| . | ![]() ![]() ![]() |
| . | . | ||
| . | . | . | "Kanat" kanatlinivermis, duydunuz mu? Insan çocuguna neden "kanat" adini verir acaba, hiç bunu düsündünüz mü? Herhalde kanatli olsun, kanatlarini açip her zorlugu assin, özgür olsun alabildigince diye, degil mi? Belki de kendisi kanatsiz kaldigi için, Pekin ördegi misali, bari "onun" olsun diye mi?... Sizce, bu bir özlemi tasimiyor mu içten içe?... insanin kendisi için delice özleyip de bir türlü basaramadigi, düslerine sakladigi bakir bir özlemi? Ve verirsin o kanatlari bir baskasina, uçsun diye, özgürce, sinir tanimadan... Ne de olsa "dissiz"lerin hiç olmazsa bir çift kanadi olabilmeli... Ama, insanin bir kez kanadi olmaya görsün, nereye uçacagi da hiç belli olmaz... "Kanat" da açmis onlari ve uçmus...Sahip olmayi düsledigi semalarda... Ve karanlik, bilinmedik bir ufukta kaybolup gitmis... Onu unutacaksiniz, onu unutacagiz... Çünki kötü seyler bizi ilgilendirmez. Öyle mi baylar, bayanlar? Kötü seyler sizi ilgilendirmez mi? Bal gibi de ilgilendirir... Ister Bogaz'in sik pik restoranlarinda keyifle demlenirken, ister mahalle aralarina yigilmis çöp deryalarina tiksintiyle bakarken, hiç de aklinizdan geçmedigi bir anda onu düsünebilirsiniz aniden. Çünki, belki de bir marti kanatlanir oralarda da... Siz düslemeseniz bile, siz istemeseniz bile... Sizi de uçurtma kuyrugu misali pesine takarak... Ve çiglik çigliga uzaklasir sonsuz gün batimlarinda, tüm kaybolusunu inanamadiklarimiz gibi... Tipki onun gibi... O, parlak, yasam dolu genç kadin gibi... Üstelik, hatirlayin, bir zamanlar o da çocuktu... Ne o, çocuklari unuttunuz mu? Peki, o zaman neden sevisiyorsunuz?... Yok, sevismenin amaci çocuk degildir, diyorsaniz niye takiliyorsunuz bir transseksüelin yasal nikahina bu kadar? Dogrusu , sizleri pek de anlayamiyorum...Ne yasalarinizi, ne törelerinizi, ne de gelenek, göreneklerinizi... Pek çogu acimasiz geliyor bana, çok acimasiz... Kanat, tipki Eminönü'nde düsen helikopterden yarali bedeni sarkan polis memuru gibi bagirdi "beni kurtarin" diye,gözlerinizin önünde, üstelik de aylardir, belki daha da fazla... Nasil?... Duymadiniz mi?... Sagir misiniz?... Bir de kitap yazdi. Son dört bes tanesini, neredeyse belesine, Beyoglu'nda Atlas pasajinin önünde satiyordu o gece, onu da mi farketmediniz?... Dogru... Ne de olsa telaseniz vardi, bayram arifesi, kolay degil... Oysa nasil ölecegini bile bile anlatmisti o "altin vurus"u kayip satirlarinda, kaçirdiniz dogrusu... Altin bir biçakla girtlagini kesmecisine bir ölüm... "Ayy, yeter dayanamiyorum,kes sunu" dediginizi duyar gibiyim masum, vatanperver ve hamiyetli yurttaslar. Caninizi çokça siktigim için affedin beni. Yine de bir iki laf daha edecegim... Eroinmandi, ama, tahmin ettiginiz gibi bir "kötü aile" çocugu degildi o... Annesiyle babasi bosanmamisti bile!... iyi yetistirilmisti, özenilecek gibi... Her yil milyonlarca çocugun katildigi üniversite sinavlarinda en üst kademelerde bir basari yakalayip, Tip Fakültesi'ne girmisti. Üstelik de kolejlerde egitilmeden... Belki yenebilseydi yalnizligin, tasraliligin, dünyaya bütün duyulariyla bakmanin açmazlarini sizi tedavi eden sevimli doktorunuz olacakti bir devlet hastanesinde... Hala mi acimiyor içiniz? Ne kadar da nasirlasmis... Bagira bagira ölüyor insanlar; yalnizliktan, çaresizlikten, saçma sapan kurallardan... Üçüncü sayfa haberleri size dokunmaz, degil mi?... Hatta mansetler bile... Yasamin hem sahibi, hem de disinda olmak gibi bir lüks firavunlara bile nasip olmadi...Siz kimsiniz, pardon?... Neyin sahibisiniz, üç bes sayilabilir paradan baska, ya da saymis olmayi düslediginiz?... Nedir bu serserice, kurbanlik düzen, üstelik hiç belli degil kimdir kurban ve kimdir kurban eden? Ben gerçekten anlayamiyorum... Bugün duydum ki, iran- Irak savasinin esirleri degis tokus edilyormus... Savas biteli yillar oldu, aci çeken insanlar ise hala demir telli kamplarda... Saçma degil mi bu? Onlarin karilarini, çocuklarini ve "onlar"i bir düsünsenize... Iran'la Irak çoktan ticareti koyulttular bile oysa... Nereden basladim nereye geldim... Haberiniz olsun, "Kanat"in 11 baski yapan kitabinin imza gününe bir kisi gelmis, bir tek kisi... Ve "Kanat" da , bu anlamsizligin pesinde , bir dere çakili misali sürüklenise dayanamamis, pis kokulu bir sinema tuvaletinde, kanatlarini açip gitmis hava bosluguna bakan pencereden... Kim bilir nereye?"Veda edecek kimsem yok" diyerekten..."Eroin" adli bir yalanci rüyanin pesinden... Üstelik, bu eroinin yüzde yirmibesini onun ülkesi üretiyormus... Belki yarin bir gün, onun da acimasiz bir satici oldugu çikar ortaya... simdiden söylüyorum, güldürmeyin beni, satici ile alicinin ne farki var ölüm dünyasinda?... Gülmek, güldürmek deyince, bu olay üstüne tepelerde bir yetkili de demis ki: "Gençlere, uyusturucuya verdikleri paranin sevdiklerine, akrabalarina, yurtlarina karsi silah olarak döndügü anlatilmali, onlarda vatanperverlik duygulari artirilmali.." Yani vatanperverlik her derde deva , abu hayat misali... Yoksa bütün bunlardan da mi haberiniz yok? O zaman , pes size... Solmaz Kamuran 12 Nisan 1998 © COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |
| . | . | . | . |
![]() |
![]() |