V i Z Y O N - Editörden


Mehmet BinayTESADÜF DEGiL!..

SALZBURG – 9 EKiM 1997

ismini onu rahatsiz etmemek icin goz ucuyla okudum. Yasi sekseni gecikti. Ufak tefekti ve kamburdu. Biraz da cekingen. Sanki o yasta yaptigi gorevin kendini astigini ve musterilerin dikkatini cektigini biliyor gibiydi.

ismini ilk okudugumda milyonlarca insan icin aciyla gecen savas yillarini asip buraya kadar geldigini hissetmistim. Orta Avrupa'dan Pasifik kiyilarina dogru uzanan, zor kazanilmis bir hayati arkasinda birakmanin doymuslugu vardi yuzunde.

Bir lokantada masalarda birakilan tepsileri toparlayip, yemekleri hazir olanlara servis yapiyordu. Seksen yasi vardi, belki de daha fazla. Saclari topluydu, alninin uzerini de birkac tane dalgali percem susluyordu. Dudaklari kirmiziya boyaliydi. Ve olanca varligiyla yuzundeki kirisikliklari gururla ortmeyi basarmis gibiydi.

Sonbaharda SalzburgOnu ilk gordugumde, gozlerimi uzerinden alamamistim. Cunku o, cocuklugumun yaslilarina benzemiyordu. Benim alisik oldugum yaslilar divanda oturur ve torunlarinin gelmesini, onlari sevmeyi, oksamayi beklerlerdi. O ise halen gunun belirli saatlerinde calismayi ve para kazanmayi tercih ediyordu. Paraya ihtiyaci oldugu icin mi, yoksa insanlar arasinda olmayi ozledigi icin mi, halen emin degilim. Sanki calismadan yasayamayacak gibiydi!

Bir anda uzun bir sure once terk etmeye calistigim bir sucluluk duygusu sarmisti uzerimi. Bir tur urperti, bir tur huzun, sanki bir tur gunah islemis olma kaygisiydi belki de. Onu oradan alip, sicak bir yuvaya tasimak geliyordu icimden. Torun-torba dolu bir ev ve onu hic yalniz birakmayacak bir buyukannelik koltugu... Oysa onun hayatinin o altin yillarinda kendince sectigi bir ozgurlugu vardi, baska insanlar icinde, hayatin icinde, sinir tanimayan...

Mathilda'yi hayatimda sadece yarim saat gorebildim ve hicbir zaman da konusamadim, sadece sesini duydum. Fakat o gunun ardindan gunlerce aklimdan cikmadi. Geceleri onu lokantada masalari toparlarken dusledim. Her basariyla bitirdigi servisin ardindan bana gelip sacini tariyor, dudaklarini yine kirmiziya boyuyordu. Her boyadiginda da ben kan ter icinde uykumdan uyaniyordum. Sanki bana inat yapiyordu herseyi! Sanki o hayati bilerek surdurdugunu kanitlamaya calisiyordu. Ben ise sabahin korunde uyanip neden diye soruyordum kendime. Neden?..

Sonbaharda SalzburgNeden bu sucluluk duygusu? Kurtulmaya calistikca uzerime gelen...

Neden o yasta, o hayati surduruyordu? Neden kolayi secmiyordu?

Neden cocuklarinin yaninda degildi? Yoksa yalnizliktan haz mi duyuyordu?

Neden gecmisine inat hala dimdik ayaktaydi?

Neden hayat onu halen yenememisti?

Mathilda!...

ismini sayikladikca derinlesen bir kabusu uyaniklikla bilincalti arasindaki o kildan ince cizgide yasayip duruyordum. Cocuklugumdan ilk genclik yillarimin bitmek bilmeyen sonlarina kadar uyurgezerdim ben. Geceleri yari uyanik bir halde kalkar, ruyalarimi uyanikligin alacakaranliginda gormeye devam ederdim. iste Mathilda da sabahin loslugunda uyandigimda aklimdan cikmiyordu. O saclarini taradikca ben daha da dalip gidiyordum, o dudaklarini kipkirmizi rujla boyadiginda ben daha da yogun bir sucluluk duygusu icinde kendimi sorguluyordum...

***

Sonbaharda SalzburgHayatimiz boyunca cocuklugumuzun ilk anlarindan itibaren insanlarla o denli yogun etkilesim icindeyiz ki, bu etkilesimler bazen seneler sonra bile bilincaltindan cikip gunluk hayatimizda bizleri sasirtabiliyor. Sanirim bu nedenle bazen ilk defa karsilastigimiz bir insani taniyormus, sanki onunla saatlerce, gunlerce, yillarca birlikte yasamisiz hissine kapilabiliyoruz. Bu garip his bazen cok yogun yasanildigi gibi kimi zaman da senelerce kendini hissettirmeyebiliyor.

insan hakkinda daha bilemedigimiz o kadar cok sey var ki!.. Yuz senelik psikoloji ilminin ilerlemisligine ve insanoglunun binlerce yildir insan psikolojisinin bilinmeyen yonlerine olan merakina ragmen bilincaltimizi ve gunluk hayatimiza olan etkilerini halan matematiksel formullerle tahtaya yazamiyoruz. Bu nedenle insanoglunun duygusal yonuyle ilgili edindigimiz tecrubeler ve yasama sanati, doga bilimlerindeki gibi kusaktan kusaga kolaylikla aktarilamiyor. Babalarimizin ilk gencliklerinde kendi babalariyla yasadiklari zorluklari bizler de aynen yasiyoruz, annelerimizin ilk sevgililerinde yasadiklari heyecani bizler de hissediyoruz. Asik olmak binlerce yildir hesaplanamayan duygulari beraberinde getirip hepimizi saskina cevirebiliyor...

***

Su satirlari aklimda siralarken bir anda garip bir ses kulagima fisildayiverdi sanki...

"Sen hic etrafina bakmaz misin? Bak neler olup bitiyor!.."

insan bazen boyle kendi icinde isteyerek kaybolup gidebiliyor iste. Oysa disimizdaki dunya ne denli carpici ve de kesfedilmeye deger!

Soyle basimi not defterimin uzerinden bir parca kaldirdigimda, gunesin binbir rengini yanyana siraladigi Alp daglarinin sonbahara vurdugu firca darbelerini goruyorum...

Sonbaharda SalzburgYanibasimda Avusturya Almancasi ile kibar gorunen insanlar birbirlerine birseyler anlatmaya calisiyor...

Biraz otede Mozart'in dogdugu ev ve iceride konusuldugunda yankilanan avlusu. Disi sariya boyali, on cephesinde kirmizi-beyaz-kirmizi Avusturya bayragi sallaniyor...

Az otede benden once binlerce insanin ilham aldigi Salzach suyu...

Ve Salzburg'un dar sokaklarinda yururken burnuma gelen taze kahve kokulari (bir zamanlar Osmanlinin getirdigi)...

***

Sonbaharda SalzburgSahi neden ansizin aklimda siralandi tum bu kagida gecirdiklerim? Oysa daha birkac gun once sicak bir iklimden Orta Avrupa'nin o siirsel sonbaharina gecmeye hazirlanirken, yakinda yazilarimda cikacagim dunya seyahatini planliyordum.

Hayir, yine de bunlarin hicbiri degil benim su anda bilmek istedigim!

Merak ettigim bir tek sey var!, ama sadece bir tek sey...

Hayatimda tesadufen sadece yarim saat gorebildigim ve belki de bir daha hicbir zaman yeniden karsilasamayacagim Mathilda'nin neden bu denli aklima takildigi.

Mehmet Binay

editor@turkiye.net

 

©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).


ViZYON ARSiVi (eski yazilar)