Yelpaze'nin ortak kosesi,  Turkiye Net'in solugu olan Vizyon'un yenilenme araligi, Turkiye'nin gundemindeki toplumsal olaylarla dogru orantilidir. Anavatanda nabiz yukseldikce bu sayfa yenilenir.
Mektuplarinizi, elestirilerinizi bekliyoruz.
editor@turkiye.net

vizyon.gif (7708 bytes)

IRMA'YA MEKTUP II

Sevgili Irma;

Ikinci mektubu madalyonun diger yuzunu cevirip bir de "Turk Gozuyle" bakabilmek icin  yaziyorum. Dilim bile varmiyor 'sizin' 'bizim' gibi sahiplenmelerle yasananlari siniflandirmaya, onun yerine daha genel tanimlamalara basvuruyorum. Cunku sen ve ben yani biz ve bizim gibi herseyin ustunde dost olabilmis, dost kalabilmis toplumlara en buyuk haksizlik, onlari siniflandirmaya calismak diye dusunuyorum. Cunku evrensel guzelliklerin ve degerlerin yanlis ya da kotuye kullanilmis olmasinin da en az insanlarin birbirlerini yok etmesi kadar kotu oldugunu dusunuyorum. Ne kadar da kolay acitabiliyoruz birbirimizi.  Kotu olani bir cirpida basariyoruz da, iyi ve guzel olani basarmak icin asirlar bile yetmeyebiliyor.  Iste yine belki asirlar yetmeyecek, ama o "Ege gunesi altinda cocuklarimizin ozgur ve askla yasayabilmesi" icin herseye deger diyerek cikiyoruz yola!

Paramparca yasanan acilar yerine bunlarin nedenlerini olusturan olaylara zaman icinde yolculuk ederek sozu tarihe birakalim. Bugunlerin; ortaliga cok kolay sacilan kin ve nefretini, kotuluklerini yok etmek icin baslangica uzanalim, yillar oncesine, en onceye...

Senin ve benim ya da benzer yuzbinlercesinin yasadigi, yasayacagi dostluklarin en saglam olabilmesi icin herseyi yerli yerine koyalim birlikte. Dostlugu, sadakati, adaleti....

***

Osmanli Devletini asirlar boyunca egemen kilan en onemli noktalardan biri, Turk ve Musluman olmayan milletlere, onlarin orf ve adetlerine, inanclarina karsi cikmadan adil bir bicimde onlari idare etmeye calismasidir.

Diger dinler ve milletlerin dunyanin cesitli yerlerinde en temel haklarinin cignenmesi ya da saldriya ugramasi nedeniyle oradan oraya dolastiklari tarihi bir gercektir. Ornegin; Yahudiler 1492'den sonra Ispanya'da barinamayarak Osmanli'ya siginmislar. Avrupa 1648 yillarina dek din savaslari yasamis. Buna karsilik Osmanli egemenligindeki azinliklar huzur ve guven icinde yasamislar. Bunun en can alici ornegi Fatih Sultan Mehmet'in 1461 yilinda Bursa'daki Ermeni ruhani lideri Hovakimi Istanbul'a getirterek Rum Patrikhanesi yaninda bir de Ermeni Patrikhanesi kurdurtmus olmasidir. Patrikhane, dini konular disinda, birey ve aile hukuku konularinda kendisine bagli azinliklarin tek otoritesi idi.

Patrikhanenin olusmasi ve kalabalik bir Ermeni toplulugunun Istanbul'a yerlesmesinden sonra, Istanbul zaman icinde Ermeniler'in yasam odagi haline gelerek 19. asirin baslarinda nufuslari 150.000'e ulasmis ve dunyadaki en kalabalik Ermeni toplumu meydana gelmistir. Bu gelismeye paralel olarak kulturel ugrasilarini kendi dillerinde surdurmuslerdir.

7 Kasim 1864 yilinda cikarilan Teskilati Vilayat Reform'u ve Meclisi Vala'nin Surayi Devlet ve Divani Ahkami Adliye adlariyla ikiye ayrilmisiyla gerceklesen yapilanma ile vilayet meclisleri ile Surayi Devlet baglantilandirilarak her vilayetten belli uyelerin Surayi Devlete gelerek meclis kararlarini bildirmeleri, Suranin onayina sunma hakkina kavusmalariyla Ermeniler nufuslarinin yogunlugu olcusunde belli konularda soz sahibi olabilmislerdir.  Divani Ahkami Adliye, temyiz ve istinaf mahkemelerini iceriyor, medeni hukuka dair isler Ser'i mahkemelere kaliyor bunlar seyhulislam'a bagli bulunuyor; Hiristiyanlarin medeni davalari ise kendi dini liderlerine birakiliyordu. Burada onemli bir nokta, gayrimuslim tebaya karsi uygulanan bu reformlardan Ermeniler'in de dogrudan etkilenmis olmasidir.

Osmanli'nin egemenligindeki gayrimuslim azinliklarin rahat ve huzur icinde yasadigini ornekledigimiz yukaridaki gerceklere karsilik zaman zaman Batili devletlerin ihanetleri ve onlarin kiskirtmasiyla azinliklarin da Osmanli'ya karsi tavir aldiklari bir gercektir. Batili devletlerin tuzagina duserek bir piyon haline gelen bu azinliklarin icinde Ermeniler de yer almistir.

Osmanli'nin siyasi cokusunun hizlandigi bir donemde, Batinin Osmanli Devleti uzerindeki istahi ve hesaplari bakimindan ortaya cikarilan Ermeni Meselesi, Osmanli Devleti icinde yasayan Ermeniler'in sosyal, kulturel, ekonomik, idari ve siyasi statulerinden kaynaklanmayip tam aksine Batinin ekonomik, siyasi, din ve kulturel cikarlari icin Ermeniler'in kurban edilmeleri nedeniyledir.

Ermeni Meselesinin ortaya cikisini hazirlayan sebeplerin basinda Rusya, Ingiltere, Fransa ve Amerika'nin Osmanli Devleti'ne ve Ermenilere karsi izledikleri siyaset gelir. Soyle ki;

Ruslar Car I. Petro zamaninda Bogazlara,   Balkanlar'a goz dikmis bu ulkeleri kendi yonetimi altina almak istegiyle, bu ulkelerde yasayanlari Osmanli aleyhine kiskirtma yoluna giderek Slav-Ortodokslar'in hamisi rolunu ustlenmis.  1806 Sirp Isyani, 1827 Yunan Isyani ve 1875-1876 Bosna-Hersek ve Bulgar, Sirp Isyanlarinin cikarilmasini saglamis, bunlarin yayilmasini koruklemistir. Rusya'nin bu siyaseti zaman zaman Ingiltere ve Fransa'nin cikarlarina ters dustugu icin basarili olamamis, bunun uzerine Rusya Osmanli'ya karsi harekete gecmeden once diger devletlerle ortaklasma  siyasetine gitmistir. Bati  tarafindan bir piyon olarak kullanilan azinliklarin oyuncaktan oteye gecemedikleri vaatlerinin yerine getirilmemesi ile gerceklik kazanmistir. Ornegin; 1828 Turkmencay Antlasmasi'yla Dogu Ermenistan'i alan Rusya yanina Iran Ermenilerini de alarak Osmanliya saldirmis 1829'da yapilan Edirne Antlasmasi'yla Rusya'ya goc eden 40.000 Ermeni muhtar bir Ermenistan devleti kurmak isteyince bu istekleri Osmanli'ya karsi destekleyerek onlarin hamisi rolunu ustlenen Rusya ayni istegi kendi topraklari, siyaseti, hukumranligi soz konusu olunca geri cevirmistir.

Ingiltere'nin Ermeniler'e ilgi duymasi ise Rusya'nin Karadeniz'de guclu hale gelmesi endisesine karsilik olarak ortaya cikmistir. Bu guclenmeye engel olabilmek amaciyla Ingiltere 1873 yilindan 1877-1878 Osmanli-Rus Savasi'na dek Osmanli'yi desteklemis. 1870'li yillarda Avrupa'nin degisen siyasi yapisi Ingiltereyi de etkilediginden 1877-1878 Osmanli-Rus Savasi'ndan sonra imzalanan Ayastefonos ve Berlin  Antlasmalariyla, Osmanli'yi desteklemekten vazgecerek tam aksine onun parcalanmasi politikasina katkida bulunma yoluna gitmistir.

Osmanli icindeki Katoliklerin koruyuculugunu Fransa, Ortodokslarin koruyuculugunu Rusya ustlenirken Ingiltere Islahat Fermani'nda din degistirme serbestligini koydurtarak Protestan Ermeniler'in sayilarini artirma hedefini secmis, bu sekilde Protestanlarin koruyuculugunu ustlenen Ingiltere Osmanli'nin ic islerine karisma firsatini yakalamis; bunu takip eden Protestanlik politikasi oncelikle Ermeni kulturunu ele aldigi icin, en cok Ermeniler'in duygularini kiskirtmistir.

1877-1878 Osmanli-Rus Savasi'na degin Ermeni Meselesi diye bir mesele yoktur. Bu mesele, Rusya'nin bazi Turk sehirlerini isgal ederek, buralarda yasayan Ermenileri kendi cikarlari icin kullanmak icin onlari Babi Ali'ye karsi kirkirtmasiyla ortaya cikmistir.

Fransa ise; 1683 tarihli Ikinci Viyana Kusatmasi  sirasinda Avusturya'ya yardim etmis, bunu Napolyon'un yenildigi Misir Seferi izlemis, ancak Rusya ile savaslari sonucu Osmanli'ya yakin gorunmus  1807 tarihinde Rusya ile anlasinca Osmanli'ya sirt cevirmis. 1870'de Almanya'ya yenildigi icin 1878 Berlin Kongresi'nde Almanya ile ihtilaf'a dusen Rusya'ya yandaslik yapan Fransa, Ingiltere ile de gorus ayriliklarini giderince her uc devlet Osmanli'yi parcalamak icin birlikte caba sarfetmeye baslamislardir.  Fransa ozellikle Mondros Mutarekesi'nin imzalanmasindan sonra Ermeniler ile iliskilerini gelistirmis, bilindigi uzere Ermeni milis kuvvetleriyle birleserek Turk topraklarini isgal etmislerdir.

13 Haziran - 13 Temmuz 1878 Berlin Kongresine katilan Ingiltere, Fransa, Rusya, Avusturya, Italya, Almanya arasinda Ermeniler'in kongreye bagimsizliklari ile ilgili haklari elde etmek icin sunduklari oneriler dikkate alinmamis ve Ermeni meselesi Ingiltere'ye birakilmistir.  Yukarida sozunu ettigimiz gibi Rusya'dan muhtar Ermeni Devleti isteyen Ermeniler'in bu isteklerinin Ruslar tarafindan geri cevrilmesi gibi bu kez de Berlin Kongresinde yalniz Rusya tarafindan degil diger bel bagladiklari devletler tarafindan da geri cevrilmislerdir.

Goruldugu uzere Bati devletlerinin birbirleri arasindaki dengeyi korumak icin kullandiklari yol, ya Osmanli topraklarinda yasayan azinliklari kiskirtarak onlari piyon olarak kullanmak ve siyasi/sosyal huzuru bozmak ya da yine bu azinliklarin haklarinin iyilestirilmesi bahanesiyle Osmanli'dan islahat talebinde bulunarak Osmanli'nin ic islerine karismak yoluyla onu kontrol altina almaya calismak olmustur. Her iki konumda da ne yazik ki azinliklar sadece kullanilmislardir.

Ermeniler'in bagimsizligi hedef alan davranislari ya yasadiklari bolgelerde huzur bozucu davranislar sergilemeleri ya da yerel ve ferdi olaylarla yurt icinde ve disindaki bagimsizlik taraftari parti ve ihtilalci dernekler halinde gozlenir. Bu amacla 1878'de Van'da Kara Hac Cemiyeti,  1880'li yillarda Rusya idaresi altinda bulunan Ermenistan'da kurulan cemiyetler, 1881'de Erzurum'da Anavatan Mudafileri Cemiyeti, 1885 sonlarinda Van'da Armenekan Emiyeti, 1887'de Isvicre'de Tasnaksutyun gibi ihtilalci cemiyetler calismislar ve Ermeniler'in yogun olarak bulunduklari bolgelere, ozellikle Dogu Anadolu Bolgesi'ne, sozde  can guvenliklerinin   saglanmasi  bahanesiyle silah ve cephane sevk etmisler. Ihtilalci Cemiyetlerin bu sekilde teskilatlanmalari ile teror olaylari ortaya cikmaya baslamistir.

Bu mektubu bu noktada sonlandirip uzerinde biraz dusunmenin yararli olacagina inaniyorum, gecmisin tarihsel olaylari ile cizdigimiz cerceveye teror olaylari ile devam etmeden once su soruyu sormadan edemiyorum:

Osmanli Devleti asirlar suren egemenligi ve yasaminin yarisindan fazla bir sureyi gecirdigi her turlu ihtisam, zenginlik, guc ve kudret yillari dururken eger toplu olarak azinliklar  icinden Ermeniler'i yok etmeyi hesapladi ve bu yolda calisti ise nicin bunu en guclu oldugu zamanlarda degil de, cokus doneminde yapmaya yeltendi?  Ya da bir ornekle;  Osmanli, Ermeni azinligi yok etmek amacinda idiyse, nicin  bir cag kapatip bir baska cag acacak denli guc ve iktidar sahibi bir hukumdar olan Fatih zamaninda Ermeniler'i yok etmediler de en gucsuz  ve zayif anlarinda yok ettiler Ermenileri? Veyahut  kendi topraklarini ve kendi insanlarinin ozgurlugunu, butunlugunu  yitirme endisesi bir azinligi yok etme arzusundan daha mi zayif idi? Bu mumkun mudur?

DEVAM EDECEK

Handan
25 nisan 1998
editor@turkiye.net

I. Mektup

©COPYRIGHT 1998 TURKIYE NET (www.turkiye.net)