|
|
| . | . |
Trevanian’i tanir misiniz bilmem. Ben de Türkiye’deki pek çok kişi gibi kendisini Shibumi adli basyapiti ile tanidim. Yil 1982, 83. Lise ogrencisiyim ve Libya’da calisan insaat muhendisi agbimin ilk izninde onerisi uzerine kitaptan haberdar oluyor ve akabinde alip okuyorum. Shibumi’yi bu ilk okumamdan on yil sonra, askerligimi yaparken yeniden okudum. Gecen on sene icinde bir kitabin hayatimi nasil etkilemis oldugunu o ikinci okuyusuma dek fark etmemisim bile. Ote yandan kitapta farkli metaforlarla anlatilan kimi seylerin gecen on yil icinde ne kadar gercek oldugunu da gormus oldum Shibumi’den sonra, Katya’nin Yazi cikmisti. Onu da sanirim 84-85 yillarida okudum. Artik Trevanian kafama kazinmis isimler listesine girdi. O listede henuz Borges, Richard Bach yoktu ama Kosinski uzun zamandir vardi. OTEKILERSonra Trevanian’in neden yazdigini pek de anlamadigim kitaplari cikmaya basladi (daha dogrusu cevrilmeye basladi diyeyim). Sanirim bunlardan ilki Kar Kaplani (Eiger Sanction) adi ile cikti. Sonra Infazci (Eiger Sanction’ın yeni baskisi) ve Hesaplasma (Loo Sanction) kitaplari cikti. Bir de Kasaba (The Maine) sanirim. Bu kitaplarda o Shibumi tadi yoktu. Belki biraz Katya’nin Yazi ile sinir komsulugu yapiyordu kitaplar ama Shibumi baska bir dunyada duruyordu. O sirada yazarla ilgili bir efsaneyi de yavas yavas ogrenmeye basladim. Adi hakkinda. Adamin kim oldugunu kimse bilmiyor. Adami kimse tanimiyor. Trevanian adi da takma bir isim. Kim bu adam ? Dunyanin ABD, CIA gibi bildik kurumlar degil de ana sirket gibi cok uluslu bir sirket tarafindan yonetilmekte oldugunu nasil ve nereden biliyor ? Ya da basindaki kisinin bir kadin oldugunu ve dolayisiyla da sirketin ana sirket adini aldigini ? Ya da Sisko adli herseyi bilen bir bilgisayar alt yapisi (yoksa bugunkü internet mi?) ODTU’de iken kendilerine Trevanian’i tanitmis oldugum arkadaslarla bu tur konulari tartisirken gelistirdigimiz teorilerden biri de su idi adiyla ilgili. B.Traven denilen bir yazar vardir. Benzer sekilde kimligi konusunda pek bir sey bilinmez. (Karanligin Yuregi adli kitabi F.F.Coppola’nin tum zamanlarin en iyi filmleri arasina giren eserlerinden Apocalypse Now – Kiyamet filmine esin kaynagi olmustur). Acaba dedik adam kendisine bir isim secerken Traven-gibi, Traven-vari bir anlami cagristiracak sekilde mi Trevanian’i secti. Ancak sonra ilk sesli harfin a degil de e olmasindan dolayi bunun pek de dogru olmayacagina karar kildik. (Simdi dusunuyorum da belki de adam gercekten de bu mantikla yolca cikip sonra da ufak bir degisiklikle Travanian demek yerine Trevanian demistir). VE 17 YIL SONRANeyse efendim uzatmayayim, gecen sene tam da bu siralar bir is seyahatinden donerken Las Vegas havaalaninda tesadufen kucucuk bir kitapcida Trevanian’in yeni kitabini gordum. Incident at Twenty Mile adinda. Sonra yazin yaptigim bir baska ABD yolculugunda kitabin paper-back baskisini gordum. Gecen ay Istanbul’da gerceklestirilen son kitap fuarinda da, Trevanian’in tum kitaplarini Turkce’ye kazandirmis olan E Yayinlari standinda kitabin Yirminci Mil adiyla Turkce cevirisinin basilmis oldugunu gordum. Kasim ayi icinde kitabi okudum ve onu da bekledigim uzere Shibumi’nin yanina degil de digerlerinin yanina ativerdim. Sonra da ciddi ciddi dusunmeye basladim. Aslolan Shibumi mi yoksa diger kitaplar mi ? Yoksa Shibumi’yi bir baskasi yazdi da Trevanian diye bildigimiz yazarin asil yazarlik becerisi diger kitaplardaki seviyede mi kaliyor ? KRONOLOJİShibumi gibi bir kitap yazmis bir kisi neden kalkip da boyle bir kitap yazabilir ki ? Burada bir parantez acmakta fayda var. Shibumi bildigim kadariyla yazarin Yirminci Mil kitabindan once yazmis oldugu son kitap. Yani zirve. Ondan sonra 17 yildir bir sey yazmamis durumda (en azindan Trevanian adi ile). Yani hayatin anlamini bulup sonra da tamam demis gibi bir surec (Bizdeki cevirileri ise biraz sondan basa dogru gittigi icin; once Shibumi cevrildi sonra digerleri. Biz de ister istemez once tatliyi yiyip sonra da sevmedigimiz yemekleri yemek zorunda kaldik biraz). Bunun ustune kalkip Yirmici Mil gibi yazmasa da olurdu denilebilecek bir kitabi yazmasini yadirgadim. Aklima gelen sebepler sunlar : a. Bir roportajda (hayret ya Trevanian ilk defa roportaj yapti) Trev abi kitapta anlatilan olayin 1898’de gectigi animsatarak, yuzuncu yili geldigini gordugunden yazmaya karar vermis oldugunu belirtiyor. b. Dergilerde roportajlari cikiyor ve Newsweek’e bununla ilgili olarak yayinevinin promosyon yapmak zorunda oldugundan onlara bir tur yardimda bulundugunu soyluyor. Neden ? c. Cunku belki de Trev abi daha once kazandiklarini bu gecen 17 yilda bitirdi ve yeniden gelir kaynagi gereksinimine girdi. Bu nedenle de oturup o ilk zamanlarina benzer turden bir findik fistik romani yazdi. Birkac yil once tesadufen internetin imkanlarini Trev abinin kimligini ogrenmek uzere kullanmistim. Sonucta kendisinin bir Ingiliz Edebiyati profesoru oldugunu ve Ispanya Fransa sinirina yerlesmeden once Texas Universitesi’nde ogretim uyeligi yapmis oldugunu, adinin da …. oldugunu ogrendim. (Adini burada yazmayacagim. Fazla merakliysaniz biraz tarama yapin, bulursunuz.) Sonuc olarak belki de Trev abi hic bir zaman bir alt-kultur olmak istemedi. Adini, kimligini ondan sakladi. Karsiliginda da kendisine maddi gelir stresi olmayan bir yasam kurdu. Guzel ve tatli bir yasam surdu. Bize ne oluyor ki ? Onun gibi mi olmak istiyoruz ? Yoksa onun kahramanlari gibi mi olmak istiyoruz ? (Oysa oyle olmayalim diye o her kahramanina sira disi bir ozellik vermedi mi her kitabinda; ornegin Shibumi’nin kahramani Nicolai Hell bir odada bir insani oldurecek yuzlerce silah-vari nesne bulmaz miydi? Hucresinde japon generali detayini anlatmadigi halde kagit ve kalemle oldurmedi mi?) Yoksa onun bahsettigi dunyalarda mi yasamak istiyoruz ? (Nerede oldugunu bilmedigimiz halde?) Bunlardan Trev abiye ne ki ? Tanol
Turkoglu © COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |
| . | . | . |
![]() |
![]() |