V i Z Y O N - Editörden



Mehmet BinayTEK TiP EGiTiM ve SiYASETiN EGiTiME YANSIMALARI

ÇANAKKALE/LAPSEKi - 1/8/1997

Siyasi islam, Türkiye'de özellikle geçtigimiz son bir sene içinde bu görüsün temsilcisi Refah Partisi'nin iktidar ortakligi nedeniyle gündemden düsmeyen bir ana tema halindeydi. Bu süre içinde siyasi islam'in temsilcisi Erbakan'in demokratik bir rejimde basbakanlik koltuguna oturmasi Türkiye disindaki çevrelerce de yakindan takibe alinmisti. Türkiye'nin bulundugu jeopolitikada Cumhuriyet'in ilk günlerinden itibaren güvenilir ve vazgeçilmez bir Bati müttefiki olusu, Erbakan'in temsil ettigi görüs tarafindan sikça sorgulandi. iç siyasette esas alinan muhafazakar çizgi, siyasi islam'in getirdigi özelliklerle yogrulurken dis siyasette atilan adimlar da bugüne kadar alisagelmis Bati yanlisi tutuma da eklemeler getirdi. Dogu'ya yönelis, islam ülkelerine liderlik arayislari, Sudan-Nijerya-Libya gibi dünya üzerinde belirli bir kategoriye oturtulan ülkelere seyahatler Türkiye'nin dis siyaset geleneklerine baskaldiris niteligindeydi. REFAHYOL hükümeti geçtigimiz ay muhalefetten ve ordudan desteklenen etkili zayiflatilma çabalari ile çözülerek tarihe karisti. Fakat irticai hareketler ve siyasi islam'in varligi Türkiye'nin gündemini daha uzun süre mesgul edecege benzer.

***

Mesut Yilmaz basbakanliginda geçtigimiz ay kurulan ANASOL-D* hükümetinin ilk önemli misyonu militarize edilmis irticai faaliyetlerin durdurulmasi oldu. Bu amaçla kismen imam Hatip Liseleri'nde temelleri atilan bu irticai faaliyetlerin ve siyasi islam'in militanlarinin yetistirilmesinin önlenmesini için imam Hatip Liseleri'nin orta okul kesiminin kapatilmasi için harekete geçildi. Egitim reformu ile hem teknik okullarda hem de yabanci dil agirlikli kolejler ve imam Hatip Liseleri'nde ilkokulun hemen ardindan ögrencilerin gelecekleri ile ilgili etkili ve kalici yönlendirilmeleri de önlenmis oluyor. Aslinda 1973'den bu yana varolan yasa tasarisi Meclis'ten geçerse "sekiz yillik tek tip insan yetistirme reformu" gerçeklesmis oluyor.

Sözü edilen yasa tasarisi özellikle Refah Partisi ve 500 bin kisinin okudugu imam Hatip Liseleri taraftarlari tarafindan yogun elestirilere maruz kaldi. Bu tepkiler geçtigimiz günlerde ilginç ve o derecede de üzücü sonuçlar dogurdu. Birlikte izleyelim.

29 Temmuz Sali günü Ankara sokaklarinda Refah Partisi, yasadisi IBDA-C ve Hizbullah yanlisi 2 bin kisinin(Radikal gazetesi) düzenledigi 'sekiz yillik kesintisiz egitim' karsiti miting günün ilerleyen saatlerinde kanli bir olaya dönüstü. Göstericiler ile polis arasinda gözlenen yakinlasma göstericilerin sloganlari ile daha da yogunlasti:

"Müslüman Polis Bize Yol Ver"

Duygularin siyasette kullanilmasi binlerce yildir vazgeçilemeyen bir yöntem olsa gerek. Özellikle de din gibi duygusal ve kisisel bir olgu çevresinde daha da verimli sonuçlar veriyor duygu sömürüsü... Bu slogan esliginde göstericilere daha da yakinlasan polisin politize edilmesi Ankara sokaklarinda kolayca elde edilmistir. Polis içindeki imam Hatip Liseliler'in agirlikta oldugu emniyet çemberi, tarafsizliktan uzak, göstericilere yakin ve medyaya da o derecede karsit bir tutum sergilemistir .

"Asker Polisi Yargilayamaz"

Türkiye'de "asker" ile "polis" arasinda zaman zaman yasanan gerginliklerin varolusu uzun yillara öncesine kadar dayaniyor. "GüÇ", öyle bir usnur ki, paylasilmasi siyasi ve bürokratik kurumlarin en titizlikle ayarlandigi rejimlerde bile huzursuzluklara neden olabiliyor. Bir de Türkiye gibi siyasi ve bürokratik kurumlar arasinda bu paylasimin halen netlikle görülemedigi bir ülkede bu iki aktör arasindaki gerilim baska güçler tarafindan kolaylikla manipule edilebiliyor.

Gazetecinin DramiGöstericilerin basina dille saldirmalari ardindan polislerin de basin mensuplarini "provokasyon yapmakla suçlayarak" tartaklamaya basladiklari gözlendi. "israil Usagi Kusatilmis Medya" sloganlariyla gerginlesen saldirilar basin mensuplarinin kovulmasi ve kosturulmasina dönüstü. Gazetecilere tas ve sopalarla saldiran göstericiler polis güçlerince engellenmediler. Daha sonradan polis güçlerinin de katildigi tartaklama sonucunda coplarla dövülen medya mensuplari agir yaralandilar. Atv kameramani Hayri Özugur, Kanal D kameramani Durak Dogan, CTV kameramani Abdullah Koltuk ve iHA'dan Fevzi Gönülay polis tarafindan hastanelik hale getirildiler.

Sarsintilarla dolu televizyon çekimlerini izlerken özellikle "polisin göstericilere yakinlasmasi"ni görüntülemeye çalisan kameramanlarin polisin dikkatini çekmis oldugu görülüyordu. Tarafsiz kalmasi ve asayisten sorumlu olmasi gereken güvenlik güçlerinin bu denli politize olmus ve izinsiz protesto yapan bir gösterici toplulugu ile yakinlasmasi korkutucu bazi toplumsal gerçeklerin göstergesidir. Özgür ve bagimsiz basin, bir ülkenin çagdas ve demokrat kalmasi için en gerekli kurumlardan birisidir. Ankara sokaklarinda yasanan olaylar hangi kesimin basina ve özgür düsünceye karsi oldugunu tüm açikligi ile sergilemektedir.

***

Yukarida size sundugum tablo korkutucu bir toplumsal gelismenin ve onun gerçeklerinin ekranidir. Özellikle 90'larin baslarindan itibaren demokratiklesme sürecinin daha da filizlendigi Türkiye'de devlet dogmasindan kurtulmus özel medyanin da kurulmasiyla birlikte toplumda varolan onlarca farkli düsünce kendisini su yüzüne çikarmaya basladi. Muhafazakar islamci kesim de bu gelismenin bir ürünü olarak toplumda zaten varolan bir kesimin sesini duyurabilme cesaretini göstermesi ile sesini yükseltti. Bu açikliktan cesaret kazananlar da bu grubun daha da politize edilmesine destek verdiler.

Osmanli imparatorlugu'nun ardindan belki de Anadolu üzerinde yasayan insan topluluklari için ütopik denebilecek seviyede uç bir reformizm anlayisi ve Batililasma firtinalari Kemalizm önderliginde toplumu kendinden uzaklastirip, "çagdaslastirmaya", batililastirmaya çalisti. Bunun sonucunda olusan siyasi sistem, bu degisime kendi iç dünyalarinda ayak uyduramamis yari-demokrat siyasi ve bürokratik elit tabakalar yarattigi gibi toplum içinde de özkisiligini bastirmayi tercih eden toplum tabakalarini yaratti.

29 Temmuz 97, Sali günü Ankara sokaklarinda ortaya çikan görüntüler toplum içinde gün geçtikçe daha da sivrilen kutuplasmalarin eseridir. Kutuplasmalar demokratiklesmenin ürünü oldugu gibi belki de yasanilmasi gereken bir süreç anlamina da gelmekte. Türkiye'nin bu zor dönemde ihtiyaci olan, kutuplasmalar yasandigi toplumsal gruplarin ve tabakalarin birbirinden uzaklastirilmasi ve birbirine düsürülmesi degil aksine birbirleriyle uzlastirilmalaridir. Toplum tabakalari arasindaki dikey/yatay seyahatlerin ve ziyaretlerin gün geçtikçe zorlastigi kast benzeri sinif sistemi Türkiye'de asilmalidir.

irticai hareketlerin de "sekiz yillik kesintisiz egitim" gibi yüzeysel bir kisa vadeli siyasi çözümle degil, egitime yapilacak gerçek yatirimlarla kalitesinin yükseltilmesinde yatmaktadir. imam Hatip Liseleri'nin orta kesimlerinin kapatilmasi ve sekiz yillik tek tip egitim anlayisiyla bir araya getirilecek onlarca birbirinden farkli yasayan ve düsünen gruplasmalarin çocuklari, ayni mekanda uzlasmaya yönelebilirler. Fakat çocuklarina istedikleri egitimi okulda veremeyen aileler ek çözümlerin yaratilmasi konusunda hiç de zorlanmayacaklardir. Okul sonrasi evlerdeki gizli Kuran kurslari, evlerde yürütülecek olan her kesimdeki ve her türlü beyin yikama acaba "sekiz yillik kesintisiz egitim"e ne türlü etkiler edecektir? Amerika'da ilk ve orta okullarda bile yukari seviyelerdeki silah kullanimini akla getirmek sanirim bu olasi yeni tehlikelerin habercisi olacaktir.

Toplumun her tabakasi ve grubu yine o toplumun vazgecilmeyecek birer parcalaridir. Toplumlari olusturan birimler tarihsel surecler ve gelisimlerin sonucudur ve yukaridan gelme, nefret ve tepki üreticisi demokrasi karsiti politikalar yerine daha uzlasmaci politikalar ve tabandan baslayan egitim reformlari ile ele alinmalidir. Bu da sadece demokrasi temel alinarak basarilabilir.

*ANASOL-D: ANAVATAN, DSP(Demokratik Sol Parti) ve DTP(Demokrat Türkiye Partisi) hükümet ortakligi. CHP(Cumhuriyet Halk Partisi) hükümete disaridan destek vermektedir.

Mehmet Binay

editor@turkiye.net

İCOPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).


ViZYON ARSiVi (eski yazilar)