.
. .
. . .


BİR DERE KENARI

Alabaligin derisini kibarca siyirdi biçagiyla, tabaginin kenarina koydu.  Bir küçük yudum aldi.  Dudaklarini büzdü çignerken.  Nefis birsey bu ... Gözleri kapaliydi.  Çatalini ve biçagini birakti, arkasina yaslandi.  Agaçlarin arkasindan süzülerek gelen günesle sevisircesine gerindi.  Kivrilarak masaya egildi, sandalyenin arka ayaklari havalanip sallandi.  Kadehinden biraz sarap içti, istahla.  Basini geri atti.  Saçlari parliyordu, gözleri de.  Ayaklari tahta masanin alt bandina dayaliydi.  Ayakkabilari pahali, hafif topuklu.  Sallanmaya devam etti.  Durdu, geri yaslandi.  Biraz daha balik aldi, tekrar sarabini yudumladi.  Gözlerini kocaman kocaman açti, kirpikleri her seye dokunuyor gibiydi.  Minik eli yanagina dayali, yari aralik parmaklariyla saçlarini karistiriyordu.

- Harika , dedi

Simdi dik dik bakiyordu adama, deminki davetkar tavri kaybolmustu. “ Rest ” der gibiydi.  Aslinda restini pek de göstermezdi, gibi yapardi.  Adamin gözbebeklerine bitistirdi kendisininkileri.  Meydan okudu.

- Haydi gel bakalim, haydi gel oynayalim canim, kuraliyla, madem ki istiyorsun…

Su saril saril akiyor, dallarla birlikte, kimbilir nereye ? Yapraklar…Çesit çesit agaçlar, suya kökleriyle sarilmis fistik çami bile.

“ Hersey bataklik bitkisi olabilir mi ? Hersey bataklikta yasayabilir mi ? Asil olan yasamak.  Agaçlar bunu yapar, fistik çami bile çamurda yasar, intihar etmez.  Ne mutlu yasayana ... “Rezillik bu” dedi kadin içinden. Bakmaya devam etti adama, bakislariyla silmek istercesine.

Adam düsünüyordu.

- Deger mi ?

Ama bayiliyordu bu ukala kadina.  Çok sey biliyor gibi, ama “ bana ne ?” dediginde ne kadar da masum.  Üstelik insani yiyecekmis gibi bakiyor, istahla...

- Görüyorum restini, gel bakalim, ye beni, al götür, becerebilirsen.

- Adam bir konu aradi konusulacak.  Kadin ayakkabisinin tekini çikardi suya bakiyordu dikkatle ve gidiyordu suyla birlikte.  Adam susuyordu.  Kadin seke seke uzaklasti derenin taslarinda, minik bir çaglayanda yuvarlandi, kayboldu, ayakkabisi dala takildi.

***

Suyun yataginin iyice genisledigi yerde egleniyordu insanlar.  Sagdaki sögütlerin altindakiler bir mangalin basinda gülüsüyorlar.

Babalari bir ay önce ölmüstü. Huysuzun tekiydi. Yasadigi sürece bes kurus koklatmadi kimseye. Çocuklari da zorunlu olmadikça gelmezlerdi yanina. Karisi ondan önce göçmüstü.  Kizina göre “onun yüzünden gitmisti anasi öbür tarafa” Babasinin arkasindan yalanciktan bile aglamadi.

Erkek kardesi orta yasin sinirinda, içmekten göbegi çikmis, hiç bir isin ucundan dogru dürüst tutamamis, kendi halinde biri.  Karisi zenci kirmasi.  Su, Hidiv’in pamuk tarlalarinda çalistirmak için Sudan’da getirip de ortada biraktiklarinin dördüncü nesli.  Kiyamet kopmustu.  Nasil bir marsikla evlenirsin ?  Oysa çok iyi kadindi.  Hem ona baska kim gelirdi ki ? İs yok, güç yok.  Senelerdir hiç sikayet etmeden çalisiyor makinesinin basinda.  İki kizlari var.  Biri kivir, kivir, böcek gözlü, orta sonda çaliskan.  Öbürü babasi gibi sapsari saçli teni yanik,çakir gözlü, koca dudakli.  Dizlerine kadar derenin içine girmisler, babalarinin yaptigi saz oltalarla balik tutmaya çalisiyorlar.

Eniste siska, siradan tipli biri.  Aslinda burali degil, güneyden.  Bankaya tayini çikmis, sonra da evlenip kalivermis.  Karisindan çekinirdi.  Onun her zaman hakli oldugunu düsünürdü. Nedense?...

Uzun zamandan beri ilk defa birlikte bir seyler yapiyorlar, sanki bir kutlama.

- Etleri aksamdan terbiye ettimdi, dedi gelin.

- Dolmayi çikarsana su torbadan, bir de oglanlara bakiver.  Büyük küçügü dövüp duruyor.

- Ben onlari görüyorum, sen merak etme, dedi bankaci eniste

- Erkek çocuklar daha bir zorlar, degil mi , gelin kadina sordu.

- Sorma, erkeklerden çektigimi hiç bir seyden çekmedim. Babam, kardesim, kocam, çocuklar…

Kocasi sessizce atesi yelliyor, sanki hiç bir sey duymuyor gibiydi.

- Eniste, gel beraber beyaz esyaci açalim, dedi göbekli adam.  Rakisindan keyifli bir yudum daha aldi.

- Vallahi bilmem, ablanla konusmak lazim. Ben isterim de o ne der ?

- Neymis o benimle konusulacak olan ? Kadin agzina bir parça domates atti.

Kivircik saçli kiz aglayarak geldi.

- Oltamin ipi koptu ...

***

Dere yataginin öbür tarafinda bir adam dalgin dalgin yürüyordu, kosusan çocuklarin sesleri geliyor kulagina uzaktan.  Fotograf makinesini onlara çevirdi, deklansöre basti.  Kendini beceriksiz ve korkak buluyor.  Basarisiz, on para etmez.  Ellerini ceplerine soktu, yukari dogru yürüdü.  Sonra bir tas alip suya atti. 

- Can sikici biriyim, diye mirildandi.

***

Biraz daha uzaktaki sögütlerin altinda genç bir kizla, bir delikanli sevisiyorlar, korka korka.  Oglan kizin gömleginin altindan elini soktu, kizin gögsünü avuçladi.  Elleri buz gibi, kizin memesi sicacik.  Kiz utanarak geri çekildi, yüzü kizarmis, gözleri bugulu.

- Beni sevmiyor musun , diye sordu delikanli.

- Seviyorum tabii ki, ama simdi olmaz.

Oglan sik sik nefes alip veriyordu. 

- Neden , nasil olsa evlenmeyecek miyiz ?

***

Kadin arabanin yaninda kocasini seyrediyordu. Yaslandigini düsündü. İçi burkuldu.  Birbirlerine nasil da yabancilasmislardi, ne denli yanyana olsalar da.  Bagaj kapagini açti. Aksamdan hazirladigi sepetten sarabi çikardi, bir de bardak.  Gözleri kocasindaydi, bir anda kaybolup gidecekmis gibi geliyordu ona. Bakislariyla tutuyor sanki, siki bir örümcek agi gibi sariyor adami.  Kocasi ona dogru yürümeye basladi, kadin öbür bardagi da çikardi. 

***

Sismanca adam, zenci kadin, adamin karisi, zenci kadinin kocasi sofrada izgara et yiyiyorlar.  Kadinlar meyva suyu, adamlar raki içiyorlar.  Babadan kalan parayla beyaz esyaci açmaya karar verildi.  Pazartesi günü gidip o büyük dükkani kiralayacaklar.“ Serefe” dediler.  Kadinlar adamlara yaslandi.  Adamlar rakilarini içtiler…

*** 

- Bizimkiler dügün derneksiz  vermezler, dedi genç kiz.

- Yapariz, essek degiliz ya...

- Ya ev , ev ne olacak ? Benim esyam hazir.

- Allah belasini versin bu ev adetinin ... Sanki kolay…

Oglan uzaklasti, bir sigara yakti.

- Kaç bana, dedi. Kaç o zaman ...

Kiz sesini çikartmadi, saçlarini düzeltti, söyle bir kimildandi.

***

Saraplarindan birer yudum daha aldilar.

- Avluyu bu çakillarla kaplayalim, dedi adam.

- Bence de,dedi kadin.

- Yarin dönelim, dedi adam.

- Olur, dedi kadin.

Adam suya bir tas daha atti, bakti öylece arkasindan, sikintiyla.

- Biliyor musun , Aida’yi Verdi’ye, Hidiv ismarlamis, Süveysin açilisi için…

***

Oglan çocuklar kosarak kizlarin yanina geldiler, su atmaya basladilar.  İki kiz bagira bagira dere yataginin yukarisina dogru kostu, oglanlar da peslerinden.  Birden öndeki kivircik bir çiglik atip durdu. 

- Orada bir ölü var !

Hepsi durdular. İleride taslara takilmis bir kadin cesedi vardi.  Saçlari yüzünü örtüyor, takildigi tasin kenarinda sallanip duruyor, ileri geri.  Dehsetle baktilar, sonra hizla asagiya kosmaya basladilar. 

 

- Ölü bir kadin var! Ölü bir kadin !

***

İlk önce kizla delikanli duydu seslerini.  Telasla üstlerini düzeltip, agaçlarin altindan çiktilar.  Çocuklar yanlarindan geçiyorlardi. 

- Ne oluyor , dedi delikanli.

Küçük oglan gözlerini koca koca açti, nefes nefese :

- Ölü bir kadin var ! Eliyle isaret etti kayayi.

Kiz “ Eve dönmeliyim, simdi ya polis gelirse, herkes bizi görecek ”diye düsündü.  Ama yerinden kimildamadi.

***

Kadinla adam, ellerinde bardaklar onlara bakiyorlardi. 

- Bir seyler oluyor, dedi adam. Makinesini alip o tarafa seyirtti.  Kadin durdu kaldi, adam kosmaya basladi.

Delikanli da öyle…

***

Çocuklar babalarina ellerini kollarini sallayarak anlatiyorlardi. Adamlar yerlerinden kalktilar.  Sisman olani ayakkabilarini giydi zorlukla, ayaklari sismis, baglayamadi.  Kosturdular yukari dogru. 

***

Kiz, sarap içen kadin, zenci gelin, yengesi, kivircikla kardesi kayada sallanan cesede bakiyorlardi.

***

Göbekli adam, banka memuru eniste, fotograf makineli koca, delikanli, iki oglan çocuk yukari dogru kosuyorlar.  En önde delikanli.  İki kare daha çekti fotografçi.  Sisman arkadaydi, durup biraz nefeslendi.  Ceset sallanip duruyordu.

***

Günes bulutlarin arasina girdi.  Kadinlar bakiyor, adamlar kosuyor, herkesin kalbi güm güm çarpiyor.  Dere saril saril akmakta…

***

Delikanli ulasti önce, sonra öbürleri.  Durdular, hep birlikte baktilar.  Sisman gülmeye basladi, digerleri de.  Kadinlar merakla bakiyorlardi.  Banka memuru karisina seslendi. 

- Yosunlu bir kütük, korkmayin ...

Herkes güldü birlikte.

***

Adam, biraz daha raki içti, çatalinin ucuyla küçük bir lokma pancar tursusu aldi.  Kadin hala sandalyede sallaniyordu, durdu, ayakkabisini giydi.

- İyi ki varsin, iyi ki döndün geriye, dedi adam.

-Nereden , diye sordu kadin.

Adam kadinin elini tutup öptü. 

-Dereden, dedi.  Gülüstüler…

Solmaz Kamuran

28 Eylul 1999

© COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . . .