SISTEMSIZIZ

Türkiye’deki bazi cok onemli sorunlarin temelinde sistem kavramini algilayamamis olmamizin yattigina inaniyorum. Turkiye’de insanlar sistemlerin ustunde derebeyi hayati yasiyorlar. Geriye kalan serflere de hayatta kalabilmek icin orman kanunlarina gore yasamak dusuyor.

Bir yanda deprem sonrasinda soz verdigi bicimde sehrinin yaralarini saramayan Kobe belediye baskaninin harakiri yapmasi bir yanda ise Türkiye’nin en onemli gazetecilerinden birinin (Ugur Mumcu) oldurulmesinin ardindan hala gorevini surdurebilen bir Icisleri Bakani’na sahip bir hukumet; bir ulke. Efendim tabii yani ne alakasi var konunun simdi icisleri bakani ile. Terorist geliyor bombayi koyup gidiyor. Bakan mi gelip o bombadan kurtaracak adami ?

Insanlar sistemin ustune cikmamali. Bu yapildigi anda demokrasi kagit uzerinde kalir. Bir adim oteye gidemez. Bir organizasyonun icinde yasiyorsaniz bu organizasyonun faaliyetlerinin capi cercevesinde odul ve ceza mekanizmasindan payiniza duseni alirsiniz. Almalisiniz. Bu organizasyonda bulundugunuz yer hic onemli degildir.

Bizde neden boyle degil ? Koyunden yurtdisina giden bir insan oradaki trafik kurallarina aninda ayak uyduruyor da, kendi ulkesine geldigi zaman trafik kurallarini takmiyor. Neden ? Dikkat edilirse burada cok tutarli bir davranis var. Gecerli kurallar ne ise insanlar ona gore davraniyor. Ne yaparsaniz yapin Londra’da polis gelip de buraya park edemezsin dedi mi is bitti. "Abi n’olur suradan bir sey alip cikacam" diyemezsiniz. Adam kabul etmeyecek (bakin sistem insandan -acil talebi olan soforden- daha ustun). Ve iste insanlari sisteme saygi duyduran sey de icracilarin bu kararliligidir. Her seferinde sistemin kurallarini kendi cikarlarina gore egip bukmeyen icracilarin. (Türkiye’de polise biraz yalvardin mi, "aman abim canim abim" geyigi ile ya da rusvet ile park da edersiniz; kirmizida da gecersiniz).

Burada cok onemli bir noktayi yakaladik. Icracilarin sistemin kurallarindan sasmaz sekilde davranmasi. Efendim bir ulkede bir devlet yoneticisi gorevini kotuye kullanirsa, devlette gorev almayi cebini doldurmak amaciyla yapiyorsa bu devletin yonettigi bir ulkede hangi vatandas hangi sisteme guvenecek ?

Boylece bu ulkede otobanda sol seritte 60 km/h ile giden suruculer de olacak, devletini dolandirmaya kalkan vatandas da. Cunku ortam bunlari yapabilecegini soyluyor. Diyor ki “Yapabilirsin. Ancak uzman olman gereken bir konu var : Iyi bir sekilde inkar edebilmeli, pacayi kurtarabilmelisin.”

Boyle bir duzende hicbir asamada esitlik saglanamaz. Demokrasi ortadan kalkar. Artik gunumuz dunyasinda giderek yayginlasan bir yasam bicimi var. Bilmem sizin de dikkatinizi cekiyor mu ? Buna kisaca “aglamayan cocuga emzik vermezler” diye aciklayabiliriz. Ne olmasini istiyorsaniz onun olmasi icin mucadele vereceksiniz. Devlet veya baska bir kurulus veya sistem orada sizin bazi temel isteklerine cevap vermek icin bulunmuyor artik. Orada size bakiyorlar. Seviyeniz neyse ona gore bir sey sunuyorlar size. %15 zam aliyorsunuz. Kimseden ses cikmadi mi ? Iyi giydirdik. Yok sesler mi yukseliyor. Hadi %25 olsun. "Ama bak bir kurus fazlasi yok haa…"

Insanlar yasamlarina sahip cikabilmeli. Tabii biraz da bilim kurgu filmlerini animsayarak soyle dusunelim : Sisteme tamamiyle uyuldugu zaman ne olacak ? Yasam cennet mi olacak ? Hayir bence. Ne yazik ki yine hayir. Bugun sistemsizlik tabani uzerine kurulu bir duzeni yoneten kisiler yarin da sistemin SIKI SIKIYA uygulandigi bir duzende yonetici olacaklar (bunlar sahis olarak ayni olmak zorunda degiller).

Degisim Ruzgarlari

Burada degisim kavramina gecmek istiyorum. Degisim konusunda simdiye dek bakisimiz cogunlukla degisimi yakalamak / yakalayamamak biciminde oldu. Bir aldatmaca yani…

Degisimle ilgili olarak oncelikle var olan ayrim sudur : Degistiriyor musunuz ? Degistirilmis oldugunu mu goruyorsunuz ? Eger ikinci gruptaysaniz yapacaginiz iki sey var : Ayak uydurmak veya uyduramamak. Degistiren her zaman kendi cikarlari cercevesinde degistirecektir. Sizin cikarlariniz icin degil. O halde ayak uydurmak demek degistirenlerin kendi cikarlari cercevesinde oynatmaya basladiklari bir oyunda siz de kendi cikarlariniz dogrultusunda hareket etme yetenegine sahip oluyorsunuz ve kendinize bir hisse cikarabiliyorsunuz. Eger ayak uyduramiyorsaniz bunun sebebi de degistirenlerin cikarlari ile sizinkinin uyusmamasi.

Kamuoyunu etkileyen guclerin odak noktasini ayak uydurma uyduramama seviyesine cekme sebebinde biraz da bu var. Kamuoyunun degistiren rolune gecmesini bir sekilde engellemek. Bunun yerine iclerinden akilli olanlari icin ayak uydurma akilli olmayanlar icin ayak uyduramama alternatiflerini sunuyorlar.

Ancak burada paranoyak olmamak lazim. Kimse kimseye degistirmesin diye engel koydugunu kabul etmez. Yapilan sey sadece sizin de degistirebilme hakkina sahip oldugunuz (uyutularak) unutturuluyor. Bu nasil saglaniyor ? Imaj ile. Yaratilan imaj birileri degistiriyor size de ayak uydurmak veya uydurmamak kaliyor. Eger uyanik kalirsaniz siz de degistirebilirsiniz tabii. ( O zaman zaten “bizim takim”a gecmis oluyorsunuz).

Tabii tum bu yaklasimlar manevi degerler sermayesinden buyuk parcalar koparmaya devam ediyor. Ote yandan degismek de o kadar süresiz bir sey degil. Onun da sonu gelecek. Surekli degisme kavrami da doyum noktasina ulasacak. Burada yeryuzu kulturu onemli bir paradima atlamasina daha girecek bence.

Yeni Bir Paradigma

Simdiye kadarki (bence) en onemli paradigma atlamalari sunlardi : Gocebelikten tarimsal hayata gecis, sanayi devrimi, bilgi devrimi. Bundan sonraki en onemli sicramanin digerlerinden bir farki olacak. Bence bundan sonraki paradigma dunya disi bir gezegene gidis olacaktir. Bu da buyuk bir olasilikla dunyanin uydusu aydir. Dusunebiliyor musunuz ? Hersey tam anlamiyla sifirdan baslayacak. Dunyanin en basindaki haline filan donecegiz. Tek bir farkla : Yakinda bir yerde installed-base’miz (dünya) var.

Tum bu konularin temelinde sonucta bir sistem kavrami var. Zaten sistemsizlik de bir sistem olduktan sonra sistem-harici bir sey olamaz. Sistem varsa onun sinirlari disinda kalan alanin da bir tarifi vardir (sistem-disi). O nedenle onlar da sistemde tanimlidir (bunlar bende tanimli degildir biciminde bir tanim).

TSK ve RP

Bugun Turkiye’de sistem kavramini basariyle surduren iki kurum var. Biri TSK (Türk Silahli Kuvvetleri) digeri de RP (Refah Partisi). TSK bunu oteden beri basariyla surduruyor. Burada insanlar sistemin ustune cikamiyorlar (kimi zaman sancilar yasanmiyor da degil). RP de sistem kavramini son birkac yildir yakalamis halde. RP’nin sistem kavrami da guzel bir yolla saglanmis halde. Mevcut ve kabul goren bir sistemin Türkiye temsilciligini almak, genel distribütorlugunu yapmak. Nedir bu sistem ? Din tabii ki. Bugun RPli olmak icin dini kurallari harfi harfine yerine getirmeniz gerekmiyor. Dini RP gozlugu ile baktiginizi kabul edin; tamamdir : Dindarsiniz. Cennetliksiniz.

Zaten bunu icin degil mi, RP’de basi aciklar da goruyoruz. Ya da RP lideri cikip Ataturk yasasa idi o da RP’li olurdu diyebiliyor. Yarin lider degisse yerine baska birisi gelse (eger sistem kavramini tam algilamislarsa) hicbir sey degismeyecek. O da ayni sekilde davranacak. Artik onemli olan dediginiz seyi yapmaniz, sozunuzde durmaniz, digerlerinden sizi ayiran bir ozelliginizin olmasi vb degil. Onemli olan su : Yetki verme hakkini elinde tutan kitleden (oy hakki olan vatandaslar) yetkiyi alin. Gerisi kolay. Sonra diledigimiz gibi davraniriz.

Sistemi uygulama acisindan baktigimizda RP’ye bir sey diyemeyiz. Ancak yapilan seyin niteligi, ahlakliligi vb acilarindan bakarsak soyleyecek bir lafimiz olur. Hal boyleyken bazi insanlarin kalkip da RP (tehlikesine) karsi onu tecrit etme, tek muhalefet yapma, dikkate almama vb gibi istekleri saglikli gorunmuyor. Yapilmasi gereken sey benzer bir bicimde bir sistem mantigini kabul ederek RP’nin karsisina cikmak ve rekabet etmektir.

Su an Turkiye’nin politika sahnesinde bu ozelliklere sahip bir parti yok. Doganin dialektigine de fazla guvenmemek gerek. Iste Nazi donemi Almanya’si. Alternatifini uretemedi ve tek sistem sadece kendini degil tum dunyayi yakti.

Tabii icerik acisindan birer tehdit unsuru olusturan ogelere karsi mucadelede tek etkili gruplar partiler degil. Ilgili herkes sorumlu (luk hissini duyabilmeli). Oyun esit sartlarda oynanmiyor. Bunu kabul etmek lazim. Biri silah kullaniyor, biri baska bir sey. Kalkip da bir dakika bir dakika bu oyun kurallarina uygun degil denemez. Hangi oyun kurallari ? Benim koydugum oyun kurallari. E sapsal ben zaten senin koydugun oyun kurallari cervesinde kendime bir yer bulamadigim icin kendi kurallarimi koydum.

Insanlarin egitim duzeyi arttirilmali. Sistem kavramina saygi duyulacak bir cogunluk kitlesi olusturulabilmeli. Ahlakli, genelin cikarlarina uygun, ici disi bir bir sistem kesfetmeli veya distributoru olmali her neyse ama onu tepeden tirnaga uygulamali. Bu imkansiz mi ? Italyan De Pietro oyle demiyor. Demek ki yapilabilirmis ? Yeter ki yapabilirim diyebilelim.

Hersey bu sihirli sozcukle baslayacak. Yapabilirim inanci. Kendinde yeterli potansiyel oldugunu kabul etmek bir de.

Bu yaziyla ilgili yorumlariniz varsa yazara mesaj gonderebilirsiniz.

Bu sayfa 22 Haziran 1996'da evde hazirlanmistir...