Bir Sizofrenin Gunlugunden - I

Asagidaki yazilar bir sizofren arkadasimin gunlugunden alinmistir. Yoksa mantik diye bildigimiz seyin gecerli oldugu bir gezegende bu tur seylerin yasanabilecegi bir ulke veya memleket olamaz. Bana da pek inandirici gelmedi zaten. Ama yine de okumasi ilginc. Iyi eglenceler....

BIRAZ CILLER

Ciller hafta icinde yapilan oylamalarda hakkindaki suclamalardan kurtuldu. Bunlardan en onemlisi serveti ile ilgili olani idi. Oylama oncesi DYP grup toplantisinda Ciller bu oylamanin bir memleket meselesi oldugunu soylemis. Bu lafi duydugumda ilk once cok sinirlenmistim. Ancak simdi bunun gercekten de bir memleket meselesi oldugunu kavramis haldeyim.

Ciller aslinda sunu demek istedi : “Arkadaslar bu oylama bir memleket meselesidir. Malum ben bu serveti memleket sathina yayilmis genis bir cografyayi somurerek elde ettim. Eger bu paralar benim kisisel hazinemi olusturmasaydi bu paralar ile yilin alti ayi dis dunya ile iletisimi kesilen koylere yol, doktor goturulebilirdi. Isciye, memura, emekliye biraz daha insanca yasama imkani saglayacak projelere aktarilabilirdi. Egitim sistemi biraz olsun duzeltilebilirdi. Uzun lafin kisasi memleket kalkinabilirdi. Ama baktim memleket bu kaynak ile bir milim ilerleyecegine benim bu kaynagi ele gecirmemle birkac yuz metre ilerlemem daha mantikli geldi. O nedenle lutfen bu bir memleket meselesidir; oylarimizi ona gore kullanalim.”

GURES NEDEN ..?

Turk Silahli Kuvvetleri’ne (TSK) enaz 40 sene hizmet etmis bir generalin memleketini boyle seven bir kisinin ardindan kucuk dusmesi de ayri bir paradoks tabii. Ben sahsen Dogan Gures’in hangi mantik veya sebeple bir DYP milletvekili olarak Ciller’in ardinda yer aldigini anlamis degilim. Hayir aklimda bazi cevaplar var ama bunlari bir turlu bagdastiramiyorum ki. Bunlari sizlerle paylasayim bakalim siz bagdastirabilecek misiniz ?

1. Aciklama

Gures aslinda Ciller’e asiktir (Bkz. Ataturk ile Ciller’in yuzunu birlestirdigi ve evinin bas kosesindeki fotograf). Ancak gerek aralarindaki yas farki, gerek sosyal durumlari gerekse de topluma malolmusluk nedeni ile bu ask bir turlu su yuzune cikamamaktadir. Dogrusu Ciller de Gures’e asiktir (Bkz. GenKur gorev suresinin bir yil uzatilmasi-1994). Ona baktiginda hem bir baba sefkatini hem de bir sevgili ihtirasini gormektedir. Bu cikmaz karsisinda iki sevgili careyi ancak birbirlerine yakin olmalarini saglamakta bulmuslardir. Boylece Gures milletvekili olmustur. Artik iki sevgili de her gun birbirini gorebilmekte. Uzaktan ancak kendilerinin anlayacagi isaretler ile asklarini yansitmaktadirlar. Hatta Gures’in 14 Subat Sevgililer Gunu’nde mesaj yayinlayan tum gazetelerde ayni mesaji ayni takma ad kullanarak yayinladigi da rivayet edilmektedir.

2. Aciklama

Ciller Gures’e zamaninda TSK’nin politik sahneden nasil cikarilabilecegini sormustur. O zamanlar genel kurmay baskani olan Gures bu duruma siddetle karsi cikmis ve TSK’nin depolitize edilemeyecegini soylemistir. Ancak o yumusak, o baci ses tonuyla “Ya hala asker olmadiginiz halde sizi TSK’nin tek sorumlusu yaparsam?” diye kulagina fisildayinca akan sular durmustur. Buna gore TSK belli bir program cercevesinde Milli Savunma Bakanligi’na baglanacak, Gures de olene kadar M.S.B. olarak DYPli hukumetlerde bakan olacaktir.

Oysa kader aglarini ormus ve politik sahnede DYP bir turlu istedigi cogunlugu elde edip tek basina iktidara gelememistir. Bu durum karsisinda Gures Ciller’e bir sure vermistir. Bu sure doldugunda Ciller DYP’yi hala tek basina iktidara getiremezse Gures sinirlenecek ve kuserek yazlik evine cekilecektir. Rivayete gore Gures’in Ciller’e 20-30 sene kadar bir sure verdigi soylenmektedir.

ADALETIN BU MU DUNYA ?

Gelelim benim ikinci takma siritma yuzlu bakanima (ilki eski bakanlardan biri idi DYP’den, adini bile animsamiyorum - o kendisini bilir). Benim takma siritma yuzlu bakanim Kazan’in yaptiklarina ceviz kirmak desek hem cok safca davranmis oluruz hem de yuh be kardesim bu kadar da olmaz ki dememiz gerekir.

Kazan’in yaptiklari bilinclidir. Kazan Sivas’ta düzinelerce kisinin yanarak olmesine neden olmus kisilerin avukatidir. Kazan yaptigi davranislarla halkin huzurunu kaciran ve hapishanede tutuklu olarak yatmakta olan bir zati (eski Sincan belediye baskanini) hapishanede ziyarete gitmistir. Kazan yasadisi yollardan yurt disindan Mercedes almaya cabalamaktadir. Kazan suc islemis ve bu konuda hakkinda karar verilmis bir kisiye (medyum memis) danismanlik yapmistir. Ben bu kazani ne yapayim birader ? Eskiciye verip uste mandal almaya kalksam acaba kac mandal verirler ?

Kazan’in bu tutumu aslinda Refah’in aba altinda gizledigi gercek yuzunun isaretleridir. Haa bu durumda soyleyecek baska seyler geliyor aklima. Refah’in istedigi sonunda son 50 yildir iktidar partilerinin istemis olduklarindan farkli degildir. O da tipki digerleri gibi cebini doldurmak istiyor. Diger sag partiler ekonomiden iyi anlayarak bal tutan parmagini yalar hesabi bu isi yapmis ve yapiyor. Refah ise bunu dini kullanarak yapiyor.

Taksim’e camii imis. Komik olmayalim ? Taksim Meydani’nin cevresinde 5-6 tane camii var. Aksam saat sekizde, dokuzda, onda Taksim’de kim kaliyor da aksam ya da yatsi namazina gidecek ? Haftada bir cuma namazinda yer bulunamiyor diye mi camii dikilmek isteniyor ? Bos laf. Caminin altina, ustune, sagina, soluna yapilacak isyerleri, otopark su bu ile kimlere ne tur peskesler cekmeyi dusunuyor acaba Tayyip Bey ? Bunlari konusalim. Aziz Nesin sadece %60 demisti. Ama Refah sanirim bunu %100 anladi. Aklina eseni yapacagini saniyor.

Istanbul Belediyesi’nin kimlere ne ihaleler verdigi bir kac cinci hocanin foyasinin ortaya cikmasiyla su yuzune cikmadi mi ?

Refah’in soyle bir soylemi var. Demokrasiyi hazmedelim. Ciller de gecen hafta ayni kapiya cikacak laflar etti. Dini politikaya alet etmeyin ey muhalifler diye bagirdi. Dikkat edin bunu Refah’a degil Refah’i elestirenlere soyledi. Yani sunu demek istiyorlar. “Ya birader Refah’in soylemini biliyorsunuz. Dolayisiyla bu onun kazanmis oldugu bir hak. O dini kullanacak. Ama sen dini politikaya sokmamalisin. Yani Refah’i elestirmemelisin.

Benim memleketimin bir belediye baskani seriat seriat diye bagirabilir. O bunu yapabilir. Ama sen kalkip da bunu elestiremezsin.

Bir de Ciller’in en cok gulduren aciklamasi gecen haftadan : Laikligin bekcisi DYP imis. Hangi DYP bu ? Tabii inaniyorum ki Aziz Nesin’in %60’i icin bu aciklamalar cok etkileyici oluyor. Cunku benim halkim 600 sene siz dusunmeyin biz sizin yerinize dusunuruz diyenler tarafindan yonetilmis. Bir Turk’un en buyuk arzusu hep tembellik yapmak olmustur. Tanrim bana benim haklarimi koruyacak, ama bana kotuluk yapmayacak bir kulunu gonder. Onun kolesi olayim. Evet bu kolelik yillardir suruyor. Biri eger haritalari acip da Turklerin egemen olduklari topraklarin nerelerden nerelere dusmus olduguna bakarsa bu kullarin nasil kotuluk yapmadigini halka cok iyi anlar.

Dusmani her zaman disarida aramak da klasik bir gizli servis numarasidir. Hedef sasirtma. Ugur Mumcu oldurulur. Akla dis mihraklar gelir. Oysa ortaya cikti ki Mumcu’yu devletin en onemli yerlerinde gorev ve sorumluluklari olan kisilerin bu yetkileri kotuye kullanmalari sonucu meydana gelmis ve halk dilinde cete denilen olusumlar oldurmustur.

SUSURLUK GEYIGI

Gelelim Susurluk Geyigimize. Bu haftanin en flas konusu Ibrahim Sahin’in ortadan yokolmasi oldu. Bu olaydan sonra eger birisi bana kalkip da Turkiye’nin bir polis devleti oldugunu soylerse anlini karislayacagim. Ne polis devleti ulan. Devlet suclularin hakkini o denli iyi koruyor ki yasalara karsi, aranan sahislari kendi insan gucuyle koruyor.

Evet Istanbul DGM, I.Sahin’in tutuklanmasi icin emir cikardi. Bayramdan once. Bunu Ankara’ya gonderdi. Bu karar ciktiginda Sahin resmi korumalar tarafindan korunuyordu. Bu korumalar ne yapti ? Sahin’i tutuklayip devlete teslim ettiler. Nah ! Devlet kimmis de Sahin’i tutuklamak istiyormus ? Vatani milleti icin canini tehlikeye atmis bir insani devlet nasil olur da tutuklarmis ? Ne olmus yani devletin ona tanidigi imkanlari kullanarak cebine biraz para indirmisse. Bal tutan parmagini yalar.

Sahin once soyle bir mesaj vermis : Bayrami ailemle gecirip sonra teslim olacagim. Eh tabii en dogal haktir bu Turkiye’de. Her suclu devlet tarafindan aranmaya basladiginda eger yakin zamanda bir milli veya dini bayram varsa bunu ailesiyle gecirebilir. Hem okullar da bayramlarda tatil olmuyor mu ? O hesap.

Bayram bitti ama Sahin’inki anlasilan bitmemis olacak ki ortaya cikmadi. Simdi deliye her gun bayram hesabi mi yapti diye sorabilirsiniz. Ben bilmem. Bunu kendisi soylemeli. Sonra Ankara polisinin yogun aramalari hala bir cevap vermezken saf bir TV kameramani Sahin’i Ankara sokaklarinda yakaladi. Bir aksam vakti. Adam belki de bir turlu vakit bulamadigindan gerceklestirememis oldugu bir bayram ziyaretinden cikiyordu. Yok medya illa ki olayi buyutecek. Sahin nasil olur da sokaklarda gezer efendim diyecek.

Bunun uzerine Sahin rivayete gore Ankara’dan yola cikip hava yolu ile Istanbul’dan da aktarma yaparak Atina geciyor. Oradan da baska bir ulkeye. Simdi demek ki adam dis memleketlerdeki akrabalarinin da bayramini kutlamaya gitti. Bitince gelecek. Bunda abartacak ne var ? Ama bizim medya gene isin pesini birakmiyor. Yok efendim kacti da su da bu.

Bu arada lutfen akliniza soyle sorular gelmesin : Bu adami havaalanlarinda taniyan bir kisi dahi cikmadi mi ? Polis kontrollerinden nasil gecti ? Sahte pasaport kullansa da aylardir yuzu medyada cikan bu adama neden bir kisi dur diyemedi ? Sormayin kardesim. Burasi polis devleti mi ?

Isin sakasi bir yana devlet icinde devlet kurmus olmanin bu ulkede cezasi yok mu ya ? Beyazit Meydani’nda ben okuyabilmek icin para vermek istemiyorum diyen gencler kiyasiya dovulurken vatani bolmekle suclaniyorlar da devlet icinde devlet kurmaya kalkanlar nasil oluyor da kendisine her gun bayram ilan edip elini kolunu sallayarak dolasabiliyor ?

Butun bu olaylarin ardindan ortaya cikiyor ki devlet zamaninda suc islemis insanlari devlet adina suc islemek uzere himayesine almis. Bu ne zaman baslamis olabilir ? Fazla uzun degil. Bu insanlarin cogu 1980’den once sag-sol teroru ile ugrasiyor olduklarina gore 1980’den sonra demek dogru olur. Netekim bu tur insanlarla bu mahiyette anlasma yapabilecek karakterde yoneticilerimiz de olmustur sanirim son 17 yil icinde.

Tabii kim bilebilir ki bu insanlarin palazlanip palazlanip devletin icinde devlet gucunden daha ustun bir guce sahip olabileceklerini. Efendim bugun I. Sahin’i, M.Agar’i bagrina basan insanlar varsa bu insanlarin oldugu ulkede demokrasiye yer yoktur. Insanlar sistemin ustune cikabiliyorlarsa sistem diye bir sey yoktur. Insanlar vardir. I. Sahin ben bu kadar hizmet verdikten sonra devlet kim oluyor da beni tutuklamaya kalkiyor diyebiliyorsa, ya da Istanbul DGM’yi devlet olarak degil de oradaki kendini bilmez birkac savci olarak goruyorsa bu sisteme degil insana deger vermenin tam bir ispatidir. Bir DGM savcisi iskembesinin hatirina bir insani tutuklamak istemez. Bunu devletin koymus oldugunu kanunlar cercevesinde ister. Birisi de kalkip bunu kaale almazsa devleti kaale almiyor demektir.

Ne kadar komik degil mi ? Satirlardir burada Turkiye’nin guvenlik ve icisiyle ilgili bir konuyu deseliyoruz ama Icisleri Bakani aklimiza hic gelmiyor. Hakkinda tutuklama karari cikarilmis bir insanin sokaklarda dolastigi kameralara cekilerek ispat edilmisse benbir vatandas olarak boyle bir Icisleri Bakani’nin benim ulkemin icislerini yonetme yeteneginde olduguna inanmiyorum. Halka cici gorunecem, ben sizin kucuk bacinizim imaji yaratacam diye doguda okey oynamakla o koltuk yonetilmez.

Simdi hemen sinirlenmeyin. Kadin da hakli bence. Soyle derdi herhalde : “Kardesim olay tutuklayabilmek, tutuklayamamakta degil ki. Bana ne soylenirse ben onu yapiyorum. Ben nasil bana soylenmemis bir seyi yapabilirim. Eyerlerimden sorumlu bakanim bana kalkip da yakala deseydi hemen yakalardim. O nedenle suc bende degil”.

Gercekten de Turkiye’de bir skandal ciktiginda hemen ilgili bazi mercilerin istifa etmesini bekleriz. Aptalca. Kardesim bu insanlar sorumlu gorundukleri konularda ilgili yasalar cercevesinde hareket ederek sorumluluklarini yerine getirmiyorlar ki. Bagli olduklari tanrilari ne yapmalarini emrediyorsa onu yapiyorlar.

Simdi bu Sahin olayinda icisileri bakaninin istifasi. Bakan niye istifa etsin ki ? Konu ona yansimis bir konu degil ki. O daha yukarilarda bir yerlerde cozulmustur. Bakan da bir kres acilisina filan gider iste.

Bu yazi bitmez. En iyisi birkac kere neden diye sorarak bu yaziyi bitireyim.

NEDEN ?

Neden yonetmek yerine yonetilmeyi tercih ediyoruz ?
Neden uretmek yerine tuketmeyi tercih ediyoruz ?
Neden yaratmak yerine tembelligi tercih ediyoruz ? (Yine de neden nufusumuz bu kadar hizli artabiliyor?)
Neden hakkini arayamayanin hakkini korumak yerine onu somurmeyi tercih ediyoruz ?
Neden okumuyoruz ?
Neden statikiz, degismek istemiyoruz ?
Neden ileri mars yerine yerinde say mars komutunu seviyoruz ?
Neden egitimsiziz ?
Neden hosa gitmeyen her konunun adi ulkenin bolunmez butunlugu tartismasina getiriliyor, neden hosa gitmeyen laf soyleyenler bolucu oluyor ?
Neden kayiplarini arayanlar devlet tarafindan dovuluyor ? Yoksa kayiplarin sebebi devlet mi (foyasi meydana cikmasin diye dovuyor?)
Neden suclu oldugu sanilan insanlar yakalanmak yerine yerinde olduruluyor (Polis guclerimize egitim yaptiracak paramiz yok mu?)
Neden vicdan azabi cekmesi gereken insanlar oh olsun bir daha imkanim olsa bir daha yaparim diyorlar?
Neden cocuklarinin sunnet dugunune gidebilmek icin gozunu karartacak kadar insancil duygular tasiyan polislerim suclu olup olmadigini bilmedikleri insanlari kursun yagmuruna tutup oldurebiliyor ?
Neden bu insanlar kendilerine neden diye sormuyorlar ?
Neden para bu kadar onemli ? (Kus ucuramamakla bir ilgisi olabilir mi?)
Neden hirs bu kadar onemli ? (Kus ucuramamakla bir ilgisi olabilir mi?)
Neden ?

Yapan da yapilan da Turk olduktan sonra baska memleketler neden Turkiye’yi zayiflatmak icin butcelerine para koysunlar ki ? Bu israf olmaz mi ?

Turkiye daha yasanabilir bir ulke olsun ! Kendim icin bir sey istiyorsam namerdim abi. Ama kendisi icin birseyler istedikleri / isteyecekleri halde (suya sabuna dokunacak seyler degil bunlar; is gibi, ekmek gibi, egitim gibi basit seyler) elde edemeyecekler icin uzuluyorum. Cunku buyuk bir olasilikla elde edemeyeceklerini hicbir zaman bilemeyecekler.

Yani anlamsiz iste...

Bu yaziyla ilgili yorumlariniz varsa yazara mesaj gonderebilirsiniz.

Bu sayfa 22 Subat 1997'de bilinmeyen bir yerde hazirlanmistir...