.
. .
. . .


Mecliste Musellem

Vaktiyle çesitli meyvelerden yapilan “müselles” diye bir içki varmis. Içine alkol katilmadigi halde zamanla olusan fermentasyondan dolayi bazilari bunu içmenin haram oldugunu söylerler ve yasaklanmasini isterlermis, bazilari da tam ziddini.

Gel zaman git zaman is büyümüs ve konu camilerde de tartisilmaya baslamis.

Hocanin biri sonunda konuya noktayi koymus:

-Içilebilir, haram degildir.

Ertesi sabah erkenden sabah ezani için geldiginde bir de bakmis cami avlusunda bir tezgah, basinda da bir takkeli adam.

-Hayrola, demis, nedir bu?

-Müselles tezgahi Hoca Efendi, demis adam, cemaat gelmeden satis için hazirlik yapiyorum da...

-Nee, sen delirdin mi bre adam, burada “müselles” satilir mi hiç?

-Ee Hoca Efendi, sen daha dün demedin mi “haram degildir” diye?

-Bre utanmaz , diye bagirmis Hoca, kari kocanin yatmasi da gühah degildir ama cami avlusunda yapilmaz bu is, tez yikil karsimdan .

Bizim Meclis’teki türban olaylari ister istemez insanin aklina bu fikrayi getiriyor, inanç özgürlügü ile düsünce özgürlügü birbirine karistirilinca Meclis’e takunyayla da gidilir, türbanla da...

Isin fikra esprisini asan bir de ajan-provakatörlük bölümü var ki üstünde dikkatle durulmaya deger...

Cumhuriyet tarihinde ilk defa kendisi de mütedeyyin bir kisi olarak taninan, yillarin deneyimli politikacisi Süleyman Demirel, bir milletvekilini kinamiyor, asagilamiyor ve hatta hakaret etmiyor ama daha da agir bir sey yapiyor, onu suçluyor, diyor ki sen bir ajansin, sen bir ajan provakatörsün...

Bunu yeni milletvekilinin yemin töreni sirasinda çikan olaylar sogumadan, devlet televizyonundan açikliyor.

Herhalde “laf ola torba dola” cinsinden bir politik demagoji ürünü degil bu.

Cumhurbaskanimiz henüz geldi “NATO” yildönümü kutlamalarindan ve herhalde elibos da gelmedi...

Türkiye yalnizca sadik bir NATO müttefiki degil ayni zamanda Israil’in de iyi bir dostu, Türki Cumhuriyetler’in agabeyi, Balkan halklarinin kizani, her ne kadar Bati dünyasina ters gibi görünse de o dünyanin ocagina çarigini çoktan uzatmis bir köylü...

Elde ettiklerinden de hiç mi hiç vazgeçmeye niyetli degil.

Daha çok coca-cola, daha çok donut, yasasin alisveris merkezleri ...

Burasi tüketebilir...Ve hatta üretmese bile...

Bu kadar tüketen ve belki bir gün üretebilir dahi... Neden olmasin?

Ve neden Ruanda’da, Kolombiya’da gösterdigi hassasiyeti A.B.D ve Nato aniden Türkiye’de de göstermesin. Gibi gibi gibi....

Bazilari diyorlar ki neden Belgrad da Ankara degil? Merak bu ya?

Bu çok zor bir olasilik degil... Harfler nasil da benziyor birbirine. UÇK, PKK gibi gibi gibi...

Aptal olmak lazim anlamamak için...

Demirel deneyimli bir devlet adami, Ecevit de...Gibi gibi gibi...

Bir de oturmus Batililar baska saflar olusturuyorlar sanki Türkiye yokmus gibi gibi gibi....

Ah basimdan bir avuç saç yolsalar sanki ben kel olurmusum gibi gibi gibi...

Ama canim çok yanar.

Galiba en dogrusu cami avlusunda “Müselles” satmamak ve hatta “Müselles” satmaya dahi kalkismamak....

Solmaz Kamuran
23 Mayis 1999

© COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . . .