Dayi Geliyor !

Cocukken bizim icin dondurma zamani yilin bir iki aylik donemi icine tikilip kalirdi. Onun disinda kalan zamanda ne dunyanin herhangi bir yerinde dondurma satilirdi ne de yanlislikla buna kalkisan biri gorulse ona hosgorü ile bakilirdi. Bizim icin dayi ne zaman dondurmaya cikiyorsa dondurma donemi o zaman baslar ne zaman artik tamam derse de o zaman kapanirdi. Dayinin dondurmaya cikmasi ve ondan dondurma yemek bir kutsal torendi biz cocuklar icin.

Dayinin adinin ne oldugunu hala bilmiyorum. Bütün mahalle ona dayi derdik. Sadece cocuklar degil büyükler de. Uzun yillar once merhum oldu. Ruhu sad olsun. Onun kutsal dondurma torenlerini animsadikca avcumuzun icinden nelerin kayip gittigini daha iyi anliyorum simdi.

Dayinin bir dondurma arabasi vardi. Uc tekerlekli. Arka tek tekerlek üstünde sele bulunurdu. Uzun mesafelerde araci bisiklet gibi sürmek icin. On taraf ise küp seklinde bir dolapti. Iki tarafinda bisiklet tekerlekleri bulunurdu. Bu kubun ici butunuyle bostu. Dayi üst orta bolümünde yer alan daire seklindeki agizdan buraya buyukce bir dondurma teknesi koyardi. Ayrica sele tarafina bakan tarafta yer alan açilir kapanir kapagi kullanarak da bu teknenin cevresine gerekli gordugu seyleri yerlesitirirdi (ogle yemegi vb). Tezgahin üst kismina iki tane sepet koyardi. Bu sepetlerin icinde külahlar olurdu. Sag taraftaki külahlar sol taraftakilere gore daha büyük olurdu. Büyük külah alabilmek icin cok dondurma almaniz gerekirdi. Cok dondurma almak o zamanlar (70li yillar) 1 lira idi.

Sabahin bizim daha kalkmadigimiz bir haziran veya temmuz sabahinda dayi dondurma arabasini külah sepetsiz, dondurma teknesiz, adeta ciplak olarak cikarip evinin hemen karsisina cekerdi. Biz kalktigimizda gozlerimiz hemen arabayi arardi. Araba varsa dayi bugun dondurmaya cikacak demekti. Yoksa tüh !

Dayi butun sabahi dondurmayi kendi elleri ile hazirlayarak gecirirdi. Dondurmayi nasil hazirlardi, ne yapardi fazla bilmezdik. Bildigimiz tek sey dayinin 12'ye dogru cikacagi idi. Bunun ilk isareti külah sepetlerinin gelmesi idi. Sepetleri gorunce hemen kosarak dondurma arabasinin her iki tarafina sira olurduk. Sag tarafta sira olmak bir ayricalik idi. Sol tarafa zaten oyuna domatesten katilanlar dizilirdi. Iddialilar sagda olurdu. O anda iki sey cok önemli idi. Sadenin yanina hangi tür dondurmanin cikacagi ve siftahin kimden yapilacagi. Siftah sag tarafta en önde yer alandan yapilirdi. O nedenle oraya ilk giden olmak cok önemli idi.

Külah sepetlerinden sonra dayi yarim puro seklindeki metal dondurma teknesini getirir arabasina yerlestirir ve üstünü tertemiz bir havlu ile orterdi. Sonra ogle yemegini yemek icin evine girerdi. Iste biz o sureyi bir lira bulmak ve sirada itisip kakisarak gecirirdik. Nihayet dayi kapida gorundugunde kuyrukta bekleyen herkes "Dayi geliyor ! Dayi geliyor ! diye bagirir ve cevredekileri de uyarirlardi".

50-60 yaslarindaki dayi bembeyaz onlügü icinde kapida belirir ve arabasinin basina gelirdi. O sirada artik siftahin kiminle yapilacagi belirmistir. Sirada en onde duran kimse o. Dayi bir lirayi alir, yüzünün iki yaninda gezdirir ve "Siftah senden, bereken allahtan" diyerek ilk külahi sagdaki sepetten alirdi ve…

Ve artik o an sadenin yaninda hangi tür dondurma oldugunu da ogrenme zamani gelmis olurdu. Dayi havlusunu ozenle kaldirir. Metal kapagi acar ve biz de ikinci tur dondurmanin o gün icin hangisi oldugunu ogrenirdik.

Biz dayidan hep daha az sütlü daha cok diger tür dondurma koymasini isterdik. Dayi ise hep tersini yapardi. Cünkü sütlü daha cok, ikinci tür dondurma daha az olurdu (maliyet). Dayi hicbir zaman sadesiz dondurma vermezdi. Ama sadece sade dondurma verirdi isteyene.

Benim en cok sevdigim türler limonlu ve visneli idi. En sevmedigim ise çikolatali. Bundan baska da bir de cilekli dondurma yapardi. Bundan baska dondurma türü bilmezdik. Yillar gecip de büyüyünce aslinda binlerce dondurma türü oldugunu gordüm ama hicbiri dayinin dondurmasinin tadini vermedi.

Biz ilk alanlar dayinin arabasinin durdugu yerden mahallenin meydanina iner dondurmamizi yerken dayi digerlerine servis yapardi. Dayinin artik müsterisi kalmadiginda arabasinin cevresinde, dayi arabasini o kücük rampadan asagi indirip satis yapmak icin harekete gecirirdi. Ancak arabanin onü yüklü arkasi ise hafif oldugundan arabayi rampadan asagi indirmek kolay olmazdi. Bu nedenle dayi asagi meydandan birini cagirirdi - fren gorevi yapmasi icin. Boylece arabanin arkasina gecip bisiklete biner gibi oturur ancak kisa sürede tüm gücümüzü frene vermek icin ayaga kalkmak zorunda kalirdik. Fren mekanizmasi ayakla idare edilirdi ve selenin tam altinada yer alirdi. Boylece dayi arabayi tutarak yavas yavas asagi indirirken birimiz de selenin üstünden saha kalkmis olarak o bes-on metrelik rampayi "ucarak" gecirirdik.

Sonra dayi arabasi ile bilinmeze dogru giderdi. Hicbir zaman ne onu takip ettik ne de bir yerlerde karsilastik. Gider bes alti saat sonra da neredeyse bütünüyle bitmis dondurma teknesi ile donerdi. Biz tabii buna cok üzülürdük. Cünkü ayni gün bir kez daha dondurma alma imkanimiz kalmamis olurdu. Dayi ise keyifli olurdu. Cunku tüm dondurmasini satmisti. Arabayi ayni rampadan yukari cikarmak icin ise bu kez birkac kisinin itmesi gerekirdi. Boylece dayiya yardimda bulunurduk. Cogu zaman dayi arabayi birakirdi biz cikaralim. Bütün günün yorgunlugunun üstüne o yavas yavas arkadan gelirdi.

Iste böyle idi bizim mahallenin dondurma kültürü. Biz dayinin dondurma sattigi donem disinda dondurma yemezdik. Dondurma bilmezdik. Baska dondurma saticilari gordugumuz zaman kafamizi cevirirdik. Hele bir de dayinin artik dondurmayi biraktigi bir doneme rastliyorsa o dondurmaci ile karsilasmamiz ona resmen kin filan beslerdik. Nasil olurdu da dondurma satardi ?

Sonra… Sonra büyüdük. Hersey degisti. Dayi oldü. Artik kimse o mahallede yasamiyor. Herkes baska yere dagildi. Dondurma ? Hala kis ortasinda dondurma yerken bir cekiniklik yasiyorum. Dondurma yazin yenir. Dayinin teknesinden.

Bu yaziyla ilgili yorumlariniz varsa yazara mesaj gonderebilirsiniz.

Bu sayfa 18 Agustos 1996'da evde hazirlanmistir...