. .
RAMAZAN SOHBETLERI - 1

Kadin kokusunun onemini daha bilmedigimiz yillardi (aslinda bahsetmek
istedigim konu dogrudan kadinlarla ilgili degil ama nedense boyle bir cumle
ile baslamak istedim). Ilk birkac seneden sonra surekli ramazanin takvim
icinde yer degistirerek gelmesi uzerine arastirip bulmustuk ki bu takvim
kargasasindan dolayi ramazan her yil on gun once basliyor.

Bu pek de onemli degildi dogrusu o turden kokularin ayirdinda olmayan
yastaki bizler icin. Ramazanin cok daha ilginc yanlari vardi yasamimiza
kattigi. Oncelikle sansliydik diyebilirim cunku ramazan yaz sonu, guz basi
donemlere gelirdi o zamanlar.

Havalarin guzel, gunlerin uzun olmasina bir de kucuk mahallede yasamanin
getirdigi kominal havayi kattiniz mi varin siz dusunun ramazanin nelere
gebe olabilecegini.

Cok kucukken (o zaman daha dogdugum "tahta ev"de oturuyorduk sanirim) abime
ramazanda ben de oruc tutacagimi soylemistim. O da buna karsilik bana para
verecegini soylemisti. Sonra sabah oldu ve her zamanki gibi annemin
hazirladigi kahvaltiyi ederken abim orucu animsatti. Gercekten de bir gece
once verdigim sozu unutmustum. Espri niyetine sabah kahvalti, ogle yemek
yiyerek oruc tutabilecegimi soylemisti.

Sonra o uzun yaz gunlerinde oruc tuttugum gunler geldi. Sahura kalkmak
benim icin her zaman bir sorun olmustur. Bazi ornekler vardir ki bu sonraki
yillarda da baska ortamlarda da parallelik tasiyan ozelliklere sahiptir.
Soyle dusunebilirsiniz : Sahur icin uyandiriliyorum. Yataktan kalkiyorum.
Sofranin basina oturuyorum. Ahali ile birlikte sahurluk yiyorum. Iciyorum.
Sonra gidip yatiyorum. Ertesi sabah ise bunlarin hicbirini animsamiyorum.
Bir anini bile !

Yaz aylari o zamanlar yagissiz, yagmursuz, adina yakisir bir sekilde sicak
gecerdi. O sicakta oruc tutmak da bir o kadar zahmetli. Butun gun boyunca
ne yapilir dogrusu pek animsamiyorum. Ama animsadigim komik bir olay var.
Iftar saat 20.30'dan sonra olurdu. Ogleden sonra saat dort oldu mu
Kadirga'daki leblebicinin yanindaki pide firininin onune gider sira
olurduk. Elimizde yumurtalarla. Ne icin. Firinin ozel cikaracagi pidelerden
almak icin. Yumurtayi kendin getirirsen onlari da sana sira geldiginde
firina atilacak hamurun ustune katarlardi. Boylece sen daha da ozel
yumurtali versiyondan almis olurdun.

Isin ilginc tarafi allahin o sicaginin altinda o pide kuyrugunda iki iki
bucuk saat beklemekti. Evet ya resmen beklerdik yani. Sonra o uzuuun
pideleri kollarim yana yana eve tasirdim. Bu ates parcasi pideleri tasimak
icin de tum bir cocuklugum boyunca ailemin herhangi bir uyesinin herhangi
bir cozum gelistirmemis olmasini da burada yeri gelmisken kiniyorum.
Firincinin alelacele sardigi incecik kagitlarin altinda kisa kollu
tisortten dolayi savunmasiz kollarim o birkac dakika boyunca (firinla ev
arasi) yanardi. Yanardi.

Pideler eve vardiginda acilen koruma altina alinirdi. Ozel bezlere
sarilarak. Boylece hem hamurlasmasi engellenir hem de ilik kalirlardi.
Zaten en fazla bir saat icinde iftar olacagindan soguma sorunumuz olmazdi.

Ve orucun son bir saati. En onemli saati de denilebilir. Yavas yavas sofra
kurulur. Televizyon acilir. TRT var o zaman siyah beyaz. Tek oldugu icin
TRT1 bile degil o zaman adi. Yayin Ankara'dan yapildigi icin mi yoksa
baskent Ankara oldugu icin mi bilmem tum iftar programi Ankara'nin iftar
saatine gore ayarlanirdi. Tabii Ankara da Istanbul'a gore 15-20 dakika once
oruc actigindan televizyonun bize pek faydasi olmazdi. Sadece ona bakip
Ankara'da olmak isterdim belki de.

Tabii bunun telafisi radyo ile cozulurdu. Radyonun birinci programini
acardik. O da Istanbul'a gore yayin yapardi. Son dakikalarda kulak radyoda
gozler de acik pencereden disarida olurdu. Evimiz caminin tam karsisinda
oldugundan camiiyi de kollardik.

Itiraf etmeliyim ki hayatimin ilk 16 yilini gecirdigim o mahallede hocalar
(Talip hoca, Ahmet hoca veya Halil hoca) hicbir zaman radyo ile bir
dakikalik marj disina sarkmadan aksam ezanini okumuslardir. Helal olsun.

Iftar acilir. Cesitli yemekler olur. Yaa biz zengin degildik. Ama ramazan
soframiz her devirde cok cesitli olmustur. Bizim sofrada oruc siyah zeytin
ile acilir. Hurma kulturu yoktu bizde. Sonra corba icilir. Corbadan sonra
ana yemek. Ancak ana yemek sirasinda veya bitirdikten sonra su icilir. Ya
da eger gun boyunca bardak bardak su icme konusunda azmedilmisse zeytinden
hemen sonra bir bardak icilir. Ana yemekten sonra cay gelir. Cogunlukla
tatli olmaz. Ancak cay fasli da kendi basina ufak bir kahvalti seklindedir.
Yoksa keyif cayi turunden degil. Sucuk onemli bir elemandir. Pastirma fazla
sevilmez. Zaten bayagi da pahali.

Iftardan sonra ailenin gerisi soyle davranir : Baba kahveye gider
(Kadirga'ya Muttalibin kahvesine, hala duru o kahve). Anne mutfaga. Ben ise
sokaga. Daha hava henuz karariyor. Sokak...

Ramazanda sokak bir senliktir. Iftardan sahura dek suren bir surectir. Hava
sicaktir. Herkes sokaktadir. Ramazanda sokaklarda tehlike yoktur. Ne
cocuklar icin ne de kadinlar icin. Muhabbetler edilir. Oratlikta dolasilir.
Mesela Cennet'e gidilir. Bu Cennet Olayi'ni anlatmaliyim.

Cennet Cemberlitas'ta, tam da tasa arkanizi verdiginizde sol tarafinizda
kalan bir muhallebiciydi. Oldukca eski daire seklinde yuksek tavanli bir
yapidir. Sanirim eskiden orasi hamammis. Biz muhallebiciyken yakaladik.
Peykhane Sokak'tan gelirseniz tam karsinizda kalir.

Saat dokuz bucuk gibi Cennet'e gideriz mahalleden arkadaslarla. Animsadigim
isimler Mustafa, Munir, Serhat, Murat... Alti yedi kisi oluruz en az. O
saat oldugu halde personelin bir kismi daha oruc acmaya vakit bulamamistir.
Ya da soyle demeli : Bir zeytin yiyip, bir bardak su icmislerdir ama bir
iftar sofrasinin basina oturup da bir seyler yiyememislerdir. Bir de dolu
muhallebicide surekli insanlar gozler onunde bir seyler yiyorlarsa varin
siz dusunun adamlarin icine dustugu durumu.

Neyse biz tatli veya cogunlukla dondurma yeriz. Dondurma o devirde benim
yasadigim dunyada ancak yazin yenen bir seydi. Sonra baska dunyalara gittim
ve gordum ki yilin her gunu dondurma yeniyormus. Icine dustugum buhrani
dusunebiliyor musunuz ?

Sonra is hesap kismina gelir. Burada adamlarin oruc basa vurma
ozelliklerini de kullanarak iki yontemden birini uygulariz. Ya uc tabak
yediysek bir tabak soyleriz (eger garson hesabi masada almayi basarmissa).
Yok eger garsona yakalanmadan kasaya dek ulasmissak hesap olayini ya
arkadaki arkadas odeyecek ya da ben bir sey yememistim diyerek basimizdan
savariz.

Arka arkaya her gun olmasa da bu Cennet Muhallebicisi'ni ramazan gunlerinde
cok ziyaret etmisizdir. Ben o zaman da bu zaman da bu adamlarin bizi nasil
teshis edememis olduklarini bir turlu anlamadim.

Ben oralari terk ettikten sonra Cennet Muhallebicisi'nin oldugu mekan
turistik halici oldu. Sonra birkac sene once mutlulukla gordum ki halici
kapanmis ve turistik bir bicimde de olsa cafe turu yiyecek servisi veren
bir yer olmus. Simdi oraya gittiginizde yere kilimlerin ustune
oturuyorsunuz ayakkabilarinizi cikarip ve size yer sofrasinda pide turu
seyler sunuyorlar. (Bugun baktim yilbasi icin rezervasyonumuz baslamistir
gibi bir yazi vardi camda - demek ki yilbasi gecesi de program olacak).

Sokaklar dolu olunca tabii bir suru de oyun oynanir. Iki oyun ise bunlar
icinde favoridir. Birincisi saklambac ikincisi ise kurtarmac. Saklambac
hakkinda bir sey soylemeye gerek yok sanirim. Herkes bilir. Kurtarmac da
soyledir : Oynayanlarin sayisina gore iki, uc veya dort kisi ebe olur.
Digerleri kacar. Ebelerin amaci diger herkesi yakalamak ve kaleye esir
etmektir. Esirler elele tutusurlar. Ozgur olanlardan bir tanesi ebelere
yakalanmadan kaleye yaptigi saldiri sonucunda eger esirlerin birine
dokunmayi basarirsa tum esirler kurtulmak uzere kacma hakkini ele
gecirirler. Boylece amac ebelerin tum ozgurleri yakalamasidir. Son bir iki
kisi kalirsa ebe onlari saklambacta oldugu gibi "kurt" secebilir. Her bir
kurt bir tane esiri ozgur kilar. Boylece bir sonraki oyunun ebeleri ya "aya
maya" ile secilir. Ya da ebeler belirler. Aya maya nedir bilmiyorsanir mail
atin anlatayim. (Bu arada hayatimda ilk defa kurtarmac oyununu anlattim ve
anlatirken de oyunun ne tur bir kultur ortaminda yesermis oldugunu ilk defa
dusundum : Esir, kale evet oynarken de bu kavramlar vardi ama uzerinde
dusundugumuz seyler degildi).

Sonra teravih namazi gelir. Teravih namazi konusunda anlatacak cok sey var.
O halde ramazan sohbetlerimizin birincisini burada noktalayalim.
Ikincisinde kaldigimiz yerden devam ederiz.


Tanol Turkoglu

6 Ocak 1998

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . .