| . | ![]() ![]() ![]() |
| . | . | ||
| . | . | . |
Bir evliligi yikan en önemli unsurun, evde mahkeme kurmak oldugu söylenir. Yani kari kocanin sürekli birbirini suçlayip , sorgusuz sualsiz yargisiz infaz yapmalari... Öyle yapma, böyle yapmalarla baslayip, ben sana söylemistim lerle devam eden, çeneni kapat larla sonlanan agiz dalaslari ve zaman zaman bunlari da asan kaba kuvvet gösterileri...Içten içe biriken karanlik kin bulutlari ve evde esen mutsuzluk rüzgarlari , firtinalari ve hatta herseyi çatirdatarak yikan kasirgalar... Hiç bir hukuksal birikimi olmadan savciliga, hakimlige sivanmanin ve bunu en yakininda uygulamaya kalkmanin bedelleri kuskusuz sanildigindan agir oluyor... Ev içi mahkemeleri duvarlarin disina da tasiyor siklikla, mahalleden çikip, kent ve hatta ülke boyutuna ulastigi bile oluyor. Pek çok konuda, amatör ve kara cahil hukukçular ki bunlarin sayisi sanildigindan çok fazla, ardi ardina yargisiz infazlar gerçeklestiriyorlar hiç acimadan, utanmadan...Özellikle de cinsel konularda... Her biri, birer gözü kanli, yüregi kapkara cinsel ahlak bekçisi bunlarin. Bir bakarsiniz birden kocasindan ayrilan eli yüzü düzgün bir komsu, mahallede orospu ilan edilir, bir bakarsiniz -devletin verdigi- kadin kimligine sahip bir transseksüelin evliligi rezalet diye mansetlesir, bir bakarsiniz tecavüze ugramis kadinlarin kafasi- kasinmislardi zaten...- denilip, acimasizca kopartilir. Ve tüm bunlar da toplumun iyiligi için yapilir... Cinsel ahlakimizin korunmasi adina... Peki nedir bu cinsel ahlak? Yani cinsel ahlak kurallarini ne belirliyor, kim belirliyor? Tarihe söyle bir göz atilinca görülüyor ki oldukça degisken verilerle dolu bu konu... Eski Yunanda, Mezopotamyada baska, ortaçag Avrupasinda baska, geçen yüzyilda baska, köylü toplumlarda baska, sanayilesmis toplumlarda baska... Yoksulda baska, zenginde baska, çok zenginde bambaska...Velhasil bu degiskenliklerle dolu denizin derinine bakilinca görülen, pek çok konuda oldugu gibi ekonominin cinsel ahlaki da belirledigi. Antik çaglarin bugüne göre nüfusu oldukça az olan kentlerinde, herseyin herkese yettigi dönemlerde, ahlak kurallari günümüze göre çok esnek, ayni cinsten olanlarin arasindaki ask elestirilmiyor bile. Eski Asur yerlesimlerindeyse kadinlarin senede bir gün tapinaklarda tanimadiklari erkeklerle gönüllü olarak ask yapmalari kutsal bir görev kabul ediliyor. Savas yillarinda baska , baris yillarinda baska türlü davraniyor insanlar bu konularda, farkli farkli uygulamalar getiriyorlar. Yönetici sinifin bireyleri için mubah olanlar yönetilenler için yasak oluyor bir anda... Üretim araci olarak kol gücünün kullanildigi dönemlerde bol çocuklu aileye büyük önem veriliyor, kürtaj kesinlikle yasak ve günah. Kilise tüm destegini veriyor bu kati kurallara. Otomasyon toplumunda bireye gereksinim azaliyor, birden ortaya nüfus kontrolü ve çekirdek aile çikiyor, teknolojinin önlenemeyen bas döndürücü tirmanisiyla birlikte bu da tarihe karismaya basliyor. Pek çok batili toplumda sevismenin amaci üremek degilse... deyisi ile baslayan bir yumusama görülüyor son yillarda... Cinsel özgürlük diger insani haklarin yaninda yer aliyor ve bu konuda yapilan filmlerin , yazilan kitaplarin sayilari güngünden artiyor. Kim bilir, belki daha da ileri bir gelecekte insanin kadin ve erkek diye ayrilmadigi toplumlar olusacak, annelik babalik geçmisin içinde eriyip gidecek. Biliyorum böylesi bir durumun dile getirilmesi bile günümüz insaninin tüylerini diken diken ediyor ama sunu unutmamaliyiz, ortaçagin yasam biçimi de bugüne göre degerlendirilince tüyler ürpertici olabilir. Üretim biçimleri degistikçe sosyal yasam ve onu belirleyen kurallar da bir bir degisiyor, yenileniyor. Zaman zaman ani kasirgalar gibi toplumu sarsarak, zaman zaman da neredeyse bir yumusak meltem gibi, hiç acitmadan... Neresinden bakarsak bakalim insanlik iyiye dogru gidiyor, hakça düzenlere, adalete ve gerçek esitlige dogru. Bilgi toplumu, bireylerini açiklik ve dürüstlük konusunda zorluyor. Insanin kisacik yasamina sigmasa da , insanlik dogruya dogru ilerliyor adim adim, evrenle uyumlu yeni kurallariyla... Bizim gibi sanayilesememis toplumlarda ise, kurallar hala ayni saçmalik içinde sürüp gidiyor. Yargisiz infazlar da... Siyasetten cinsellige kadar her konuda... Ama, bu hiç degismeyecek anlamina degil tabii ki... Degil mi ki biz de o büyük harfli insanligin bir parçasiyiz... Solmaz Kamuran 31 Mayis 1998 © COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |
| . | . | . | . |
![]() |
![]() |