.
. .
. . .


Benim Tanrim bana benzer...

"Gazetelerden:

-Issiz kalan adam tabancayla intihar etti- Yaslilar haftasi etkinlikleri sürüyor- 70 yasinda adam sorgulama sirasinda hastalanip öldü-Yoksullara bedava ekmekEminönü sahilinde bulunan onbes günlük ceset- Antalya sicak havasiyla evsiz çocuklar kenti oldu- Tinerci Azmi’nin hazin sonu-..."

Oturup düsünüyorum, sanki benim minik aklim buna yetermis gibi....Ama yine de düsünüyorum ve üstelik bir de utanmadan bunu belgeliyorum, yaziyorum...

Eyy Tanri, sen benimle ya da benim gibi, bana benzerlerle mi ugrasiyorsun? Yarattigin seçkinlikten, ayrimciliktan hiç mi hiç utanmadan üstelik?

Bakiyorum Mars’ina, Venüs’üne, Günes’ine, Ay’ina, adini bilmedigim parlayan, göz kirpan sayisiz yildizlarina. Anladik, gördük onlari ve hatta bazilari biz onlara bakip isildadiklarini gördügümüz anda dahi yoktular, biliyoruz...Yeterince korkutucu... Onlar ki sen onlari gördügünde bile yok olmuslardi...

Haydi ver bana ceza gözyaslarini, kanla da karistir ki, gözyasi ve kan arttikça ben sana daha da bir ikrar ve hatta inkar içinde davranayim, sen de beni aciyla kirbaçla ki sonsuz kahroluslarin gözyasindan yoksun birakilmis galaktik melankoli aynalarinda, layigimi bulayim...Birak, yapayalniz birak beni, ne kadar küçük, ne kadar zavalli oldugumu bir kez daha vur yüzüme, bedenime ve en korumasiz yerime, yaraticiliginin ironik tecellisine, o zavalli ruhuma saldir ...Saldir... Sik onu bereketli bir narenciye bahçesindeki gelismemis üstelik de böcekli bir limon gibi....

 

Bileyim kim oldugumu ... Bildir bana kutsal ve korkunç hem de ilahi gerçegi....Nasil olsa beni sen , bir tek sen, bir yola ize getirirsin. Ne de olsa sen Tanri’sin.... Sonunda beni korkutursun... Küçük elimi yine de yalniz sana açarim...Aglarim...Aglarim... Aglarim...Gözyaslarimin aktigi, o senin bir vakitler yarattigin pinar, bir tövbekar köre bile ait olsa... Hatta hiç gözyasi akmasa bile ben aglarim yine de....Sense acimazsin bana. Olsun, acima vur, vur açilan, senin kaderimi yazip, imzaladigin avucuma ilahi degneginle ve sonra da yarat mucizeni. Acilar üstüne bir büyük basyapit, oyna benimle eyy Tanri.’m..Oyna...

Dogrusu büyüksün, çok çok büyük, kafami da koparirsin. Ben sana göre bir böcek bile degilim. Ez beni, üstüme ilaç sik ( kozmik olsun), sonra ben silkelene silkelene geberirken gör beni, gör...Kendini gör ben de bir de...

 

Ay nefes alamiyorum....Ya sen Tanri’m?

Her ölenle ölüyorsun galiba sen de ....

 

Ey Tanri sen, yoksa , yoksa sen de mi acizsin ben misali?

Bir küçücük Dünya’da dahi uyum saglayamiyorsun ki sen tüm alemlerin en ebedi ve ezeli uyumunun tek sahibisin?

Ey Tanri sana nasil isimler taktik biz biliyor musun?

 

Belki de hepsini biliyorsun, senden baska kim bilir aslinda?... Ve sen bizden ne istiyorsun?

Kul olduk sana, sürüklendik; isyankar olduk, yine sürüklendik , hiç mi hiç farketmedi.

 

Baska Tanrilar dahi bulduk, sevmek için, güvenmek için hep arandik durduk...

 

Ama bir türlü anlatilan Tanri’lari sevmedik, sevemedik.... Hep korkutucu, hep kötü o... Her yerde...

Budistlerinki acimasiz, deniyor ki deniyor kullarini, git- gel, git-gel... Ama, peki o zaman neden beni mükemmel yapmiyorsun? Güç senin degil mi? Ve bana, senin yarattigina yazik degil mi?

Hristiyana göre her dogan minik bebek bir günahkar, utanmalisin... O agzi süt kokan bebek sana göre, senin için bir günahkarsa, neden yolladin onu buraya, sen bu utanmaz oyun kadar misin yoksa?

Tanri’m senin kadar masum o bebekler ve hangi evlerde dogarsa dogsunlar ancak senin kadar günahkardilar...

Müslümanlar diyor ki zamanla murdarlasir insanlar. Oysa en kötüsü bile sevilesi degilmiydi?...Kafasinda bir takke , kundak içinde... Bakmaz misin uyuyan bebeklere yasi kaç olursa olsun... Ve onlar ki büyüdüklerinde bile senin çocuklarindilar... Eyy kötünün kötüsü baba, eyy kötünün kötüsü ana... Nasil birakirsin onu tek basina bir cami avlusuna, kilise kapisina,havra yoluna?

Eyy Tanri, sen galiba kötüsün yarattigin hersey gibi ve senin kötülügün benim yok olmamla da sana bir sey kazandirmaz, Mars oradadir, Venüs de, Jüpiter de, adi sence olmayan diger yildizlar da, tipki bendeki senin kötülügün gibi... Adsiz bir kötülük....

Ayna gibi mi bu varolus?... Ben ki senin suretinim, begeniyor musun beni, kendini?

Yoksa seni ben mi yarattim, kendim gibi, ben olmasam böyle bir kötü Tanri olacak miydi? Aynadaki Tanrim. O tipki benim gibi. Aslinda begenmedigim ama yüzdeyüz benim olan, ve hatta taptigim, üstelik de korktugum ama asla ona ait olmadigimi söyleyerek yalanin alasini yasadigim, yalanci inancimin yalanci yansimasi, korkunç Tanrim...

Benim de keske gönlümce bir Tanrim, ahhh keske olabilseydi, isimsiz ama yarattigiyla didismez, yarismaz, ona ceza vermez cinsten...Kendinden emin, sevgisi sonsuz bir Tanri’m...

Iste o zaman...

Benim Tanri’m herkesinkinden daha iyi olurdu, eger bir Tanri’m olabilseydi. Eger...

Onun kucagi sicak, kollari koruyucu, öpüsü yumusak olurdu...

Ben, Tanri’mdan korkmazdim, o da benden korkmazdi...

Belki severdik birbirimizi....

 

Ve kimi zaman aglardik birbirimizin koynunda, kulla Tanri’nin kutsal bulusmasinda.... Kutsal baska hiçbir seyi uydurmaya ihtiyaç duymadan o benim gibi yarattigi bir kulun saçimi oksardi, ben de yarattigim gibi bir Tanri’ninkini... Günahsiz....

 

Solmaz Kamuran.

21 Mart 1999

 

© COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . . .