DEGISIM RUZGARLARI

20 yuzyili bir sure sonra geride birakacagiz. Ozellikle 90li yillarda karsimiza her zamankinden cok daha kisa sureli araliklarla cikma egilimi gosteren bir konu uzerinde durmak istiyorum. Bu konu degisim, degismektir.

90li yillarda dunya ticaret anlayisinda onemli degisiklikler yasanmaya basladi. Bu yeryuzu kulturu uzerinde degismeyen bir seyin kalmamasini ongorurcesine kendisini basimizi nereye cevirsek kendisini bize hissettirecek kadar guclu degisim ruzgarlarini da pesinden getirdi.

Hepimiz siddeti ne olursa olsun bu ruzgarlari hissediyoruz. Yasamimizi onlarin varligina gore istesek de istemesek de ayarlamak zorunda kaliyoruz.

DEGISIME KARSI ALINAN TAVIRLAR

Aslinda bu cevaplamasi oldukca basit bir soru gibi gorunuyor. Degisim karsisinda alinan tavir iki tanesinden biridir :

a. Degisime ayak uydurursun
b. Degisime ayak uyduramaz ve yok olursun

Eger degisim is dunyasinda yakaniza yapisiyorsa degisim ruzgarlara ayak uydurarak stratejilerinizi ve yatirimlarinizi ona gore yaparsiniz ve surecin sonuna ayakta ve daha da karli olarak cikarsiniz. Eger bu ruzgari fark etmez veya etseniz bile ayak diretirseniz er ya da gec ruzgarlar sizi siler supurur. Yok olursunuz. Yillardir hic degismeden bugune dek gelmis bir is konusu ornek olarak ele alalim.

“Alaska dondurma !” bagirtisi size neyi animsatir ? Hemen hepimiz icin bu sinemalarda film arasindaki saticilari animsatir degil mi ? Alaska dondurmalarini ben sinema salonlari disinda baska hicbir yerde gormedim hayatimda. Siz ? Alaska dondurmalarini ureten firma gectigimiz aylarda rekabet ortamina daha fazla dayanamayarak iflas ettigini acikladi. (Bu acaba bundan sonra Alaska dondurmalarini sinemalarda yiyemeyecegimiz anlamina mi gelecek ? Bence akli olan bir rakip bu sirketi satin alip urun yelpazesinin bir parcasi olarak Alaska dondurmalarini satmaya devam etmeli. Cunku bu isim gibi yeni bir ismi sinema seyircisine yer ettirmek sanirim bir 20 yil daha alir. Hazirda bir isim varken bunu kullanmak en akillicasi).

Bu egilim sadece is dunyasi icin degil baska dunyalar icin de gecerli. Adini siz koyun. Kisa surede konuyla ilgili bir ornek gelecektir akliniza. Eski ahsep evler neden yikiliyor ? Sehrin trafigi neden degisiyor ? Muzik neden giderek hizlaniyor ?

Neyse benim asil uzerinde konsantre olmak istedigim nokta bu iki taviri detayli aciklayip totoloji yapmak degil. Ben aslinda ozenle gizli tutulmaya calisilan ancak o denli aleni oldugu icin hicbir zaman butunuyle gizli tutulamayan, uyananin aninda fark ettigi ucuncu bir tavirdan bahsetmek istiyorum. Bunu sizinle paylastigimda siz de hemen kavrayacaksiniz. Size de cok mantikli gelecek. Sakin bu noktada durmayin. Okumaya, bu ucuncu taviri kafanizda canli tutmaya calisin. Cunku tek kurtulusunuz burada. Herkesin...

UCUNCU TAVIR

Algida sureklilik ilkesini kullanarak unutturulmaya calisilan ucunu tavir *degistiren kaynak olmaktir* Yukaridaki iki tavir dikkat edilirse pasif olarak degisim ruzgarina karsi izlenecek tutumu sergiliyor. Boylece bilincaltina gizli bir mesaj gonderiliyor. O da sudur : Birileri surekli birseyler degistiriyor olacak (ust seviyede). Sen de kendi kucuk dunyani buna gore ayarlayacaksin. Ya da bunu beceremeyecek ve yok olacaksin.

Diretilen bu egilimde yaraticilik yoktur. Sadece izlemecilik vardir. Birini izleyerek onu gecmek mumkun mu ? Hayir ! Elbette ki izlediginiz seyi gecmeden once bir sure hazirlik calismalari olarak izleme yapilabilir (bkz. 2. Dunya Savasi sonrasi Japonya otomotiv endüstrisi). Ama aklinizda her zaman takkip ettiginiz seyi gecme vizyonu ve amaci olmalidir.

Bu vizyon ve amac da once kendi icimizde “BUNU YAPABILIRIM” demekle baslar. Gerek kisi olarak izlediginiz, ornek aldiginiz birini ele alin, gerekse de sirket veya devlet olarak sizden ileride olanlari. Ayni yaklasim soz konusu. Onu gecebilirim demeyi kafaniza yerlestirmeden pasif olarak onun actigi yolda ayak uydurarak ilerlemek uyduramamaya gore bir basari olsa temelde onu gecmeye yetecek akdar buyuk bir basari olamayacaktir.

Degisime ayak uydurmak olmamalidir hedefimiz. Bunun da otesinde degistirebilen biri olabilmeliyiz. Hicbir zaman bunu aklimizdan cikarmamaliyiz. Biz degistirebilecek kadar yaratici olabiliriz. Peki nasil ?

DEGISTIRME SURECI

Surec soyle isler :

1. Degisime ayak uydurma egzersizleri yaparak oncelikle bu konuda basarili oldugumuzu ispatlamamiz lazim.

(Ayrica liberal ekonominin ilk onda yer alan gizli kurallarindan biri de bu degil mi zaten : Bir katki saglayacagin sistemi once mukemmel olarak bilmeli, tanimalisin. Bu surec de onu mukemmel sekilde kullanmaktan gecer)

Bu asama izleme, kopyalama, sistemi ozumseme, sistemin size bir avantaj saglayacak zayif noktalarini yakalama surecidir. Zayif noktalari yakalayabilmeniz icin sisteme butunuyle hakim olabilmeniz lazimdir. Belli bir sistem uzerine ihtisaslasma iste burada cok elzemdir ve bu nedenle liberal ekonominin merkezi ABD’de herkes sadece bir sey bilir ve baska hicbir sey bilmez.

2. “Degistirebilirim” vizyonunu yakalamak ve bu vizyonun surec ve sonuclarini istiyor olmak.

Bunu yapabilmek icin once cesaretli olmak gerekir. Sonra da boyle cesur adimlar atabilmek icin (bu cogunlukla resmen kabul edilmez ama) kisisel bazi sebeplere sahip olmaniz lazim. Bu sebep veya sebepler eger sizin kisiliginiz acisindan sizde olumsuz etkiler yaratmis bazi olaylara dayaniyorsa bu cok daha iyidir (bunu karikaturize etmek gerekirse su temali karikaturleri animsayin : Genc bir adam masasina oturmus. Koltugu masaya ve odanin kapisina ters donuk. Kapida daha yasli bir kisi var. Daha gucsuz oldugu durusundan ve yuz ifadesinden belli. Biz koltugun gerisinde oturan gencin de kendinden emin yuzunu goruyoruz kapidaki adama su unlu repligi soylerken : “Animsiyor musunuz yillar once fakir ama gururlu bir genc vardi...”)

Sadece vizyon sahibi olmak yeterli degildir. Bu vizyon sizin bu hayattan beklediginiz bazi konulardaki acliginizi veya boslugunuzu dolduracak ozelliklere de sahip olmalidir. Yukaridaki olumsuz etki ile buradaki mutlu etme aslinda biraz celiski barindirmaktadir icinde. Soyle ki kisiyi olumsuz yonde etkilemis bir konu kisiyi inanilmaz derecede motive edebilir. Bu motivasyon tepkisel bir motivasyondur. Tepkisel motivasyonun en zayif tarafi kisi koymus oldugu hedefe ulastigi anda herseyin bir anda bitebilmesi, kisinin kendini cok daha buyuk bir boslukta hissedebilmesidir.

Bu durumuyla mutluluk Nietzche’nin “yoksa savasimiz zaferini kutlarken onu terk etmek mi?” sorusunda isaret ettigi turden bir anlam kazaniyor. Ulasilmaya calisildigi surece var olan ama ulasilinca dogal olarak yok olan bir sey.

Bu tehlikeden kacinmak lazim. Bu nedenle de surec boyunca sadece surece degil olmasi beklenen sonuclara da vakit ayirmak gerek. Ben bu surecin icindeyim. Bu surecin su sekilde sonuclanmasini istiyorum. Bu sonuca ulastigim zaman ne olacak ? Ne yapacagim ?

Bu sorulara vakit ayrildiginda kisi cikisi kolayca bulur : Yeni bir hedef koymak. Bunu daha mevcut hedefe ulasmadan bulup koyarsaniz en mukemel cozumu buldunuz demektir.

Tum bu hedef avi suresince unutulmamasi gereken bir sey vardir : Avlamak istediginiz hedeflerin bir ortak ozelliginin de sizi mutlu ediyor olmasidir. Sonucta yasamda sizi mutlu edecek seyleri yapamadiginiz surece yaptiginiz seylerin, kazandiginiz basarilarin size verecegi hicbir pozitif mesaji olmaz.

3. Degistirmek.

Degistirmek yukaridaki iki asamayi hakkini vererek gecmisseniz hic de zor degildir. Tam tersine yukaridaki asamalardan sonra degistirmek dogal bir davranis biciminiz haline gelir. Degistirirken artik degistirdiginizi hissetmemeye baslarsiniz. Sizin icin degistirmek gunluk dogal hayatinizin bir parcasi olmustur. Degistirmeden yasamak gibi bir alternatifi dusunemez duruma gelirsiniz.

Sadece bu asama degil tum surec boyunca sunu unutmamalisiniz ki basari istiyorsaniz bu surece herseyinizi vermeniz gerekir. Sadece kerhen surecin icinde olmak basariya ulasmak icin yetmez. Burada basari sizin kisi olarak mutlu olmanizi da icermektedir. Herseyi yapar ve icinde oynadiginiz dunyada en guclu degisim ruzgari yaratici tanri duruma gelir ve fakat bundan dolayi kendinizi mutlu hissetmezseniz bilin ki ikinci asamada yaratmis oldugunuz vizyon aslinda zorunluluktan kaynaklanan bir vizyondur. Sizin istediginiz bu degildir. Belki daha da kotusu sizin istediginiz dunya bu degildir. Siz belki de guneyde bir kiyi kasabasinda pansiyon isletmek, ahtapot dovmek istiyorsunuzdur (yanlis anlasilmasin; bunlari asagilamak icin soylemiyorum; olasi bir alternatif ozelliginden dolayi burada kullaniyorum).

ZORUNLULUKLAR

Sunu unutmayin ki artik yasamda kalici bir seyler yapmak istiyorsaniz degisim ruzgari baslatabilen bir tanri sifatina ulasmaniz gerekir. Once kendinize sunu sorun : Bunu istiyor musunuz ? Degistirme surecinin bu zahmetli, cesaret isteyen, hayata bakisinizi (gereki noktalarda) degistirmek zorunda birakabilecek yoluna girmek istiyor musunuz ?

Eger degistirmek istemiyorsaniz unutun. Size uygun iki elbise daha var : Degistirenlerin yarattigi ruzgarlara gogus germek veya bunu da yapamayacaksaniz yok olun. Yok olmakta bir seydir. Yok olabilmenin on kosulu var olmaktir. Varsiniz. Degil mi ?

SONUC

Temel sorun degismeye ayak uydurup uyduramamak degil degistiren tarafta olup olmamaktir. Bu farki cok iyi anlamali ve bunu asla unutmamaliyiz. Ozellikle de icinde yasadigimiz dunyalarda en tepede degilsek ayakta kalabilmemizin tek yolu (bunun altini cizmek lazim) en tepede olabilmektir. Buna ulasmanin tek yolu da farkli bir sey yapabilmektir. Farkli bir sey yapmak da degistirmekten baska nedir ?

Ya tepede ya da en dipte olacagiz. Aradaki fark giderek yok oluyor. Pastaya ortak sayisi ne kadar azaltilirsa birim basina dusen pay da o kadar buyur.

Ya degistirecegiz ya da... Ikinci alternatifi dikkate almaya degmez bile !...

Bu yaziyla ilgili yorumlariniz varsa yazara mesaj gonderebilirsiniz.

Bu sayfa 4 Mayis 1997'de hazirlanmistir...