B irkac yil once hic planda olmayan bir seyahate cikmam gerekti. Is sebebiyle adini sanini pek duymadigim uzak bir ulkeye gitmem gerekti. Burada bir hafta kadar kalacak bazi gorüsmeler yapacak ve geri donecektim.
Havaalanina indikten yaklasik bir saat kadar sonra ülkenin ne tür bir ülke oldugunu anlamaya baslamistim. Bu bende biraz cekingenlik ve tedirginlik yaratti. Isimi bitirip bir an evvel ülkeme donme niyeti kapladi icimi.
Cumartesi aksami oldugundan ertesi gün icin yapacak bir seyim yoktu. Bes yildizli otelime yerlestim. Aksam yemegimi yedim. Erkenden dinlenmek üzere odama ciktim. Televizyonu actim ve dilini anlamasam bile ülkenin TV istasyonlarini zaplamaya basladim. (Bir ülkeyi anlamanin en güzel yollarindan biri).
Ve gözlerime inanamadim. Polisler yasli kadinlari yerlerde sürüklüyor, yüzlerini gözlerini parcaliyor, sokaklarda yari ölü birakmadan baslarindan ayrilmiyorlardi. Bir kadinin etrafinda dort veya bes polis, ellerinde coplarla nereye vurduklarina bakmadan kiyasiya girisiyorlardi. Kadin kanlar icinde cansiz halde yere düsünceye kadar vurmaya devam ediyorlar, tekmeliyorlar daha sonra da baskalarina yoneliyorlardi.
Ardindan baska polisler ikiser, ücer geliyor, yerde yatanlari tekmeleriyle dürtüklüyor, onlari alip gotürüyorlardi. Yerlere serpilmis yasli, genc kadinlara müdahale etmek isteyen siviller ise onlarla ayni kaderi paylasiyor ve sanssiz olanlari yanlarina düsüyor, sansli olanlari sinirlerini alan polislerin tekme ve coplari durduktan sonra otobüslere bindirilmek üzere gotürülüyorlardi.
Yasli kadinlarin bu zulmü gormek icin ne tür bir suc islediklerini anlamaya calistim. Acaba ülkelerini mi satmislardi ? Acaba gizli devlet sirlarini baska ülkelere mi satmislardi ? Acaba ülkedeki rejimi yikip yerine yasli kadinlar rejimini mi getirmek istiyorlardi ? Vatandaslarin odedikleri vergilerden toplanmis ülke kaynaklarini zimetlerine mi gecirmislerdi ? Vatan hainleri mi idi bunlar ? Donek, üc kagitci, yalanci, riyakar, sahtekar, sahsiyetsiz, haris, vatan haini mi idi bunlar ?
Yerimde duramadim. Odami terk ettim ve otelin barina indim. Barmen gencle biraz konusup bilgi almak istedim. TV’de izledigim gorüntüleri sordugumda hicbir anormal tepki gostermeden bana yasli kadinlarin neden dayak yediklerini anlatti. Dinledigim seyler bardan bir sise viskiyi alip odama cikip icmem icin yeterli idi. Ben de oyle yaptim.
Pazartesi günü firmamin buradaki temsilcisi olan firma ile gorüsmeye gittim. Tanisma faslindan sonra her zamanki gibi ülkelerini nasil buldugumu sordular. Bu bekledigim firsatti. Birkac giris cümlesinden sonra cumartesi günü izledigim seyleri ve nedenini anlattim. Bir an saskinlik geciren genc yonetici ikinci andan itibaren kendisini toparlayip siradan bir tavirla bu ülkede buna benzer seylerin normal oldugunu belirterek konumuza gelmeye calisti.
Hayir hayir kacmak o kadar kolay degildi. Ayni ülkede yasayan bir vatandas olarak konu ile ilgili ne düsündügünü ögrenmek istedim. Bu benim icin cok onemliydi. Daha da otesi bu firmam icin cok önemliydi. Son dedigim cümle üzerine telasa kapilan genc yonetici ne diyecegini bilemiyordu. Üsteledim :
- Bu yasli kadinlarin bu sebepten dolayi yari
ölü hale gelene dek coplanmasini tasvip ediyor musunuz?
- Eee sey aslinda hayir !
- Peki bunu nasil dile getiriyorsunuz ?
- Nasil yani ?
- Bu tutumu tasvip etmediginizi nasil gosteriyorsunuz ? Ne
yapiyorsunuz ?
- Efendim bir sey yapiyoruz diyemem. Yani bizi ilgilendiren bir
konu degil ki bu.
- Sizi ilgilendiren bir konu degil mi ? Yarin kendi annenizi
orada kanlar icinde gorseniz ne olacak ? O zaman mi sizin konunuz
olacak ?
- …
Ardindan toplantimiza basladim. 10 milyon dolarlik bir ihracat isiydi konustugumuz. Sunduklari hicbir projeyi, calismayi uygun bulmadim. Kendilerine bir gün daha süre verip ertesi gün tekrar gorüsebilecegimizi soyleyerek yanlarindan ayrildim. Ucak biletimi bir gün oteye kaydirdim. Otelime dondüm.
Ertesi gün de degisen bir sey olmadi. Firma yetkililerinin hicbir teklifi bana inandirici gelmiyordu. Sonunda genc yonetici allak bullak olmus bir yuzle konusmaya basladi :
"Bakin aslinda agzimizla kus tutsak bu isi alamayacagiz. Bunun nedeni de bir türlü bagdastiramadigim su kadinlarin dovülmesi olayi. Bana lütfen soyler misiniz bizim isimizle birkac yasli kadinin dovulmesinin ne alakasi var ?"
Bingo. Bu zihniyetle degil 10 milyon dolarlik 10 dolarlik is bile yapilamazdi. İsi daha fazla uzatmanin anlami yoktu : " Bakin hala anlayamadiginiz bir sey var. Vatandasi oldugunuz bu ülkede eger sirf yasindan dolayi saygi duyulmasi gereken kisiler yerden yere vuruluyor ve buna karsilik siz duyarsizlik ornegi gosteriyorsaniz daha cook is kaybedersiniz."
Sozlerimi bir gece once otelde tanistigim birisinden ogrendigim bir seyi soyleyerek bitirdim. "Bana soyler misiniz ? Sizin dininiz degil mi su sozü soyleyen : Cennet analarimizin ayaklari altindadir !"
Cennet analarimizin ayaklari altindadir. Aslinda oldukca güzel bir sözdü bu. Ne yazik ki buna sahiplenen kisiler bunun tam tersini davraniyorlardi. Boylece bu cümlenin de icine kendi kendilerine etmis oluyorlardi.
Tabii boylece neler kaybetmis olduklarini is isten gectikten sonra ogreniyorlardi. Ve ogrenmeye de devam edecekler. Yazik.
Bu yaziyla ilgili yorumlariniz varsa yazara mesaj gonderebilirsiniz.
Bu sayfa 6 Temmuz 1996'da evde hazirlanmistir...