. . KADIRGA ANILARI - 3

Tekkenin kapisini ve hemen karsisindaki camiinin yan kapisini gecer gecmez yokus tam karsisindan gelen bir baska ama kucuk yokus ile bulusur ve tek vucut halinde asagi inerler. Iste tam bu bulusmanin ortasinda bulunan ikinci bina benim ilk dogdugum evdir.

DOGDUGUM EV

O zamanlar ahsap ve cumbali bir evdi. Ta ki icinde oturanlar bir gun evi yakmaya karar verene dek. Evi yakmak derken saka diyorum tabii. Gerci ev icinde oturanlarin cikardigi bir yangin nedeniyle kul oldu ama sanirim bu bilincli yapilan bir sey degildi. Simdi o evin yerinde beton, ilginctir pembe bir bina var. Sanirim is hani olarak kullaniliyor. Bilmiyorum. Isin ilginci onun yaninda duran ev hala o eski, benim cocuklugumdaki beton ev. Hemen o evin dibinde bir sokak lambasi diregi vardir. Acaba hala var mi animsamiyorum. O diregin isigi bizim cumbaya dogrudan vururdu galiba. Hatirlamiyorum ya iyi mi...

Ahsap evle ilgili pek cok anim var tabii. Ornegin biz icinde oturdugumuz surece (benim bildigim hayatimin ilk yedi yili) evin tum basamaklari kilimliydi. Ev uc katli idi. gelen kime gelirse gelsin daha giriste ayakkabilarini cikarip eline almak zorundaydi. Biz en ust katta otururduk. Bizim altimizda halamlar, onlarin altinda da bir komsumuz (kiracimiz) otururdu. Bu evin her katinin toplam kullanim alani elli metrekare civarindaydi. Ama su an oturdugum yuz metrekarelik daireyi dusundugumde sanki o ev daha buyukmus gibi geliyor bana. Tabii yedi yasindaki biri icin bu dogru olabilir.

Evimiz cumbali idi. Cumbanin tekkeye bakan sol tarafindan yokusun basina dek olan ve yukarida anlattigim bolumu gorulebilirdi. Sag yanindan ise mahallemiz gorunurdu. Tam karsisi ise caminin duvariydi. Cok iyi animsiyorum. O duvara monte edilmis ve elektrik kablolarinin aktariminda kullanilan bir aparat vardi. Manavlarin kullandigi siyah kilo nesneleri seklinde bir metal cubuga dizilmis zamazingolar ve bunlara sarili elektrik kablolari bir yerden bir yere aktarilan. Tabii bu aparat bana elektrik nakletmesinden ote kuslarin konduklari yerlerden biri oldugu icin cazip gelirdi ve ta bu zamana dek aklimda kalmis.

Kuslar dedim de. Cocukken cok az oyuncagim vardi ve bu nedenle yasamimdaki dogal seyleri oyuncak yapar onlarla oynardim. Mesela bunlardan biri de aksam vakti kuslari idi. Aksam saat bes civarinda, hava daha kararmamisken (demek ki bahar, yaz aylari gibi) kuslar gelirdi. Nereye ? Caminin etrafina. Camimizi sanki kabe gibi tavah ederlerdi. Bir ciglik, bie senlik, bagira cagira caminin etrafinda ucarlardi. Camii buyuk bir cami oldugundan bir tur atmalari bir dakika filan surerdi. Boylece bir anda yeri gogu inleten kus sesleri, bagiris cagiris. Sonra bir sessizlik. Az sonra yine ayni surec. O kuslarin sesi hala kulaklarimda cinlamaktadir.

O mahallede gecen onalti yilimda uc ayri evde oturduk. Once iste bu cumbali ahsap evde yedi sene. Sonra asagi dogru hemen yanindaki beton evde bir sene. Sonra da tasinana dek onun yanindaki evde. Iclerinde en cok sevdigim ev en az oturdugumuz ikincisidir. Hala duruyor. O zamanlar annemler o eve Hamit Beylerin evi derdi. O binayi zamaninda yaptiran ve ben daha kendimi bilmeye baslamadigim bir zamanda sanirim besyuz bin liraya Corumlulara satip Aksaray?a tasinan Hamit Beylerin evi. Bir dakika sanirim satma olayi biz oraya tasindiktan sonra oldu. Zaten biz de o nedenle erken ayrildik o evden. Corumlular gelip yerleseceginden.

O evde ilginc insanlar yasardi. En ust katta bir aile ve yasli bir kadin yasardi. Simdi bu yasli kadinla aile sanirim akraba degildi. Evin salonunu bu yasli kadina kendi aralarinda kiralamislardi. Ayni kapidan daireye girerlerdi ama aile evin sol tarafindaki odalari, o yasli kadin da sag tarafindaki tek salonu kullanirdi.

Kadinin ilginc bir adi vardi ama simdi animsamiyorum. Hatirladigim sey o binanin girisinde, salonun tam hizasina gelen yerde bulunan bakkala her sabah ekmek almak icin sepet sallamasi ve bakkal duymadigi icin uzun sure incecik sesiyle bagirmasidir. Cogunlukla sesini duyuramadigindan ya oradan gecen biri bakkali uyarirdi ya da bakkal sepeti gorur de disari cikardi.

GULTEN ABLALAR

Onlarin hemen altinda bizim aile olarak cok yakin komsumuz olan Sarikamisli bir aile yasardi. Bu ailenin bir suru cocugu vardi (hepsi de benden buyuk abiler, ablalar). Ben cocukken animsiyorum bunlara akerdeonlu bir akrabalari gelirdi. Akerdeon ile ilginc sarkilar calardi bu amca. Butun ev halki da salonda oralarin oyununu oynarlardi. Hatirladigim bir iki dize bir sarkidan :

Askerin sen ola
Mustafa Kemal Pasa
Ars ars ars ileri ileri ars ileri
Ars ileri donmez geri Turkun askeri
Sagdan sola soldan saga
Dalgalan bayragim dusman ustune

Belki aralarda baska dizeler vardir. Orijinal sarkiyi mahvettiysem ozur dilerim.

Bu ailedeki ablalardan bir tanesi adliyede memure olarak calisirdi. Bazen annemle onu ziyarete giderdik. Adliyenin ust katlarinda bir yerde, bir suru insanin girip ciktigi mesgul bir buroda calisirdi. Ben ne yaptigini bilmezdim. Ama orasiyla ilgili animsadigim sey, bu gorusmelerimizin ayak ustu olmasiydi. Cunku o ablanin sefi kizardi, mesai saatlerinde onu mesgul ediyoruz diye. Kimdi o adam ve neden kizardi bilmezdim. Biz kizacak bir sey yapmazdik ki...

Bu ailenin babasi ilginc bir adamdi. allah rahmet eylesin. Simdi anne, cocuklar, biz gece gec saatlere dek oturur muhabbet ederdik. Anne olan teyze kocasini erkenden yataga gonderirdi hadi sen git uyu diye. O gariban adam da agzi var dili yok gider yatardi. Sonra her gece ayni saatte tuvalete kalkardi. Ayni saat de bir ucak gecisine tekabul eden bir saatti guya. Bizimkiler ne zaman ki gokte bir ucak sesi duysalar tamam simdi gelir, bu saatte hala ayakta misiniz siz daha der, yine de sakayla karisik zilgitini yer, tuvaletine girer ve gidip yatardi.

Bu aile evin satilma durumu soz konusu oldugunda Laleli?ye tasindilar. Arka bahcesinde havuz olan bir eve. Zaman zaman onlara giderdik. Hatta bir yilbasini ablamla orada gecirmistik. Eglenceli insanlardi.

14 Mart 1998
Tanol Türkoglu

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . .