. . KADIRGA ANILARI - 7

Kadirga Parki oldukca genis bir alana yayilmistir. Sanirim bir futbol sahasindan daha buyuk bile olabilir. Parkin en onemli ozelliklerinden bir tanesi cevresini saran tas sinir idi. Yerden yarim metre yuksekligindeydi. Bakimli oldugu zamanlarda bunlarin ustlerine direkler dikip, dikenli tel cekilirdi. Aksi durumlarda ise yikilmis, yok edilmis demirler ve dikenli teller. Sultanahmet'teki kaldirim taslarini degistiren mentalite burada da yandaslarina iyi paralar kazandirmis sanirim. Cunku artik onlar da yok.

Parkin icinde tarihi, ilginc seyler vardir. Bunlardan bir tanesi tarihi agactir. Ici neredeyse butunuyle oyuktur. Ben ilkokula giderken de oyle oyuktu. Ama hala ayakta. Zamana direniyor. Bir de belediyecilere herhalde.

Bir de parkin icinde ne ise yaradigini bilmedigim bir yapi vardir. Bu yapi her zaman kapali olmustur. Tastan yapilmadir. Etrafinda cesmeler vardir. Yakinlarda oradan gecerken bir tabela kondugunu gormustum. Yanlis animsamiyorsam birisinin namazgahi imis orasi. Gidip namaz kilsin diye hanim boyle bir yer yapilmis.

ILKOKULUM

Parkin icinden gecip karakola gore carpraz bir yuruyus yaptigimizda parkin bitiminde benim ilkokulumla karsi karsiya geliriz. Kadirga Ilkokulu. Bizim ilkokul anlayisimizda dersler hapis hayati vardi. Sabah derse girerdik. Kapilar kapanirdi. Disarisiyla tum baglantilarimiz kesilirdi. Ancak dersler bitip de ortami oglencilere birakma zamani geldiginde kapilar acilirdi. Sonra caddelerin dibinde, hicbir sinirlamasi olmayan okullar gordugumde cok sasirmistim. Birisi bize kelek atmis ama kim ?

Bir gun, sabahin korunde, yerel halkin Nisanca dedigi ama resmi isminin Nisanci olmasi gereken Kadirga ile Kumkapi arasindaki semtte bulunan akrabalarimiza gidiyorduk. Yolda mahalleden bir komsumuzu gorduk. Benim yaslarimdaki kizi elinde parkin orada karsilastik. Annem teyzeye nereye gittigini sordu. Teyze de kizini okula yazdirmaya goturdugunu soyledi. Annem de dur ben de bakayim bizim oglanin zamani gelmis mi dedi. Boylece okula gittik. Ben cok korktum. Hazir degildim sanirim. Idari tarafinda kullandigi kapidan iceri girdik. Biraz kalabalikti ortalik. Bir sure sonra birisi 1967 dogumlularin bu sene degil gelecek sene kayit edilecegini soyledi. 2 Ocak dogumlu bir 67li olarak ben yirtmistim. (Tabii bunu annemin iyi o zaman bizim isimiz yok demesinden anlamistim). Iki gun ile bir yil daha yirtmistim.

Ertesi sene okula kayit olmaya agbim ile gittik. Mudurun odasinda. Mudur, kayit ucreti olarak bir lira istedi. Agbim de bana isaret etti. Sende para var mi dercesine. Sansa cebimde bir teklik vardi. Onu agbime verdim. O da mudure verdi. Benzer bir olay ortaokula yazilirken de basima geldi. Bu kez babam kayit ettiriyordu beni. Sira bekliyorduk. Bir ara kayit ucreti olarak 500 lira aldiklarini ogrendik. Ben kafadan o zaman eve gidip 500 lira alayim dedim. Babam bir sey demedi. Kosa kosa eve gittim. Bu on dakikalik yol demektir. Alel acele annemden 500 lira aldim. Okula gerdi dondum. Sira daha bize gelmemisti. Parayi babama uzattim. O da gulerek cebinden bir besyuz lira cikarip bende de var demisti. O zaman o kadar cok bozulmustum ki babama. Neticede evden getirdigim parayi verdik ve babamin 500 lirasi cebinde kaldi. Raki ve altili icin.

OKULDA ILK GUNUM

Okulda ilk gunumu cok iyi animsiyorum. Okulun bahcesi ana baba gunu. Herkes itis kakis icinde. Cocugunun sinifinin oldugu sirayi bulmaya calisiyor. Neyse sonunda ben 1-D sinifina gidiyorum. Icerideyiz, sinifta. Soyle bir sahne yasiyorum : Aglayanlar, annesinin gitmesini istemeyenler vs. sinifin ici savas meydani. Ogretmen ortami yatistirmaya calisiyor ama basaramiyor. Kapida annemi goruyorum. Biraz sefkat bekliyorum korkumu gidermesi icin. Ama o gozlerini acip dudaklarini buzuyor. Bu sakin gikini cikarma, orada otur demek. Sonra da cekip gidiyor. Hic aglamadim ne o gun. Ne de sonraki gunlerde. Ama baska tortular kaldi icimde. Ilk ogretmenimin adi Yildiz Tabur idi. Sadece birinci sinifta ogretmenim oldu. Sonra da baska okula gitti. Ikinci ve ucuncu siniftaki ogretmenimin adi Sami Gurel idi. Son iki sene de Nail Alim. Birinci siniftan animsadigim ve ilginc buldugum bazi seyler sunlar olabilir :

SINIF BASKANLIGI YARISMASI

Belli bir zaman gecti. Artik okuma, yazmayi ogrendik. Sinif baskani secilecek. Ogretmen iddiali ogrenciler icinde bir yarisma yaparak kazanani sinif baskani yapacagini duyurdu. Yarisma da tahtaya ogrendigimiz fisleri yazmak idi. Tek kelimelik fislerdi bunlar. Ogretmen soyleyecek yarismaci da yazacakti.

Sira bana geldiginde ben ogretmenin soylemesini beklemeden silk ogrendigimiz fisten itibaren yazmaya basladim. Ilk ogrendigimiz uc kelime sirasiyla sunlardi : Tahta, kapi, masa. Ben basladim yazmaya : TAHTA KAPISA. Aceleden kapidan sonra masa yazmak yerine bunlari birlestirmis ve "kapisa" gibi bir sey uretmistim. Boylece daha birinci dakikanin icinde acelecilikten kaybettim. oysa cok iddialiydim (gerci sonra uzun yillar sinif baskanligi yaptim o ayri !).

Bir keresinde ogretmen yuze kadar sayanlara silgi verecegini soylemisti. Bazilari yuze geldikten sonra devam bile ettiler. 120-130a geldiklerinde ogretmen onlari durdurdu ve silgi verdi. Ben ise yuze kadar saydim ve yuz dedikten sonra aslinda ustunu de saymayi bildigim halde durdum. Kirmizi, silindir seklinde bir silgim oldu.

BIR DAYAK YEME OLAYI

Birinci sinifta iki kere dayak yedim ogretmenden. Birinin neden oldugunu anismiyorum. Derse girmeden once bahcede siralanilir ya. Siranin en basinda olmak itibar kazandirir insana. Sira boy sirasi degildir. Erken gelen kapar. Ikinci itibar da sinifin kapisini tutup, ogretmenle birlikte herkes iceri girdikten sonra kapiyi kapatmaktir. Bu da cogunlukla en ondeki eleman tarafindan yapilir. Ben en onde oldugum zamanlarda da az once yukarida bahsettigim Mustafa kallesi adilik yapar, kapiyi benden once kapardi. Ondan alamazdim kapinin kulbunu.

Boylece bir keresinde en onde topluca iceri girerken, yolun yarisinda ben siradan ayrilip, hocanin sinirli bagirislari arasinda sinifa kostum ve kapiyi tuttum. Hoca da sinifin kapisina geldiginde beni bir guzel hasladi. Ama ben iyi niyetle sirayi bozmustum.

Yildiz Hanim'in bizi neden biraktigini bilmiyorum. Bir keresinde Dogan Kardes dergisinden gelmislerdi. Idari girisin merdivenlerinde bir grup ogrenci ve ogretmenle fotograf cekildi. Birinci siniftayiz. O fotografta ben de varim. Yildiz Hanim da. O zamanlar o dergiyi almis, saklamistim. Ama sonra kaybettim. Bir kac yil once Kadikoy'de, sahaf dukkanlarinda gezerken bir deste eski Dogan Kardes mecmuasi gordum. O sayinin kapagini cok iyi animsadigimdan bulmak zor olmadi. Simdi o dergiye yine sahibim.

Ilkokulu birinci bitiremedim. Cunku mezun oldugumuzda bir grup iddiali ogrenciyi sinava aldilar. Ve sinavda sorduklari bazi sorulari biz zamansizliktan isleyememis oldugumuzdan ben bilmiyordum. Ancak o sene ornegin ogretmen lisesi sinavlarina Kadirga Ilkokulu'ndan bir tek ben kazandim. Ama gitmedim. Isin ilginc tarafi kimse bize kolej sinavlarina o zaman girilecegini soylememisti. O nedenle de bu treni kacirmis oldum. Bu yuzden okul yonetimini her zaman kinamisimdir. Besinci sinifta koca bir yil bizi ne demeye geldigini anlamadigimiz bir sinava hazirladilar. Meger ki o ogretmen lisesi sinaviymis. Meger ki baska sinavlar da varmis. Nereden bilelim...



17 Mayis 1998
Tanol Türkoglu

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . .