| . | ![]() ![]() ![]() |
| . | . | ||
| . | . | . |
Çocukken yaz geldi mi, bütün günü neredeyse denizde geçirirdik biz. Simdilerde koskocaman gökdelenle dolu olan Erenköy, o günlerde tek ya da iki katli evlerin birbirinden agaçlar ve çiçekli bahçelerle ayrildigi gerçekten de asude bir yerdi. Ve bir yigin sokak vardi denize açilan, yuvarlak çakil taslariyla her biri dogal birer mahalle plajiydi bunlarin. Ev islerini tamamlamis hasir sapkali hanimlar, yandan baglamali minik çiçekli elbiselerin altinda mayolari günes tam tepeye yükselmeden solugu bu dünyanin en güzel denizininin kiyisinda alirdi. Yemek tarifleri, kaktüs çiçek açti mi, bu gece yazlik sinemada kimin filmi var...Ve arada basa takilan boneler, sahile paralel atilan birkaç zarif kulaç...Hafta sonuysa beyler de katilirdi muhabbete. Okey ortalarda olmasa da bezik vardi, oltalar da... Sari, mavi, kirmizi plastik küçük kovalarda yüzen birkaç kiraça, zargana...Öyle günes yaglari, kremler filan olmadan bronzlasiverirdi herkes. Bir bilseniz nasil yumusacik bir kumsaldi denizin içi, kiyida yuvarlak çakillar... Iddiali tas kaydirma yarislari, milletin yüregini agzina getirecek kadar uzaklara açilan delikanlilar, omzundaki askiyi düsürmüs cilveli genç kizlar... Güzeldi Istanbulun, Marmaranin kiyilari. Özlenecek kadar güzel... Ve bana çok kisa gelen bir sürede bu güzellik yok olup gitti, nereye bilmiyorum ama yok olup gitti. Buna da alisiverdik. Içine girip sarmas dolas olmasak da yine de en azindan hala öyleymis gibi duruyordu. Ona bakmak, kiyisinda oturmak iyi geliyordu. Masmavi bir huzur oluyordu bazen, bazen de köpük köpük bir öfke. Onu seyretmek yine de güzeldi.
Ama simdi ben artik ona bakamiyorum, Marmarayla gözgöze gelemiyorum artik. Ne zaman gözüm takilsa saniyorum ki, tam da baktigim o yer, tipki Kizildeniz gibi köpüre köpüre ikiye ayrilacak, dalgalari gelip onüçüncü kattaki balkonunu kaplayacak, önümdeki kirmizi kiremitli çatilar azgin sularin altinda kalacak. Kitaplarim, yazilarim, fotograflarim dagilip, paralanacak, kaybolacak... Ben de...Herkesle birlikte... Yürekli olmaya çalisiyorum. Ama olamiyorum, tek yapabildigim Marmarayla göz göze gelmemeye çalismak. Ama bu gece yine de bakiyorum ona, karanlik sularda, o mesum fay hattinin üzerinde isiklar yanip sönüyor, kirmizi, sari. Upuzun bir isik zinciri, sanki bana göz kirpiyorlar. Balikçi tekneleri bunlar. Onlari dün Bogazda görmüstüm. Iki toplu bir askeri gemi, üzerinde turuncu yelekleriyle selama durup Karadenize dogru geçerken, onlar da hizla, tam yol Marmaraya dogru gidiyorlardi. Tipki kedilere benziyorlardi. Baliga kosan kedilere... Kimi kirmizi mavi, kimi sari yesil, kimi lacivert beyaz. Ekmek parasi için inanilmaz bir telas ve çabayla, dalgalar arasinda bata çika giden balikçi tekneleri. Ve simdi onlar çeyrek bir gümüs ayin isigi altinda, az sonra yarilacakmis gibi duran kopkoyu sularin üzerinde lüfer pesinde... Sahi ben lüferi de severim... Ve galiba yasami da... Oysa simdi bu beni utandiriyor. Onca insan aci çekerken yasami sevmekten utanir oldum. Gizli bir el bogazimi sikip, bögrüme sinsi bir korkunun biçagini mi sokuyor ne? Neden uyuyamiyorum artik, nerde benim rüyalarim? Anilarim, anilarimiz alt üst oldu ve hatta toplu mezar... Duydum ki bize en güzel sarkilari söyleyen o adam göçüp gidivermis bir göçügün altinda. Ya yol üstünde findik aldigimiz yesil gözlü kiz, o nerede acaba? Içime hirsla çektigim o temiz hava da mi yuvarlanip gitti yamaçlarda? Balkonuna naylon beyaz perdeler, kilimler asilmis evler; sigara dumaniyla tütsülenmis kahveler; yorgun ihtiyarlarin dinlendigi agaç gölgeleri... Onlarda mi yok artik? Çocuklar ya ebediyen susmus ya hiç susmayacakmis gibi agliyor. Agliyanlari duyuyorum... kiminin karni aç, kim susuz , kimi uykusuz. Hangi uyku yerini tutabilir ki bir annenin koynunun? Hava gittikçe soguyor. Yakin atesi, atin odunu... Bir bardak çay uzatin atesin basinda oturanlara. Sonra bir közle daglayin korkak ruhumu. Ey Marmara ben ki bir zamanlar seni sevmistim... Simdi gögöze gelmemiz bile çok zor... Solmaz Kamuran 17 Kasim 1999 © COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |
| . | . | . | . |
![]() |
![]() |