.
. .
. . .


Fuzuli Bilgiler

Son üç aydir özellikle Istanbul’da yasayan insanlarin en yaygin olarak sikayet ettikleri konu uykusuzluk. !7 Agustos depremi öylesine bir panik ve güvensizlik ortami yaratti ki, kimseyi uyku tutmuyor. Sanki gecenin karanligi felaketleri de içinde sakliyor gibi geliyor çogumuza. Herhalde milyonlarca yillik genetik bir korku su üstüne çikiyor. Kimi oturup sabaha kadar televizyon seyrediyormus, kimi kafa çekiyormus, kimi de öylesine dolanip duruyormus evinin içinde. Bana gelince, dogrusu ben de bu dertten mustaribim, yani uyku uyuyamiyorum. Ne mi yapiyorum? Bilgisayarimin basina oturup, inanilmaz bir hizla ceviri yapiyorum, yorgunluktan yikilana dek hem de. Bazen gecede yirmi, yirmi bes sayfaya kadar götürüyorum isi. Artik kafami toparlayamaz hale gelince de, Internet’e baglanip oyalanmaya çalisiyorum. Biraz depremle ilgili kaynaklara bakiyorum, hava durumu alir gibi günlük deprem hareketlerini izledigimi söylersem, belki durumumun ciddiyetini daha iyi anlatmis olurum. Evet, gerçekten de oturup bunlari izliyorum ekranda, sonra bu görevim de bitiyor, basliyorum öyle nafile turlar atmaya sanal alemde. Iste böyle dolasirken bir yer buldum, Fuzuli Bilgiler Sitesi’ni... O kadar eglendim, öylesine fuzuli seyler ögrendim ki, dogrusu degil depremi, gelmis geçmis tüm kaygilarimi unuttum diyebilirim, en azindan birkaç saat için...

Bakin size onlardan birini anlatayim. Insanligin gidisatini, kadin erkek iliskilerini büyük anlamda degistiren dogum kontrolünün ne önemli bir sey oldugundan kimsenin kuskusu yoktur mutlaka. Peki, bu alanda yapilan buluslarin içinde önemli bir yeri olan prezarvatif, yani “Condom” hakkinda neler biliyorsunuz?

Adini Condom Dükünden almasina karsin aletin mucidi baska biriymis. Gabriel Fallopius’mus bu ileri zekali beyefendinin adi. Böyle bir konuya aklini taktigina göre herhalde cinsel istahi yüksek ve bu yüzden de basi çok agrimis biri olmasi gereken bu arkadas, 1500’lerin ortalarinda özel olarak ilaçlanmis bir kilif hazirlamis yatak aksesuari olarak. Akliniza hemen gebelik gelmesin, o günlerde bu, kadinlarin sorunuymus (acaba bu konuda fazla degisiklik oldu mu?) erkekler için esas sorun, o siralar yaygin olan cinsel hastaliklarmis. Tevatüre göre kadinlarin hosuna gitmesi için, pembe bir kurdeleyle uygun yere takilan bu kilifi 1000’den fazla erkek kullanmis.

Aradan yaklasik 100 yil geçmis Condom Dükünün bu konuyla yeniden ilgilenmesi için. Bu asil bey Ingiltere Krali 2. Charles’in doktoruymus. Kral kadinlara bayiliyormus ama hastalik kapmaktan da ödü patliyormus. Doktoruna bu konuda birseyler yapmasi emrini vermis. Adam, bir yigin denemeden sonra koyun bagirsagindan yapilmis yagli bir kilif hazirlamis kralina. Ve Charles 2, bunu kullanmaya baslamis, baska erkekler de... Herkes çok memnunmus mucizevi bulustan. Tek sorun, kirli çamasir ve donlarla beraber her gün kilifin da yikanmasi gerekmesiymis. Eh ne yapsinlar, ask ugruna buna da razi olmuslar. Burada kilifi kimin yikadigini merak etmekten kendimi alamadim. Karisi, hizmetçisi, sevgilisi, fahisesi, kendisi? Cevabin üstüne bir yigin vodvil kiprokosu kurulabilir bence.

Gelelim daha sonraki gelismelere. Ilk modernlesme 1870’de olmus ve ince latekslere kadar giden süreç baslamis. 1930’da da bugünkü sekline ve yapisina kavusmus Gabriel Fallapius’un büyük bulusu.

Teknik bilgi bu kadar, daha fazlasini merak edenler kütüphanelere kosabilirler.

Ama korunmayla ilgili hikayeler çok bol. Beni en çok güldüren Coca-Cola oldu. Bazi hanimlar istenmeyen gebeliklerin çaresine bakmakta bu yöntemi kullaniyormus. Asitli oldugu için, içinde bir sey barindirmayan bu mesrubatin diyeti hatta daha etkiliymis... Kimbilir belki reklamlarda bu özelligi de kullanilir önümüzdeki günlerde.

Baska ilginç korunma yöntemlerine gelince... Çinli kadinlar bu is için civa kullaniyorlarmis, etkin bir düsük nedeni ama saglikli oldugunu söylemek çok mümkün degil, kim bilir kaç kadin ölüp gitmistir bu arada. Eski Misir’daki kadinlarsa, krokodil pisligini bala karistirarak savasiyormus spermlerle. Yunanli kadinlar bur baska korunma yöntemi olan “diafram”in mucidi sayilabilirler , bu is için, içi bosaltilmis yarim bir greyfurt kullaniyorlarmis. Romali hemcinsleriyse daha sportif bir yöntem uyguluyorlarmis, cinsel birlesme biter bitmez hemen o anda basliyorlanmis yatakta siçrayarak aksirip öksürmeye.

Fuzuli bilgiler sitesi daha bir yigin fuzuli seyle dolu. Neler mi? Teflon tavalardan kibritlere, penguenlerin sevimli fahiseliginden Nicola Tesla’nin deprem makinesine kadar binlerce fuzuli bilgi sizleri bekliyor orada...

Bakin iste söz döndü dolasti yine depreme geldi. Tipki kafayi seksle bozdugu için sonunda ruh doktoruna giden adamin hikayesi gibi.

Doktor karsisina oturan adama bir takim sekiller gösterip soruyormus: “bu sana neyi hatirlatiyor?”. Adam hepsine de ayni cevabi veriyormus: “Seksi”. Doktorun bayagi cani sikilmis, yerinden kalkip yürümeye baslamis bir saga, bir sola, sonra durup kitapligi göstermis, “ya bunlar?”, demis. Cevap ayni, “seks”. Kapiyi, kül tablasini, duvardaki resimleri, vazodaki çiçekleri sormus, cevap hiç degismemis, “seks”. Doktor, içinden “ya sabir” çeke çeke pencerenin önüne gitmis, sinir içinde Kizkulesi’ni isaret etmis hastasina, “peki, bu?” Adam omuzlarini silkmis, “seks”, demis. Doktorun tepesi artik iyice atmis, ama yine de kendini kontrol etmeye çalisarak yerine oturmus. “beyefendi, neden, neden her sey size bunu hatirlatiyor?”, diye sormus. Adam kollarini iki yana açmis, boynu yana egik, “hiç aklimdan çikmiyor ki”, demis.

Bizim deprem korkumuz da neredeyse böyle anlamsiz bir saplanti halini aldi, her sey bize onu hatirlatiyor, hiç aklimizdan çikmiyor, ama bu konuda hala akilci tedbirler almaya girismiyoruz. Genelinde beklenen, sihirli bir degnegin Marmara’daki fay hattini alip götürüvermesi. Yani bir sabah gazeteyi elimize aldigimizda mansette, “çok sükür çekti gitti” yazdigini görsek inanip sevinecegiz. Deprem felaketinin bizi vurmasa bile çocuklarimizi vuracak oldugu kesin. Ruhsal kaygilarimizin somut yikintilara dönüsmemesi için bir fenerle düdük tasimaktan daha fazlasini yapmaliyiz. Tipki depremle yasamayi basarmis ülkelerdeki insanlar gibi. Unutmayalim dünyada her yil, büyüklügü yedi ve üzerinde olan ortalama on sekiz deprem oluyor. Arz yuvarlagi kimildiyor, yürüyor...

Herkese güvenli günler, rahat uykular...

Solmaz Kamuran

27 Kasim 1999

© COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . . .