de bu kukuletali sako idi. Hele kukuletanin ucundan sarkan puskule bayilirdim. Gencligimde bile Tarik Gazetesi basmuhabiri merhum Sait Bey'i hemen kis yaz boyle kukuletali palto ile gordukce, saygideger vucudu gozumden kayboluncaya kadar doner, bakar imrenirdim. Fakat alip da giyemezdim. Modasi gecmisti. Genclik moda denilen cirkinligin surekli tutkunudur.
Kadir Gecesi'nin ertesi gununden itibaren beni bir somurtma aldi. Arife'den bir gun evvel, odada anneme beni gostererek dedi ki: - Bizim artik sabrimiz kalmadi. Musaade edin de biz de oglumla beraber carsiya gidip gelelim, etek opelim. Annem gulumseye gulumseye yuzume bakti. Sutnineme dedi ki: - Ben oglumu kimse ile carsiya gondermem. Insallah yarin ben goturur, getiririm. Titredim, coktan beri gordugum yok ya...Yillar boyu her ne zaman buyuk bir sevinc duyarsam bu titremeyi hatirlatacak carpintilarla duygulanirim. Bu da annemden kalan bir yadigar duygudur. Bu mujde uzerine derhal elini optum. O da beni oksadi:
- Ne turlu elbise istiyorsun, soyle bakayim.
Annem benim kekeleyisimden son derece uzulduydu. Sefkatli bakislarinin su anda bile gozumun onune gelen koruyuculugu ile gozlerimi dikkatle suzdu.: Bir el opme daha! - Dur gitme!.. Birazdan sutninenle git, ben bizim kunduraciya ismarladimdi. Sana galos potin yapacakti. Yapmistir. Onu alin, gelin. Benim haberim yok!.. Gece degil ki...Nihayetsiz bir karanlik!..Bazen hayatta yarinlar gorunmez olur...Bilmem ki nerelere giderler...Nerelerde gizlenirler? Daha ortalik isildarken ben yataktan firladim. Erken kalkmak da, bana o esi bulunmaz sevginin yadigaridir. O zamanlar Mahmutpasa yokusu, sira sira hazir elbiseci dukkanlarindan ibaretti. Velhasil dukkan dukkan gezdik, sonunda bir tane bulduk, aldik. Diger noksanlari da tamamladik. Hayatta hicbir kavusma beni bu kadar tadi damaginda birakmamisti...
|