anil.gif (36350 bytes)

Yol Hikayeleri 1

27-11-99

Bugune kadar becerebildigimiz kadariyla sizlere, taksi seyahatlerimizde gerceklesen anilarimizi, kimi zamanda taksi soforlerinin penceresinden olaylari aktarmaya calistik. Taksiciler ve hikayeleri bir bakima olaylarin mikro yaklasimiydi. Olaylara makro acidan bakinca karsimiza daha eglenceli seyler cikiyor: “Yol hikayeleri

Hepimiz, taksileri veya diger ulasim araclarini bir yerden baska bir yere gitmek icin kullaniyoruz. Bu durumda esas olay, bu insanlarin bizleri eglendirmesi degil, gitmek istedigimiz yere ulastirmasi veya daha basitce belli bir yolun gidilmesidir. Fakat, Istanbul gibi anlasilmaz bir yerde yasiyorsaniz, sizi evinizden isinize, okulunuza vb. gibi yerlere goturmesi gereken yollarda binbir gariplikler, bir birinden ilginc hikayeler vardir. Iste “Yol Hikayeleri” yazi dizisi bu cins, cesitli hikayeleri icermektedir.

Iki bolumden olusan, bu yazi dizisi boyunca, sizlere de buyuk gorevler dusmektedir. Yol Hikayeleri, basit bir yazi dizisinden ote, sizlerin de katilimiyla, cesitli sorulara cevap bulmaya calisacagimiz interaktif bir calismadir. Bu calismanin basariya ulasmasi ve dogru cevaplara ulasmamiz icin, oncelikle iki noktayi goz onunde bulundurmanizi rica edecegim:

1-                 Anlatacagim tum hikayeler garip ama gercektir ve hepsi de tarih boyunca bircok medeniyete kucak acmis, sevgili yurdumda yasanmistir.

2-                 Yol hikayeleri yazi dizisi boyunca, birlikte cevap arayacagimiz buyuk soru isareti sudur: 

“ Acaba bu cins isler, gavurun memleketinde de oluyor mu? Yoksa bu olaylardaki cins adamlar, salt yurdumun uretimi, her hakki yuce Turk milletine mahfuz karakterler mi?”

Tarih anlatir gibi, matematik anlatan kabus hocalara benzeyerek, sizleri daha fazla “Ne diyor bu adam?” triplerine sokmadan direkt orneklere gececegim. 

Hikaye 1:

Asagidaki hikayeye gecen sene sonuna dogru, Milliyet gazetesinde rastlamistim. Ne yazik ki birileri bu hikayeyi alip, fikra olarak anlatmaya basladigi icin toplumumuzda bu hikayeye fikra diye gulunup gecilmis ve gereken ders cikarilamamistir. Asagidaki hikaye tamamen dogrudur, en azindan gazetede haber olarak yayinlanmistir:

Yokusun asagisindaki kirmizi isiklara dogru hizla ilerleyen kamyon soforu, aniden yanan kirmizi isikla, onunde duran son model Porsche Carreraya arkadan carpmis. Kamyonda pek bir hasar olmasa da, Porsche’nin arka tamponda bayagi bir hasar mevcut. Arabasindan inen genc adam ve kamyon soforu tartismaya baslamis. Kamyon soforu yalvar yakar:

-         Abi, biliyorum sucluyum. Ne desen haklisin. Ama benim bunu odememe imkan ihtimal yok. Zaten ben soforuyum, patron kovar beni. Issiz gucsuz, ac susuz kalirim. Sen zenginsin, bunu yaptirmak sana koymaz abim.

Porscheli genc, kamyon soforunun abim, guzel abim, coluk var, cocuk var aglamalarina daha fazla dayanamayip, hatali da olsa kamyon soforunu affetmis. Genc adam, tam biraz ilerlemis, birkac kirmizi isik sonra ayni kamyon arkadan yine, bu sefer daha hizli bir sekilde carpmis. Kamyon soforu, piskin bir sekilde, inmeden camdan kafasini cikarmis:

-         Abi devam et, yine ben!

Hikaye 2:

Ikinci hikayem ise Bogazici Universitesinde okuyan bir cocukluk arkadasimin birkac ay once anlattigi, kendisinin de sahit oldugu, birinci elden bir hikaye. 

Finallerin bitmesini ve gelen yaz tatilini kutlamak isteyen birkac arkadas, bir ev partisi yapmaya karar verirler. Gerekli tum hazirliklar yapilir, yemekler, mezeler, alkoller alinir. Parti gecesi keyifler yerinde, herkeste kafalar “bir bucuk milyon” (eskilerin anlayacagi dille zilzurna). Katilimin da artmasiyla, cabuk tukenen alkol stoklarinin yenilemesi icin birisini bakkala, bir kasa bira almaya yollarlar. Sansli arkadas, bir bucuk milyonluk kafayla arabasina atlar ve acik bir bakkal aramaya baslar. Uzun bir arayistan sonra aldigi bir kasa birayi, hemen yanina, sag on koltuga yerlestirir ve evin yolunu tutar. Birkac dakika sonra, gecenin bir korunde, polis cevirmesine yakalanir. (Gunumuzde Istanbul’da, araba basina bir karakol polis dusmektedir ve yirmi dort saat, abuk subuk yerlerde cevrilmeniz gayet dogal bir seydir. Hatta, Tantan yakinda her Istanbullunun arabasina bir polis kampanyasini baslatacak ve gorev disi zamanlarda, arabanizin ozel bir bolumune yerlestirilecek olan tabutta yasayan, siyah pelerinli ve gelismis azi dislerine sahip, ozel bir emici kuvvet olusturulacak.)

Memur Bey, rutin ehliyet ve ruhsat kontrollerini yaptiktan sonra, aslanlar, kaplanlar gibi kafasi olan kardesimize sormus:

-         Alkol var mi?

Genc, sag koltuga donerek bira kasasini kucaklamis ve camdan polise dogru uzatarak:

-         Sana olmaz mi guzel abim, yeter ki sen iste!

Hikaye bana buraya kadar anlatildigi icin, bu soz sonrasi memur beyin yaklasimini tam olarak bilemiyorum. Ama eminim ki, Helsinki oncesi makyajlarimizla celisecek cinstendir. O yuzden susssssss…

ANIL SUREN

Yazara E-Mail

© COPYRIGHT 1996-1999, Turkiye Net (www.turkiye.net)


TAKSi DURAGI ARSiVi