.
. .
. . .


Eski sevgilim...

Nerelerdesin, ne yaparsin, bu gece mutlu musun, karnin doydu mu, yoksa , yoksa zengin mi oldun?

Cocuklarin var mi, kirada misin, inanmam kim derse desin “ev sahibi oldu” diye...

Bir bahcen var mi, ya da en azindan o özledigin ciceklerin actigi bir kücük, kücücük balkonun...

Hala bezelyeden nefret ediyor musun ve zevkten geberiyor musun bir kizarmis mantar soslu biftek icin?

Eski sevgilim, hala aksamüstlerini seviyor musun, isiklari yakmadan karanlikta bakiyor musun ufuklara, elinde bir kalem ciziktiriyor musun kagida adini sanini bilmedigin kadinlarin gizemli suratlarini?

Yoksa o nefret ettigin isyerlerinden birinde mi calisiyorsun, tuvalette patronuna gizli küfürler savurarak, sinirlenince hala burnunu cekip duruyor musun?

Eski sevgilim,ahh benim eski, cok eski sevgilim...

Sabahlari telefonda , “uykum kacti, dün gece hic uyuyamadim” diye yalan söylüyor musun catalli sesinle arkadaslarina, tüm tv programlarini gün isiyana dek seyrettikten sonra? Tembelim benim, bir zamanlar benim olan tembelim.

Hala, okumadigin kitaplari okumus, görmedigin filmleri görmüs gibi yapip, dergi özetlerinden dahiyane düsünceler üretiyor musun, capkin gülüslerinle...

Capkin gülüslerin dedim de, temizlikci kadinlardan komsu teyzelere , kösebasi bakkallarindan banka müdirelerine cömertce sundugun o mutluluk dolu , capkin gülüslerin; seni unutulmaz kilan o isiltili bembeyaz dislerin ve icinde binlerce havayi fiseginin dolastigi gözlerin onlardan ne haber?

“Iki ücünü cektirdim, gözlerim de artik yakindan göremiyor, gözlük aldim, bir bucuk” deme, inanmam, daha dogrusu kiyamam sana, ve hayallerime, yapma tatlim...

Benim eski, eski, cok eski sevgilim ...

Sana neler söylesem...

Gün batimini seyrettigimiz sokak agizlarindaki kayikhaneler yikildi gitti, birlikte ders calisir gibi yapip bakistigimiz, masa altlarinda el ele tutustugumuz cayhaneler de...

Hep yürüdügümüz o yol var ya, simdi kentin en islek yollarindan biri oldu, 13 numarali otobüs bile yok galiba...

Dogrusunu istersen ben de uzun zamandir otobüse binmedim, otobüsler de o otobüsler degil, hepsi reklamlarla donandi, bizim hic bilmedigimiz...Güya biz hizli yasardik degil mi, seninle bir kez bile hamburger yemedik oysa, ne de bir baskasini su yeni moda hizli tikinmalardan...

Olsun...

Ben seninle bulusmaya gelirken cok hizliydim, sen de öyle... En cok ben mi seni bekledim, yoksa sen mi beni? Bana hep sanki ben okka altina gitmisim gibi geliyor, sanirim bunu annemden ve anneannemden ve belki de büyük büyük anneannemden ögrendim. Farketmez, kim kimi daha cok beklemis, sence?

Onu bunu birak, catliyorum meraktan, gercekten, ne yapiyorsun, benim gibi düsünüyor musun?

Aklindan geciyor muyum, arada bir de olsa, dünyada en cok bunu merak ediyorum...

Yoo huzursuz olma, mutsuz degilim, ama yalnizca bilmek istedim, seni ve neler yaptigini...

Eski, cok eski sevgilim , beni hatirla, uzaktan da olsa bir merhaba yolla. ..

Bir agacin gövdesine dokun, bir bosalmis bardagi sikica tut, bir filmde durduk yere gözlerin yasarsin, hani olur ya bir de siir duyarsan ask icin yazilmis...

Beni hatirla...

Sana kapi arasindan bir kücük merhaba, fisiltiyla...

Nasilsin?


Solmaz Kamuran

01 Temmuz 1998

 

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . . .