.
. . . . .
. . .

Babamin ayakkabilari...

Eee, bize ne senin babanin ayakkabilarindan diyebilirsiniz, ama:

"Onlar, benim babamin ayakkabilariydi.
Annem onlara bakti, yoksula verilme zamani bile çoktan geçmis, dedi.
Babam onlara bakti ve yasamini gördü.
Onlar, anavatanindan ayrilirken attigi son adimda onunlaydilar.
Onlar, o beni ilk gördügünde onunlaydilar.
Onlar, "umutlar ülkesi"nin tozunu, kirini öptüler.
Annem onlara bakip, toz çuvallari görür.
Babam ise basladigi ilk günü,
Mezuniyetini...
Ve onlari satin almak için ne kadar çok çalismasi gerektigini...
Annem onlara bakip,bu ivir zivirdan nasil kurtulacagini düsünür.
Ben, o ayakkabilara bakmam,
Babamin yüzü bana her seyi anlatir."

Ne bu misralar benim, ne de o ayakkabilar benim babamin... Hepsinin sahibi 13 yasindaki Solmaz Serif... Solmaz Serif, Iran asilli ve L.A 'de yasiyor. Siirine, internet turlarimdan birinde iranian. com'da rastladim. Hazine bulmus gibi oldum. Keske dedim, keske ben de babam için böyle bir sey yazabilseydim, ya da söyleyebilseydim, "ben herseyi senin yüzünde görürüm"....

Insanin babasini bu denli sevip saymasi ve baglanmasi çok güzel ve çarpici ama bir yandan da içim sizlamadi degil, Solmaz'cigin yasamina girecek erkeklerin babasinin ayakkabilari bile olabilmeleri oldukça zor görünüyor...Umarim yaniliyorumdur. Ben de bir baba asigi oldugum için söylüyorum bunlari.

Tutkulanmak, tutkuyla baglanmak inanilmaz derecede heyecanli... insanin kalbi tikir tikir degil, paldür küldür, gümbür gümbür çarpar tutkunun pesisira. Zaman zaman da tikanip duracak gibi olur. Korkutucu bir cazibesi vardir tutkunun, tutkuyla baglanmanin...Bedelleri de... Babaniza da, annenize de, sevgilinize de tutkuyla baglanabilirsiniz ve isinize de...Eger ona asiksaniz...insan isine de asik olabilir bal gibi...Hem de körkütük asik...Bir tek onu düsünmek, ona göre yasamak, her seyi ona göre ayarlamak ve onu istemek...Hiç de kolay ve azimsanacak bir sey degil...

Ne düsünüyorum biliyor musunuz? Tutkulu asiklar olmasa dünyanin, yani dünya derken, biz insanlar açisindan dünyanin oldukça yavan ve siradan kalmis olacagini...

Ne kadar çok sey borçluyuz bu tutkulu insanlara ? Yasamimiza arti olarak giren her sey onlarin bu coskulu baglanmalarindan kaynaklaniyor, hem de kendilerinin küçük ve kisa yasamlarina belki de bunun hiç bir yagmuru, hiç bir zaman yagmadigi halde...Mozart bilir miydi ki yüz yillar sonra böyle ilahlasacakti, Van Gogh resimlerinin çocuk ellerinde neseli bir puzzle olabilecegini hiç düsünebilir miydi? Bilim adamlarini da bunun disinda düsünemiyorum; Bir Edison, Bell, Pasteur ve daha niceleri...Günümüze dönüverirsek yine iddia ediyorum ki Madonna da böyle biri, Bill Gates de, Robert de Niro da...Ve yüzlerce isim...

Simdi yine diyebilirsiniz ki :

-Yahu bir küçük sairin siirini okudun ve ne alaka?
Ama o bir sanatçi, sanat insani costurup baska boyutlara sürüklemez mi,
yeni ufuklar yaratmaz mi, bize artilar katmaz mi?
Solmaz Serif gerçek bir sair, küçücük yasinda bir çift tozlu ayakkabida,
yillarca yasam içinde sürüklenmis bir yigin ukala bakar köre nispet,
yasaminin sirlarini yakalamis biri.
Ben ona simdiden borçlandim...
Çok tesekkürler küçük sair, çok tesekkürler Solmaz Serif...

Solmaz Kamuran

17 Mart, 1998

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . . .