V i Z Y O N - Editörden


Mehmet BinayREFAH YA KAPATILIRSA?!

FRANKFURT a.M. - 20 EKim 1997

«insanlar melek olsaydi, hukumetlere gerek kalmazdi. Melekler insanlari yonetiyor olsalardi, hukumetleri ne distan ne de icten kontrol etmeye gerek kalirdi.» Federalist Papers

«If men were angels, no government would be necessary. If angels were to govern men, neither external nor internal controls on government would be necessary.» Federalist Papers

 

Yukaridaki paragraf dunyanin en eski demokrasisi olan ABD'yi olusturan siyasi teorinin onemli bir parcasindan alinma. "The Federalist" 85 denemeden olusuyor ve zamanin devlet ve hukuk adamlari olan Hamilton, Madison ve Jay tarafindan kaleme alinarak 1787 yilindan itibaren 77'si New York'daki "The Independent Journal" ismindeki bir gazetede yayinlanmis.

Yukaridaki paragrafta hukumetlerden ve yonetmek olgusundan bahsediliyor. Oysa yazinin ingilizce orjinalinde "government" fiili kullanilmis. Yani "to govern" fiilinden turemis olan "yonetim" sozcugu. Turkce siyaset terminolojisinde "government" kelimesi "hukumet" olarak tercume ediliyor. Oysa "hukumet", "hukmetmek"ten geliyor. Yani dunyanin en eski demokrasisinin siyasi dilinde "Yonetmek ve Yonetim" kullaniliyor, "Yonetmek ve Hukumet" degil. "The Federalist" isimli denemelerde yonetmekten yola cikilmis, hala da boyle kullaniliyor...

Bu ayrimi ilk olarak gectigimiz yaz aylarinda degerli ogretim uyesi ve SABAH gazetesi yazari Prof. Dr. Asaf Savas AKAD bir kose yazisinda dile getirmisti. Aslinda bugun ABD ve Turkiye gibi bircok dunya devleti demokrasiyi siyasi sisteminde temel olarak almis durumda (ya da almak niyetinde). Ancak siyasi sistemler ulkelerin ve halklarin tarihlerine ve karakterlerine gore kendilerine ozgu sekiller yaratabiliyorlar. Yukarida siyasi dilden yola cikarak verdigim ornek bunlardan sadece bir tanesi. Demokrasi, dunyanin her yerinde varilmis bir nokta degil, daha cok gelisen bir sureci ifade ediyor.

Evet, "Federalist Papers"da gectigi gibi insanlar, dolayisiyla ulkeler melekler tarafindan yonetilmiyorlar. Bu nedenle de ulkeleri yonetenler demokratik ve hukuk devletlerinde bir tur kontrol mekanizmasi altindalar. Yoneten guclerin ayrimi ve kontrol edilebilirligi esaslari 1789 devrimi oncesinde Fransiz filozoflar Montesquieu ve Rousseau tarafindan ortaya atilmis, daha sonradan Hobbes, Locke gibi diger filozoflar tarafindan gelistirilmis. Boylelikle Yasama, Yurutme ve Yargi olarak uce ayrilan yonetim gucleri bugunun cagdas ve demokratik siyasi sistemlerinin temel taslarini olusturmuslar. iste gunumuzun demokratik, hukuk devletleri bu esaslari kabul ederek ve uygulayarak belirli bir kaliteyi yakalamaya calisiyorlar.

Turkiye'yi de kuskusuz melekler yonetmiyor. Melek gibi siyasetcilerimiz de olmadigi icin siyasi cekisme ve entrikalar bu ulkeyi kurulusundan bu yana sarsmaya devam ediyor. Her donemde oldugu gibi gecim kaygisinda olan vatandasi da, secim kaygisinda olan siyasetciyi de bugun yasananlar en cok ilgilendiriyor. Cunku insan hayatinin en kritik, en onemli noktasi her zaman icinde bulundugu zaman dilimi. Bu nedenle gelecege ne kadar onem versek, gecmisten ders almaya calissak da mecburen bugunu degerlendirmek dusuyor ilk olarak bir cok yazara.

***

Refah Partisi'nin onbir bucuk aylik hukumet ortakligi suresince gelismeler ve Turkiye'yi sarsan olaylar uzerine cok sey yazildi. Yelpaze'de de bu konuyu ic siyaset analizlerimizde gerek siyasi acidan gerekse toplumsal etkileri acisindan ele almaya calistik.

28 Subat 1997 Milli Guvenlik Kurulu toplantisindan bu yana Refah Partisi laiklik karsiti oldugu ve rejim kaygisi yarattigi icin zayiflatilmaya calisildi. Anayasal "Milli Guvenlik Kurulu" ve "Turk Silahli Kuvvetleri" destekli bu zayiflatma politikasi ile Refah Partisi ve Dogru Yol'un Ciller-Erbakan hukumet ortakligi da yaz aylarinda bozuldu. 1997 Hazirani'ndan bu yana Turkiye, Mesut Yilmaz basbakanligindaki yeni bir koalisyon hukumeti tarafindan yonetiliyor.

Yaklasik dort ayini dolduran yeni koalisyon hukumeti daha onceki gerilimli ama o derecede de Turk siyasi tarihi, demokrasisi icin ilginc olan Refahyol deneyiminden daha sakin bir donemi baslatti. istikrar dinamik olabildigi gibi, dinamizmi yakalamak icin statik bir devreye girmek mecburiyetinde kalabiliyor. Bugun elde edilen siyasi istikrar da yine MGK kararlari ve arkasindan gun be gun basariyla uygulanan zayiflatma politikasinin sayesinde gerceklesti. Turkiye'deki siyasi islam'in buyumesinden rahatsiz olan Turkiye Cumhuriyeti'nin dayandigi temelleri koruyan Turk Silahli Kuvvetleri kuskusuz Refah'in laiklik karsiti tutumu nedeniyle bir suredir rejim kaygisi hissetmekteydi. Turkiye'de rejimin ve "demokrasi"nin bekciligi gorevini de ordu ustlendigi icin tehlike goruldugu anda gerekli girisimler yapildi.

Refah Partisi'nden gelen laiklik karsiti sesler Refahyol koalisyonu suresince hic eksik olmadi. istanbul Buyuk Sehir Belediye Baskani Tayyip Erdogan'in, "Referansim Demokrasi degil, islamdir!" sozleri de, diger Refah milletvekillerinin Ataturk ve laiklik karsiti sozleri de Refah Partisi'nin kismen Turkiye Cumhuriyeti'nin temel esaslarindan olan din-devlet ayrimina karsi oldugunu ispat etti. Diger taraftan Refah Partisi'nin kendi ic yapisina bakildiginda demokrasinin kendi organizasyonunda da baz olarak alinmadigi goruluyor. Refahli milletvekillerinin evrensel insan haklari beyannamesine de, demokrasiye de saygi duymadiklari bir gercek. Bircok siyasetci icin oldugu gibi amaca giden yolda yapilan her gunah mubah onlar icin.

Nisan 1997'den bu yana Refah Partisi'nin yukarida sozunu ettigim tutumuna karsi, Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi'nin actigi dava ile kapatilmasi isteniliyor. Hem Basbakan Yilmaz ve diger koalisyon ortaklari hem de Turk Silahli Kuvvetleri tarafindan desteklenilen bu dava Turkiye'de Siyasi islam'in temsilcisi Refah'in kapatilmasini ongoruyor.

Olayi hukuki yonden inceleyelim:

Turkiye Cumhuriyeti anayasasinin 68. maddesinin dorduncu fikrasi diyor ki:

"Siyasi partilerin tüzük ve programlari ile eylemleri, Devletin bagimsizligina, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlügüne, insan haklarina, esitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenligine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykiri olamaz."

Yani anayasadan da anlasildigi uzere eger bir parti yukaridaki maddelerden birine aykiri bir tutum sergiliyorsa kapatilabiliyor. Refah Partisi'nin laiklik maddesine uymadigi ispatlandigi taktirde kapatilmasina hukuken hicbir engel bulunmuyor.

Bir partinin nasil kapatilabilecegi yine T.C. anayasasinin 69.maddesinde duzenlenmis durumda. Bu maddenin dorduncu fikrasi durumu acikca ifade ediyor.

"Siyasi partilerin kapatilmasi, Yargitay Cumhuriyet Bassavcisinin açacagi dava üzerine Anayasa Mahkemesi'nce kesin olarak karara baglanir.

Bir siyasi partinin tüzügü ve programinin 68'inci maddenin dördüncü fikrasi hükümlerine aykiri bulunmasi halinde temelli kapatma karari verilir.

Bir siyasi partinin 68'inci maddenin dördüncü fikrasi hükümlerine aykiri eylemlerinden ötürü tmelli kapatilmasina, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin islendigi bir odak halinde geldiginin Anayasa Mahkemesi'nce tespit dilmesi halinde karar verilir.

Temelli kapatilan bir parti bir baska ad altinda kurulamaz. (defalarca kuruldu)

Bir siyasi partinin temelli kapatilmasina beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kuruculari dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesi'nin temelli kapatmaya iliskin kesin kararinin Resmi Gazete'de gerekceli olarak yayimlanmasindan baslayarak bes yil süreyle bir baska partinin kurucusu, Üyesi yöneticisi ve debeticisi olamazlar. (kapatilmadan once istifa etmeyi dusunuyorlar)"

Anayasa'dan da cok acik bir sekilde anlasildigi uzere Refah Partisi gerekli nedenler ispatlandigi taktirde kapatilabiliyor. Nasil ve neden kapatildigi T.C. anayasasinda acikca belirtilmis. Nitekim bundan once baska ulkelerde de partiler kapatildi. Almanya'da da, italya'da da bunun ornekleri yasandi.

Ancak esas mesele daha cok Refah'in kapatilip kapatilamayacaginda degil daha sonradan neler olacaginda yatiyor...

***

Simdiye kadar Turkiye'de Siyasi islam'in yukselisine degindigim tum yazilarda vurguladigim nokta Refah'in toplumsal bazi seslerin duyurulmasi icin sadece bir arac olarak kullanildigiydi. Aynen Turanciligin ve Turk milliyetciligi taraftarlarinin simdiye kadar MHP'de huzur bulmus olmalari ya da liberal ekonomi taraftarlarinin merkez sagda bulusmalari gibi. Siyasi partiler ya da her turlu kurumlasma bir tur dusuncenin veya bir idealin temsil edilmesi ve mobilize edilmesi icin kurulmakta. Buyuk/kucuk ticari ortakliklardan tutun, siyasi partilere, sivil toplum orgutlerine ya da teror orgutlerine kadar hepsinin nedeni bu.

Refah Partisi bugun, T.C. tarihi boyunca Ataturk devrindeki neredeyse din karsitligina yaklasan surec boyunca bile hicbir zaman yok olmayan, muhafazakarliktan da ote dinin siyasete karistirilip bir yeni hayat tarzi idealinin gerceklestirilmesine on ayak olmasi beklenen bir idealin temsilcisi. Icinde bugunku laik rejimle yasamayi kabullenmis gruplar oldugu gibi, laiklige ve demokrasiye, kisacasi su anki siyasi rejime karsi olanlar da var.

Refah Partisi ozellikle 90'li yillarin baslarindan itibaren hizla yukselise gecti. Turgut Ozal, 1980 ihtilalinin ardindan siyasi kisiliginde Batili liberal ekonomist yaklasiminin yaninda muhafazakar islamciligi da birlestirebilen bir liderdi. Bu nedenle Refah'in simdiki secmenlerinin bir kismini zamanin Merkez Sag'inda toplayabiliyordu. Ozal'in vefati ile bu secmenler 1990'larin cogul medyasi ve cok kutuplu Dunya Duzeni'nin de etkisiyle Refah'ta ayni cati altinda birlestiler. Refah iste bu nedenlerle maddi ve manevi olarak bu toplum gruplarini temsil edebilen bir kurum haline geldi.

Peki su geldigimiz tabloda anayasa mahkemesi Refah'in kapatilmasina karar verirse ne olur? Refah'in alti milyonluk secmeni nereye gider? Siyasi gorus kanatlarinda ne tur denge degisimleri yasanir? Bu gibi sorular siyasi dengelerin hangi tarafa dogru egilecegini merak edenler icin son derece onemli. Cunku bir partinin sahneden cekilmesiyle temsil ettigi secmen potansiyelinin ve oncelikle de siyasi gorusunun daha sonra ne yonde gelisip, degisecegi cok onemli.

Refah'in kapatilmasi aninda oncelikle Refah'in birden fazla parcaya bolunmesi bekleniyor. istanbul Buyuk Sehir Belediye Baskani Tayyip Erdogan baskanliginda yeni bir partinin kurulacagindan bahsediliyor. Refah'in alti milyon oyu yeni ortaya cikacak partilere bolunecegi gibi gezgin secmenlerin bir kismi Merkez Sag'daki DYP'ye ve baska partilere geri donebilirler.

Ortaya cikacak yeni partiler siyasi islam'in farkli kollarini temsil edecekleri icin siyasi olarak ilimli kanattan, neo-anti-laik tutum sergileyen yeni olusumlara kadar her turlu gorus kendi aktorlerini bulmakta gucluk cekmeyecektir. Boyle bir durumda Turkiye birden fazla Refah Partisi ile farkli sahnelerde karsilasmak durumunda kalabilir. Bunun faydalari ne olabilir?:

Refah'in oy potansiyelinden sikayet edenler, oylarin bolunmesi ile Refah icindeki gorus gruplarinin da marjinallesmesinden memnuniyet duyarlar. Ancak zaten Refahla demokrasi icinde mucadele edememis bir Turkiye bu sefer birden fazla sivrilmis ideoloji kalesiyle bas etmeye calisirken toplumsal krizlerin ve catismalarin da tirmanmasini saglar...

Bu konuda yazilan her yazida eninde sonunda su soruya geliniyor ister istemez:

Refah kapatilmali mi, kapatilmamali mi?

Bu soru "Refah'i kapatsak da mi saklasak, kapatmadan mi saklasak?" sorusuna esdeger gibi geliyor bana. Toplum icinde varolan bir gorusun temsilcisini yok etseniz bile, o kendisini temsil ettirecek aktorleri bulmakta gucluk cekmiyor.

Gectigimiz hafta "Dunya Kazan Biz Turkler" kosemizde Yelpaze yazarimiz Aydan Catalkaya ile bir soylesi yayinlandi. "Dunu, Bugunu ve Gelecegi ile Anadolu'da Hayat Uzerine izlenimler" ismini tasiyan bu soyleside Eczaci Aydan Hanim, bireylerin kendilerine ozgu marjinal hislerini paylasabildikleri anda radikal olmaktan hizla uzaklasacaklarina inandigini soyluyordu. Yazarimiz Aydan Hanim'in soyledikleri konuyu liberal bir bakis acisina getirebilecek cagrisimlar yapiyor:

Turkiye'de siyasi islamin yukselisi ve su anki toplumdaki yer edinisi bazi sosyal ve siyasi ihtiyaclar dogrultusunda gecmiste bilerek ya da bilinmeyerek hazirlandi (ozellikle de bundan simdi cok sikayetci olanlar tarafindan). Ve sonunda kendi kurumlarini olusturan ve Turkiye'nin muhtelif kademelerine yerlestiren bu siyasi gorus de "Refah" ya da baska isimler altinda Turkiye'nin gercekleri arasinda yerlesmis bir hale geldi. Refah'in temsil ettigi alti milyon secmen bugun Turkiye'nin onemli bir azinligini teskil ediyor. Ve bu grubun kendi kimligini ve hayat gorusunu sergilemesine karsi ciktiginiz anda daha da motive oldugunu goruyorsunuz. Bireyler de kendi hayatlarinda benzer tepkileri veriyorlar. Cocugunuza birseyi yasakladiginiz anda daha da cekici olmaya basliyor yasakladiginiz sey.

Turkiye, cok kutuplu Yeni Dunya Duzensizligi'nin etkilerinin cok cabuk filizlendigi bir konumda yer aliyor. Bu nedenle de gorus farkliliklariyla beraber yasamak, Turkiye'de yasayan insanlarin ve Turkiye'den etkilenerek dunyanin baska noktalarinda yasayanlarin ogrenmesi gereken bir olgu. Turkiye, ancak etikete onem vermemeyi ogrendigi, siyasi goruslerin ve toplum icindeki diger ogelerin varolus nedenleriyle ihtiyaclarini da ustalikla analiz edebildigi zaman Anadolu'nun binlerce yillik gercegi olan cok seslilik ile bas edebilecektir. Toplum icinde varolan guclerin tumunu demokratik bir cerceveye oturtmayi basarabildigimiz ve birbirleriyle uzlastirabildigimiz anda Turkiye'nin ekonomik meselelerine yonelmek de, dis siyasette de istikrarli bir cizgiyi tutturabilmek de daha kolaylasacaktir.

ABD demokrasisinin temellerini olusturan Federalist Papers'ta bahsedilen melekler ne ABD'yi ne de dunyanin diger ilerlemis ulkelerinin basindalar. Siyaset her yerde Makyavelli'den esinlenilerek yapilagelen bir rekabet ortami, guclerin ispatlandigi bir cesit poker oyunu. Her oyuncu oyle ya da boyle oyunu kazanmak istiyor.

Kuskusuz bizler, bireyler de Turkiye'yi meleklerin yonetmesini beklemiyoruz. Esas mesele bizi yoneteceklerin demokrasiden odun verilmeden ve gucler ayrimina sadik kalinarak kontrol edilebilir olmalari. Eminim ki bunu da basarmayi ogrenecegimiz gunler cok uzakta degil.

21.yy'a kendi gerceklerimizi ve birbirimizi tanimaya baslamakla girelim. Bunu basardigimiz anda kendi icimizde uzlasmamiz cok daha kolay olacaktir.

Mehmet Binay

editor@turkiye.net

 

©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).


ViZYON ARSiVi (eski yazilar)