| . |
. |
. |
Bugun 23 Nisan
Bugün 23 Nisan, yarin da 24 Nisan...
Ilki umut dolu bir baslangicin simgelesmis tarihi, gelecege dönük ve kivanç
verici... Digeri ölüm ve acinin sembolü: Soykirimin... Bence ikisinin de üzerinde
dikkatle durulmasi gerekiyor. Her ne kadar birbirine zit anlamlar tasiyor gibi görünse
de bu iki tarihi de unutmamak, birini digerine tercih etmemek gerekiyor önem açisindan.
23 Nisan 1920'yi hepimiz biliyoruz. Ilk Meclis'imizin kuruldugu tarih... Monarsiden
cumhuriyete giden yolun baslangici. Osmanli hanedaninin sonu, Türkiye Cumhuriyetinin ilk
adimlari... Bu konuda çok fazla bir sey yazamayacagim çünkü öylesine bolca yazildi
çizildi ki zaten uzmani olan ve olmayan herkes tarafindan. Hatta yöneticiler yillardir
bol bol spekülasyonunu dahi yaptilar her yagmurlu bayram töreninde, bir avuç çocuklara
bile... Sanki çocuklar yalniz meydanlardakilerden ibaretmis gibi davranan politikacilar,
makam arabalarinin kirmizi isiklarda camlarini silen zeytin gözlü, kurabiye suratli
çocuklari hiç mi hiç görmediler... Kagit mendil çocuklarini da, tiner çocuklarini
da, atölyelerde sopa yiyenleri de, on iki on üç yasinda evlendirilenleri de, biyigi
terlemeden topraga girenleri de... Ama o kadar çok sey söylediler ki, ben bir sey
söyleyemeyecegim bu konuda...
Yalniz soykirimla ilgili olarak söyleyeceklerim var. Türkler olarak 24 Nisan tarihinden
nefret ediyoruz, lanetliyoruz, itiraz ediyoruz. Peki ama neden? Ne biliyoruz bu konuyla
ilgili olarak bize anlatilan ve aktarilan kisitli bilgilerden baska? Gerçekleri neden
arastirmiyoruz, niye yargilamiyoruz tarihi tekrar bastan? Yoksa korkuyor muyuz?... Ben
korkmuyorum. Çünkü ben hiç bir canliyi bilerek incitmem, Tanri beni korusun böyle bir
duruma düsmekten. Ama, diyorlar ki senin atalarin bunu bunu yapti, daha somut konusalim,
diyorlar ki senin atalarin 600.000 Ermeni'yi öldürdü, ya da ölümüne sebep oldu.
"Eee, bana ne" de diyemem, "iyi yapmislar" da... Oturur arastiririm,
kendi ulusal kaynaklarim yetmiyorsa, ya da saklaniyorsa köse bucak benden, o zaman
baglanirim Internet'e ayiklarim bilgileri ve ögrenmeye çalisirim gerçegi. Zaman zaman
beni utandirsa da karsilastiklarim inkar etmem, zaten edersem bir "kiymet-i
harbiyesi" de olmaz ki...
"Dün dündür" de demem bazilari gibi. Dünü analiz etmeden saglikli bir
bugün de yasanamaz, isiltili bir gelecek de yaratilamaz çünkü. 1. Dünya Savasinda
Osmanli'yi yönlendiren oportünist Alman politikalarinin yarattigi aci ve ölüm
dalgalarindan tüm Anadolu payini aldi. Çanakkale'de 250 günde 250.000 kisi öldü.
Kimin umurunda?... Daglar tepeler olustu kemik yiginlarindan oysa... Dogu cephelerinde
ölenlerin sayilarini ise herhalde bir tek karli daglar biliyor. Yalnizca Türkler degildi
yitip gidenler; Ermeniler de, Kürtler de, Rumlar da sürüklenip gittiler ucuz hesaplarin
yarattigi kanli para ve güç kavgalarinda... Çünkü bu topraklar onlarin da topragi.
Biz bir insan mozagiyiyiz bu topraklarda. Vatan , vatanimiz deyip duruyoruz, biz 1071'de
geldik "Asyadan Avrupa'ya bir kisrak basi gibi uzanan " Anadolu'ya. Bos degildi
buralari o zamanlar. Önemli olan hep birlikte baris ve sevgi dolu bir düzeni
paylasmaktir. Yok ederek, inkar ederek, görmezden gelerek bir gelecek yaratilamaz
çocuklarimiz için...
Ben , 23 Nisan'in bir "baris", "barisma" günü olmasini istiyorum
hepimiz için... Bu topraklarin tüm insanlari için... 24 Nisan gibi bir güne de bir
daha hiç kimsenin ihtiyaç duymamasini dileyerek...
Çocuklarimiza ulusal kimlikten önce vermemiz gereken sey bence birer saglikli meslek,
dünyanin her yerinde yapabilecekleri cinsten... Gerçek bir egitim ve ögretim...
Nefret, kin, kan ve öç alma duygularindan siyrilip, asagilik duygularini alt edebilmek
için en çok ihtiyaç duydugumuz sey bu Türk olarak da, Ermeni olarak da, Kürt olarak
da... O zaman ancak çagdas uygarlik düzeyini yakalayabiliriz.
Bize 1920 yilinda sunulan da iste böyle bir anahtardi, birlestirici bir kapinin anahtari.
Hamasetten ve her çesit istismardan uzak bir gelecek diliyorum çocuklarimiza. Her
dilden, her renkten yasitlariyla paylastiklari bol kahkahali ve basarili bir gelecek...
Solmaz Kamuran
23 Nisan 1998
© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |