| . | ![]() ![]() ![]() |
| . | . | ||
| . | . | . |
Mehtap altinda o güzelim isildayan kipirtili sulariyla Marmara, sikir sikir adalar, göz kirpan Beyazit kulesi ve telasli vapurlar iki yaka arasinda gidip gelen... Köprü, Karaköy, Kadiköy,Moda, Suadiye, Bostanci, Büyükada, Heybeli, Burgazada, kinali ve yine Marmara... Manzara tek boyutlu da degil. Ihlamurlar var baygin kokulu, leylaklar var iç bayiltici,agirdan yesile dönen erguvanlar var... Visneler, erikler çiçeklerini çoktan topraga dökmüsler. At kestaneleri pembe beyaz... Gökyüzü inanilmaz engin, inanilmaz vaadedici... Arabaci, Venüs, Jüpiter... Arkana dön, bir bak... Büyük Ayi, Küçük Ayi, Kutup yildizi... Ve sesler...O günlerde çok çok uzakta gibi olan E-5ten, Ankara Asfaltindan, geçip giden kamyonlarin sesleri, henüz elektriklenmemis trenlerin çuf-çuflari, komsunun meyvaya dönmüs badem agaçlarinda bir bülbül, cigerini dayamis bir gülün dikenine, kanata kanata bagirmada.Senin farkinda bile olmayan bir delikanli uzak balkonlarda... Annen mutfakta, kizgin zeytinyaginda cizirdayan patlicanlar. Sosu sirkeli, sarimsakli, Girit usulü... Ve belki bir aksam ezani... Herseye karisan... Peki baban nerede? Sofra kuruldu, yemekler sogudu, yildizlar kaydi gitti baska baska yerlere... Çiçekler kapandi... Peki baban nerede? Annen neden bagirip duruyor ? Niye balkonun kenarinda oturuyor, basi demirlere dayali? Bu sogumus sofrayi kim kaldiracak? Bir sofra kurarsin bir gün sen de, hiç mi hiç sogumayan... Nasil olsa büyürsün...Büyürsün sen de... Sari, ince tozlu okul avlusuna bir girmeye gör, zaten büyüyüveriyorsun. Ilk ipek çorap... Ilk topuklu ayakkabi. Ilk fark edilis... -Benimle evlenir misin? Adalar hala sikir sikir, vapur artik Modaya ugramiyor. Lodosun en güzel köpürdügü yer degil miydi orasi? Yoksa hepten lodosa mi çevirdi havalar? "Baba, ben senin elini tutarsam en büyük dalgalardan bile korkmam, hiç korkmam. Peki ama sen neredesin?" Bisikletim nerde, yavru kedilerimiz öldü mü? Niye güzel kokmuyor bu sokaklar? Yoksa Manolyayi da mi kestiler? Masaya bir buket çiçek koymali, vazo kirik olsa bile... Vazo daha da kirilir. Yapistirilamayacak kadar çok ,çok küçük parçalara kirilir. Ve galiba kalbin ve hatta gururun bile... Vapursa hep gider gelir; kirmizi isigini, yesil isigini yaka yaka... Karaköy, Kadiköy... Adalar... Marmara kimi sikirdar, kimi sikirdamaz, küsmüstür belki de... Sen de baska bir vapur, baska bir deniz ararsin; küçük bir cam araligindan görünse bile. Muhtemel ki bulamazsin... Ama hep ararsin... Çikmayan candan umut kesilir mi? O can sevmeye hazirsa ölesiye... Bir el tutar onunkini ve beki de içinden kopa kopa der ki: -Seni seviyorum, hem de çoookk... Balkonda kipkizil sardunya piçleri, odan sicacik, seni sevgiyle saran kollar... Korkma, hiç korkma... Onun kollari sonsuz... Aski da... Vapur ayni vapur olsa da tasidigi yolcu sanma umutsuz... Ve beki de en güzeli manzaralarin o gördügün Marmara... Sakin yabana atma... Solmaz Kamuran © COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |
| . | . | . | . |
![]() |
![]() |