| . | ![]() ![]() ![]() |
| . | . | ||
| . | . | . | Bitmeyen bir zorlu
güres...
Bir istiridye anlatilabilir, resmi de yapilabilir, fotografi da çekilebilir...Ne güzel besteler yaptilar; kendisini korusun diye doganin armagan ettigi sedefli isiltilarla söyle bir yildizlanmis bir çift kabugun arasinda saklanip, mavi sularin karanlik köselerinde salinan bu yumusak, saydam ve bir damlacik canli için. Ya bir boga? Simsiyah parlak bir güçlü gövde ve bir çift kivrik boynuz...Bogalarla ilgili de pek çok sanat yapiti üretti insanoglu asirlardir; yazisiyla, müzigiyle, heykeliyle, resmiyle. En çok da insanin onunla olan ölümcül çekismesi üzerine ... *** Bir simgedir bu kanli çekisme...Her matador arenaya zeka ve aklin, azgin bir kuvvete karsi mücadelesinin bayrak yarisindaki gönüllüsü olarak çikar. Yenilen caniyla öder... Ve gözyasi dökülmez gidenlerin ardindan... Çünkü hiç kimsenin zavalli olmadigi bu kiran kirana kavga asla sonlanmaz. Her gün bir yeni matador, bir yeni bogaya karsi çikar arenaya... Arenalar , bogalar ve matadorlar yalnizca Latin ülkelerine özgü...Ama bir baska açidan bakinca her yasam bir arena, her insan bir matadordur ve bir azgin boga bizi soluk soluga bekler tam ortada...Kimimiz indiriyoruz onu asagi, kimimiz ise kara boynuzlarinin arasinda kanlar içinde sürükleniyoruz yokluga. *** Bazilari için hedef tek bir boga devirmek ve sonra eski bir matador olarak kenara çekilmek. Saygin ve yeterli bir hedef...Kim bilir? Bir de her gün arenaya çikmak zorunda olanlar var. Her sabah yeni bir çift boynuza yapisip onu çökertmesi gerekenler... Tüm yasamlari bunun üstüne kurulu olanlar...Her gün aklin ve zekanin yeni bir zaferini yaratanlar. Zafer onlarindir ama, bunun sarhosluguna kendilerini asla birakamazlar .Bu duygu seyirciye aittir, çünkü devrilmis boga son nefesini verirken, matador bir sonrakinin hirsli solugunu hissetmeye baslamistir bile ensesinde. Yarin, hep yarin...Yaratilmayi bekleyen yarin...Ve yaratmanin sancilari... *** Tüm yasamini yaziya adamis biri, bu matadorlardan biridir iste...Ama onu digerlerinden ayiran çok büyük bir farkliligi vardir, bir tek onun bildigi... Yazi kavgasinin matadoru, o görkemli parlak kumaslardan dikilmis dar pantolonunu, püsküllü ceketini giyip, basinda bogaya öykünen boynuzlu kara sapkasi ve elinde kizil saliyla arenaya çikmadan önce aynalara söyle bir baktiginda baskalarinin gördügünü göremez.... Aynalardan ona yansiyan, aralanmis bir çift sedef isiltili kalin kabuk arasindaki, yumusak, saydam ve bir damlacik caniyla bir istiridyedir. Yazi matadoru her gün aynalarda bunu görür ...Saf, temiz ve korunmasiz bir istiridye...Ve içinden bagirir Bugün de tutup boynuzlarindan, bir boga daha indirecegim yere... Sonra çikar arenaya, dedigini yapar, çökertir amansiz rakibini ve tüm matadorlar gibi yarinki bogayi düsünmeye baslar. *** Hiç bir sey, asla ona bunu unutturamaz, sürekli kavgasindan vazgeçiremez ve coskusunu azaltamaz. Ne olursa olsun... Hasta da olmus olabilir, yüregi derin acilarla kavruluyor da olabilir; sekiz saattir de uyuyor olabilir, üç buçuk dakikadir da; metelige kursun da atabilir, bir parça para arttirmis da; belki kar yagiyordur, belki de senenin en sicak günüdür yasanan... Aslinda görünen bir zorunlulugu yoktur (bunca yildan sonra) ama; o, kalkmasi gereken saatte (erkenden) kalkar,kapiyi giiirç diye açar, gazetelerini alir, masasina koyar, çayini demler ve beklerken sigarasini yakip okumaya baslar. Sigarasinin dumanlarinda, kimi zaman gece yarilari ya da sabaha karsi onu aniden uyandiriveren bir önceki yazidan beri düsünüp durdugu seyler istiflenir halka halka, üst üste...Daktiloyu çeker önüne, bir kagit takar ve basar. Tik... tik... tik... Seytanin gör dedigi... Bunu, her sabah yapar. Yasiyor olmak için degil, var olmak için...Her sabah yeniden var olmak ve var etmek için...Kelimeleri yasamin evrensel anlamlariyla giydirip süsler ve onlari bayram çocuklari gibi kapimizin önüne dizer, akil ve gönül kapimizin önüne. Evet o, bunu her sabah yapiyor, tam elli yildir... Neden mi, çünkü o bir iflah olmaz asik...Kime mi, yazi yazmaya ... Her matador dövüstügü bogaya sevgiden öte bir tutkuyla bagli degil midir? Matador bir istiridye bile olsa...
Solmaz Kamuran 3 Agustos 1998
© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |
| . | . | . | . |
![]() |
![]() |