Yelpaze'nin ortak kosesi, Turkiye Net'in solugu olan Vizyon'un yenilenme araligi, Turkiye'nin gundemindeki toplumsal olaylarla dogru orantilidir. Anavatanda nabiz yukseldikce bu sayfa yenilenir.
Mektuplarinizi, elestirilerinizi bekliyoruz.
editor@turkiye.net

IRMA'YA MEKTUP (IV)
Merhaba Sevgili Irma;
Dunden kalma bir bas agrisi ile dolaniyorum ortalikta....Zuhtu'ler agaclarda alabildigince neseli ve bugun de yagmur eksik degil penceremizden...Cok sukur mutluyuz... arada sirada agriyan basimiza ve en onemlisi yureklerimize ragmen... Agrinin insana sevimli ve guzel gelebilecegini hic dusunmus muydun? Diyorum ki: binlerce agriyan yuregi; agrisiz, sizisiz yani ruhsuz bir tanesine tercih ediyorum. Carelerin ve cozumlerin uretilebilmesi icin tek basina yetmeyen ama gerek olan sart.....agrili, sizili yurek...ve yine diyorum ki: genellikle yasamlarimizda sayesinde ders alabildigimiz olaylar yalnizca ve sadece agrili,sizili yureklerin kahramani oldugu olaylar.
Peki ya alinmayan dersler? Herseye ragmen
alinamayan dersler?
Gun gelir ansizin tam gelecege adim atarken dikilir karsimiza!
Etrafa bakmaktan kendi icimize bakmayi coktaaan unuttugumuz zamanlarda gelir
yakalar bizleri....
ve her yakalayisinda bir parcamizi kopararak...
Eksik ve yarim ve kanayarak ne birakabiliriz yarinlarimiza? cocuklarimiza,
menekselere ve sardunyalara?
Gecmiste yasananlari, acilari unutmak istiyorsak onlardan dersler alabilmemiz gerekiyor diyorum...Kendi gecmisimizi bilmeden de cocuklarimiza mutlu ve baris dolu bir gelecek birakabilmemiz mumkun degildir diyorum. Gelecek nesillerin varligi ve mutlulugu bizlerin gecmisiyle baslar diyorum...Bikmadan, yorulmadan, gocunmadan devam edelim diyorum gecmisi ogrenmeye, onunla barisik olmaya ve barisik olabilmek icin de tanimaya.....
Hic bir virgulunu, noktasini unutmadan, atlamadan dersler almaya devam edelim ki, bir gun rengarenk futbol sayfalari kocaman mansetlerle dolasirken, memleketinin "bilmem hangi televizyon kanalinca secilen guzelleri" internette boy, gogus, kalca olculeriyle yuzlerce sayfada arz-i endam eylerken, ulusunun ve atalarinin yasadiklarindan, kulturunden, tarihinden, geleneginden bahsedebilecek sayfa sayisi "on"u gecmeyen bir anlayisin, "ne olmus yani, oldurmusuz adamlari kabul edelim" ya da "dinciler oldurmuslerdir, olmustur" diyebilecek denli sorumsuz, onyargili ve bilgisiz, dahasi sonsuz derecede miyop gozluklerin ardindan dunyaya bakarak bugun bir "O L M A M I S S O Y K I R I M" i kabullenmeye dunden razi olan ve yillar sonra ayni teranelerin daha da fazlasiyla geri gelecegini goremeyen anlayislarin ustune cikip, otesine gecebilelim....
Osmanli Devletinin cokusu ile atmaca gibi ususen Batili Devletler yetmezmis gibi iceride yine ayni Batili Devletlerce alevlendirilen Ermeni Meselesi'ni bu kez Kurtulus Savasi yillarinda izliyoruz:
"Hafif Suvari Alayi Komutani Nuh Beyin ifadesi:
1915 Subat ayinda Rus saldirisi esnasinda Mus vadisinde bulunan bilhassa Kolisek, Zikzak, Varsad, Abzit, Kurni, Pav, Capkis, Agudat, Sipahiyan, Suspiret, Til, Tekmal, Norkak koyleri tamamiyle yikildi..." [1]"We Armenians did not spare the Muslims. If persisted in, the slaughtering of Tartars, the looting, and the rape and massacre of the helpless become commonplace actions expected and accepted as a matter of course. I have been on the scenes of massacres where the dead lay on the ground, in numbers, like the fallen leaves in a forest. Muslims had been as helpless and as defenseless as sheep. They had not died as soldiers die in the heat of battle, fired with ardor and courage, with weapons in their hands, and exchanging blow for blow. They had died as the helpless must, with their hearts and brains bursting with horror worse than death itself." [2]
"Since all the Moslems capable of bearing arms were in the Muslim Army, it was easy to organize a terrible massacre by the Armenians against defenseless people, because the Armenians were not only attacking the sides and rear of the Eastern Army paralyzed at the front by the Russians, but were attacking the Moslem folk in the region as well." [3]
"Armenians burned and destroyed many Muslim villages in their advance and practically all Muslim villages in their retreat from Marash." [4]
Yukaridaki orneklerle yasananlari gozlerinizin onune getirebildiginiz dusuncesiyle bu kez, Mustafa Kemal Ataturk'un ifadeleriyle daha akilci acidan bakalim ve bir ulusun kurtulusu icin savastigi, varliginin bitim noktasinda oldugu gunlerde bile azinliklara ve haklarina gosterilen saygiyi birlikte dinleyelim:
Mustafa Kemal bugunlere biraktigi en onemli yazili eserlerinden biri olan Soylev'de soyle anlatiyor:
"Durumun korkunçlugu ve agirligi karsisinda, her yerde, her bölgede birtakim kisilerce kurtulus yollari düsünülmeye baslanmisti. Bu düsünceyle girisilen çalismalar, birtakim örgütler dogurdu. Örnegin:
..............
..............................................
Vilayati Sarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kurulus amaci da (tüzüklerinin ikinci maddesi), dogu illerindeki bütün halkin dinsel ve siyasal haklarinin özgürce gelisimini saglayacak yasa ve töre içi yollara basvurmak; adi geçen illerdeki müslüman halkin tarihsel ve ulusal haklarini, gerektiginde, uygar toplumlar önünde savunmak; dogu illerinde yapilan zulüm ve cinayetlerin nedenleriyle etmenleri ve bunlari yapanlar ve yaptiranlarla ilgili tarafsizca sorusturma açarak suçlularin tez günde cezalandirilmalarini istemek; Türklerle azinliklar arasindaki anlasmazliklarin giderilmesine ve eskisi gibi iyi baglarin pekistirilmesine çaba göstermek; dogu illerindeki, savastan dogma yikim ve yoksullugu, hükümet katinda girisimlerde bulunarak elden geldigince giderme yollarini aramakti. Istanbuldaki yönetim merkezlerinden verilmis olan bu yönerge geregince, Erzurum subesi, dogu illerinde Türklerin haklarini korumakla birlikte, Ermenilerin göçü sirasinda yapilan kötü islerle halkin hiç ilgisi bulunmadigini ve Ermeni mallarinin, buralara Ruslar girinceye dek korundugunu; buna karsilik, müslümanlara çok kiyasiya davranildigini ve dahasi, buyruk disi olarak göçten alikonulan kimi Ermenilerin, koruyucularina yaptiklari kötülükleri, kanitlanmis belgelerle uygarlik dünyasina sunmaya ve bildirmeye ve dogu illerine dikilen tutkulu bakislari söndürmek için çalismaya karar veriyor (Erzurum Subesinin Bildirisi).
................................
..........................................
Vilayati Sarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin (Dogu Illeri Ulusal Haklari Savunma Dernegi) ilk Erzurum Subesini kuran kisiler, dogu illerinde yapilan propagandalari ve bunlarin ereklerini, Türklük -Kürtlük - Ermenilik sorunlarini, bilim, teknik ve tarih bakimindan inceleyip arastirdiktan sonra, gelecekteki çalismalarini su üç noktada topluyorlar (Erzurum Subesinin basili raporu):
1 - Hiç göç etmemek; 2 - Hemen bilim, iktisat, din örgütleri kurmak; 3 - Saldiriya ugrayacak dogu illerinin herhangi bir bucagini birlikte savunmak. Vilâyati Sarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin Istanbuldaki yönetim merkezinin, bilim ve uygarlik yöntemleriyle amaca ulasabilecegi konusunda çokça iyimser oldugu anlasiliyor. Gerçekten bu yolda çaba göstermekten geri durmuyor. Dogu illerinde Müslüman halkin haklarini savunmak için Löpeyi (Le Pays1) adinda Fransizca bir gazete yayimliyor. Hâdisat 2 gazetesinin sahipligini üzerine aliyor. Bir yandan da Itilâf devletleri basbakanlarina ve Istanbuldaki temsilcilerine birer andiri 3 veriyor. Avrupaya bir kurul yollamaya girisiyor (belge:7) . Bu açiklamalardan kolaylikla anlasilacagini sanirim ki, Vilâyati Sarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kurulmasina yol açan önemli kaygi ve nedenler, dogu illerinin Ermenistana verilecegi sanisina dayaniyor. "
Mustafa Kemal o olaganustu uzgorusunu Ermeni Meselesi'nde ortaya koyulan senaryoyu en ince satir aralarini dahi algilayarak bir kez daha gozler onune seriyor:
"Bu saninin da, Dogu illeri nüfusunda Ermenileri çogunlukta göstermeye ve tarihsel haklar bakimindan öncelikli saydirmaya çalisanlarin, bilimsel ve tarihsel belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayi basarmalari; bir de Müslüman halkin Ermenileri toptan öldüren yirticilar oldugu iftirasini dogruymus gibi kabul ettirmeleri ile gerçek olabilecegi inanci üstün geliyor. Bundan dolayi dernek, ayni gerekçe ve araçlarla donanmis olarak tarihsel ve ulusal haklari savunmaya çalisiyor.
Her yerde gösteriler yapilmasi için bildirimler yaptigim günden üç gün sonra, Harbiye Nazirinin 31 mayis 1919 günlü su telini aldim:
Ingiltere Olaganüstü Komserliginden Babiâliye bildirilip Harbiye Nazirligina gönderilen nota örnegi asagiya çikarilmistir: Bugüne degin gelen raporlardan Üçüncü Kolordu bölgesinde her zaman görülebilecek haydutluk olaylarindan baska bir sey olmadigi bilinmekle birlikte, son notada ileri sürülen olaylar üzerine özel sorusturma yapilarak sonucunun ivedilikle bildirilmesini rica ederim. "[5]
Bugunlerin birakiniz azinliklari; kendi vatandasina, dindasina, soydasina dahi hosgoruden yoksun, onyargili, vurdumduymaz binlercesine ve yakalarina taktiklari teneke rozetleri ile ortalikta dolasan sozde Ataturkculere, Ataturk'e duydugu kin ve nefreti her firsatta kusmaya merakli din yobazlarina, her turlu dinsizlik propagandasina Ataturk'u kilif yapan cagdas yobazlara, "soykirim olmustur, neden tanimiyoruz?" "dinciler oldurmustur" diyebilecek denli konudan uzak olan herkese ibret olarak Mustafa Kemal'in kendi ulusunun en zor gunlerin de bile baska dine bagli, baska soya bagli, baska irka bagli azinliklara duydugu hosgoru, anlayis, iyi niyet ve adalet yanlisi yazismalarinin geri kalan kismina donelim:
"Gerçekte, ne Sivas'ta kaygi verici bir durum vardi, ne de Hristiyanlar ölümle korkutulmustu. Bunu, ulusça yapilmaya baslanilan gösteri toplantilarindan kaygilanan ve bunu amaçlarinin gerçeklesmesine engel sayan Hristiyan azinliklarin, yabancilarin dikkatini çekmek için bile bile yaydiklari uydurma haberler olarak kabul etmek gerektir."
Harbiye Nazirligi'nin nota örnegini içine alan teline verdigim karsiligi oldugu gibi bilginize sunacagim.[6]
Istihbarat
Çok ivedidir Sayi 58 3 Haziran 1919
Harbiye Nazirligi Yüksek KatinaK: 2 Haziran 1919 sifre:
Sivas ve çevresinde eskiden beri bulunan Ermenileri ve daha sonra siginanlari korkutacak hiçbir olay geçmemistir. Ne Sivasta, ne de çevresinde kaygi verecek hiçbir durum yoktur. Herkes sessizce kendi is ve güçleriyle ugrasmaktadir. Bunu kesin olarak ilginize sunar ve inanmanizi dilerim. Su duruma göre, Ingiliz notasindaki haberlerin nereden çiktigini benim bilmem gerekir. Düsmanin Izmir ve Manisaya girisiyle ilgili aci haber üzerine Müslüman halkin yaptigi ve Hristiyan azinliklara karsi hiçbir düsmanlik duygusu gütmeyen toplantilardan kimi kisilerin ürkmüs olmalari düsünülebilir. Itilâf devletleri, ulusumuzun haklarina ve bagimsizligina saygili kaldikça ulus da yurt dokunulmazliginin kesinligine güvendikçe Müslüman olmayan halkin korkuya düsmesine hiçbir sebep yoktur. Bu konuda devlete karsi her türlü sorumlulugu yüklenir ve buna tam olarak güvenilmesini dilerim. Ama, bagimsizligi ve ulusal varligi yok eden ve ulusun hayatini tehlikeye düsüren düsmanin yurda girisi, cana kiymasi ve her türlü saldirilari gibi, Izmir yöresinde görülegelen olaylarin ve benzerlerinin bas göstermesine karsi ne ulusun coskusunu ve iç acisini, ne de bundan dogan ulusal gösterileri engelleyip durdurmak için kendimde ve hiç kimsede hiçbir güç göremeyecegim gibi bu yüzden ortaya çikacak olaylarin karsisinda da sorumluluk yüklenebilecek ne komutan, ne sivil yönetici, ne de hükümet düsünürüm.
Mustafa KemalBu nota örnegiyle verdigim karsiligin örnegi bütün komutanlara, vali ve mutasarriflara genelge ile bildirildi. "[7]
"Ulusal dâvada caniyla ve basiyla çalisanlar arasinda gösterissiz bir Türk eri alçak gönüllülügü ile" Halide Edip 10 Agustos 1919 tarihli Mustafa Kemal'e yazdigi mektupta gunun olaylarina deginirken asagidaki sozleri kullaniyordu:
".........
.......
Resmi Amerika, bizim topraklarimiz üzerinde Ermenistan kurmaya egilimli görünmüyor. Eger güdüm alirlarsa bunu, bütün uluslari esit kosullar altinda bir yurt çocugu sayarak, alacaklarini en önemli çevrelerinden ögrendim.
Ancak, Avrupa kesin olarak bir Ermenistan sorunu ortaya çikarmak -özellikle ingiltere- Ermenilere ödünler vermek istiyor; zulüm görmüs Ermeniler adina Amerika kamuoyunda bir oyun oynamaya çalisiyor. Bizim düsünürleri Avrupa korkusu düsündürüyor. Resat Hikmet Bey gibi, Câmi Bey gibi, ulusal bütünlügümüzü bile olusturan siyasa adamlarimiz, Ermeni sorunu için bir çözüm yolu salik veriyorlar. Resmi olarak size yaziliyor.
Çok tehlikeli günler geçiriyoruz. Anadoluda olup bitenleri dikkat ve sevgiyle izleyen bir Amerika var. Hükümet ve ingilizler bunun, Hristiyanlari öldürmek, ittihatçilari getirmek için yapildigi düsüncesini el birligiyle Amerikaya asilamaya çalisiyorlar.
Her an bu ulusal ayaklanmayi durdurmak için kuvvet gönderilmesi düsünülüyor; bunun için ingilizleri kandirmaya çalisiyorlar. Ulusal ayaklanma ivedilikle ve olumlu isteklerle hemen kendini gösterirse (ve Hristiyan düsmanligi gibi bir tutumu da olmazsa) Amerikada hemen destek bulacagini yine çok önemli çevreler kesinlikle söylüyorlar.
Sivas Kongresi toplanincaya degin Amerika Komisyonunu alikoymaya çalisiyoruz. Kongreye Amerikali bir gazeteci göndermeyi bile belki basarabilecegiz. Iste bütün bunlar karsisinda, davamiza destek olabilmesi için, bu elverisli dakikalari yitirmeden, bölünme ve çökme korkusu karsisinda Amerikaya basvurmak zorunda oldugumuzu saniyoruin. Vâsif Bey kardesimizle bu konuda ortak oldugumuz noktalari kendisi de ayrica yazacaktir. Türkiyeyi, dayanç ve iradesi olan genis kafali bir iki kisi belki kurtarabilir. Serüven Yasama, zamani artik geçmistir. Gelecek için gelisme ve birlesme savasi açmak zorundayiz. Sinirlarinda bunca çocugu ölen zavalli yurdamuzun düsünce ve uygarlik savasinda kaç sehidi var? Biz Türkiyenin hayirli çocuklarindan yarinin kuruculari olmalarini istiyoruz. Rauf Bey kardesimizle sizin, temelleri bile çöken zavalli yurdumuz için uzaklari görerek birlikte düsünüp çalismanizi bekliyoruz.
Saygilarimi gönderir, basariniza dua ederim. Ulusal dâvada caniyla ve basiyla çalisanlar arasinda gösterissiz bir Türk eri alçak gönüllülügü ile sizinle birlikte oldugumu bildiririm. "[8]
Ortaya koyulan rakamlara ragmen bir kez daha degisik bir sekilde soylemekten bikmayacagimiz Ermeni azinligin nufusu ya da cogunlugu konusunda Mustafa Kemal'in o gunlerde Onikinci Kolordu Komutani Salahattin'e yazdigi bir diger mektubu fikir vermesi acisindan sunmayi yararli buluyoruz:
Sifre. Erzurum
Kisiye özeldir. 21 .8. 1919
339 On Ikinci Kolordu Komutanligina, Yirminci Kolordu Komutanligina (Yalniz 12 nci Kor.) 13.8.1919 günlü sifreye K: Istanbuldaki çesitli partilerin Amerika Komisyonuna verilmek üzere aldiklari kararlar burada Temsilciler Kurulunca pek çok üzüntüye ve acinmaya deger görüldü. Çünkü, birinci maddede Ermenistana dogu illerinden toprak verilmesi söz konusu olmaktadir. Oysa ezici çogunlugu Türk ve Kürt olan bu illerden bir karis topragin bile Ermeniler hesabina bugün için geçirilemeyecegi gibi, çesitli soydan gelen halk arasindaki tiksinti ve öcalma duygusunun korkunçlugu ve sertligi, Osmanli Ermenileri geri gelseler bile illerde yogun olarak yerlestirilmelerinin tehlikeli olacagini göstermektedir. Bu duruma göre, suçlu olmayan Osmanli Ermenilerine gösterilecek en büyük kolaylik, esit ve adaletli kosullar içinde yurtlarina dönmelerini kabulden baska bir sey olamayacaktir. Üçüncü maddede Erzincan ve Sivas arasinda yogun bir Ermeni toplulugu bulundugu kuruntusu bilgisizlikten ve anlayissizliktan baska bir sey degildir. Savastan önce bile buralarda oturanlarin büyük çogunlugu Türk, birazi Zaza denilen Kürtler ve pek azi da Ermeni idi. Bugün ise, varligindan söz edilecek sayida Ermeni yoktur. Öyle ise bu gibi dernekler, yetkilerini bilmeli ve bir is yapmak isterlerse, hiç olmazsa Harbiye ve Hariciye Nazirliklarinin baris hazirliklari için düzenledikleri resmî istatistik ve grafiklere olsun basvurma sikintisindan kaçinmamamalidirlar. Isbu telin, oldugu gibi Istanbula gönderilmesini rica ederiz. [9]
Mustafa Kemal
Mustafa Kemal'in konusma ve belgelerinin devamini bu kez Ingilizce olarak tarihci Türkkaya Ataöv'un bir calismasindan[10] izlemeye devam edelim:
"Mustafa Kemal Atatürk's reference to the Armenian massacres of the Moslem population is a reflection of a fact, an echo of the "other side of the coin". The curious phenomenon of suppressing all publication and talk about the massacre of Turks by various Armenian bands is a monstrous one-sidedness that approaches the limits of racism. Publications devoted solely to this discriminatory "scholarship" and "reporting" will certainly reach the world public in due time.
In the meantime, one may quote, within the general framework of this booklet, five original letters of Mustafa Kemal Atatürk, some of which are being published here for the first time. A Mustafa Kemal telegram (See Annex 11.), (11-a) marked "very urgent", dated March 16, 1920 and addressed to the representatives of the Entente Powers in Istanbul and to Admiral Bristol, the U.S. High Commissioner, well expose the nature and the real causes of anti-Turkish propaganda based on alleged, new "massacre of 20,000 Armenians". He states that the Turkish nation is "grieved to see the occupation, under various pretexts, of most important portions of its lands left over from the Mondros (Mudros) Armistice", that it "expected modifications in accordance with our legitimate wishes and requirements of justice" but that "certain circles in Europe, which consider the furthering of a negative drive as imperative for their own interest" now have "fabricated the hated and most unjustified lie that there has been a new massacre of 20,000 Armenians in Anatolia". He further states that the Turks had found it "entirely unnecessary even to issue an official denial of this wholly untruthful falsification, on account of the presence of several persons and agents in the whole of Anatolia, representing the Entente Powers and the American Government". He points out that "there had been loss of life among the Turks, the French and the Armenians participating with the French troops, during clashes in and around Maras and Urfa". He underlines, however, that "this was not a massacre of Armenians". The Armenians brought to Cilicia from outside and those armed local Armenians had "carried out unbeareble acts of aggression, continually sought the enlargement, with no reason whatsoever, of the area of occupation" and that the commanders of the occupation forces had "tolerated the Armenian attacks on the Moslem population". He adds:
"It is essential to add that, had the persons commanding the forces of occupation in and around Cilicia refrained from arming, conferring duties on and championing the Armenians, had they administered the various sections of the local population with justice and equity and had they desisted from expanding, with no grounds and remittingly, the territory, which was under the British at the end of the Armistice, now changed and occupied, these unfortunate clashes, having led to the loss of life of so many people, would never have taken place".
Mustafa Kemal further adds that this was "the real nature of the lies on the so-called massacre of Armenians in Anatolia" and that "the declaration already made by the Armenian representatives and notables of the people of Maras, supposedly massacred, absolutely supports this fact". He asks the Entente Powers and the U.S. Government to assist in the formation of an "international supreme council to investigate on spot and at once this fabricated story of the Armenian massacres and illuminate the world.... on the nature.... of this propaganda.... aiming to mislead public opinion."Mustafa Kemal's letter of June 5, 1919 (see Annex 12), (12-a) written from Havza (No.343451) and addressed to the Office of the Prime Minister, states, inter alia, that within the borders of the liva of Amasya, there had been "no Moslem attacks on the Christians", but Christian bands have carried five consecutive raids on the Moslem population, that "certain Greek and Armenian provocateurs continue their policy and attitude to create events directed against the Islamic peoples in order to show the administration as defective, to invite occupation and intervention and especially applying directly to foreign officers and entirely bypassing the government, at places where such foreign army personnel may be found". He emphasizes that the Moslem citizens, though regretful about it all, neverheless, "keep quiet". Underscoring that "the leaders of the Armenian and the Greek bands are spoiled by the British officers and some American personnel whom they inveriably contact", he adds that these foreigners are "misled and deceived". He further states, in the last paragraph of his communication, that the Armenians are "active and in preparation" in Caucasia and in the east of Erzurum, Erzincan and Van.
Still another Mustafa Kemal documents (see Annex 13) is a draft of a telegram sent to the Italian representative at Alanya (south-western Turkish port in the Mediterranean), to be dispatched to the Paris Peace Conference, the Entente Powers, the American Government and the diplomatic representatives of the neutrals. The statement refers to the "Armenian destruction of forty Moslem villages", where a portion of the "civilian population was subjected to slaughter" and "belongings openly sold in the markets of Kars". His report also informs the foreign representatives that armed Armenian bands of similar make-up were preparing attacks on other regions to be followed by similar bloodshed. Mustafa Kemal forcefully protests against such aggression. "
Bir mektubun daha sonuna geldik yine.... Ozet olarak diyoruz ki;
Ermeni Soykirimi denilen iddialar tarihi gerceklerle karsilastirildiginda asilsiz ve yanlistir. Biz Turkiye Cumhuriyeti Devleti'nin cocuklari olarak bu iddialari kabul etmiyoruz. Genelde bati ulkelerinde Turk-Ermeni iliskilerinin sosyal ve siyasi yonleri, Turk kaynaklarina, ozellikle de birinci el arsiv kaynaklarina dayandirilarak ortaya konulmadigi icin, bugune dek cogunlukla tek tarafli ve Turkler aleyhine eserler ortaya konmustur.
Bilinmelidir ki, Turk'un tarih boyunca ugradigi zulmu gormezlikten gelmek, hakki ve adaleti oldurur.
Ermeni propaganda ve yaygarasiyla sartlandirilmis kitleleri ve devletleri, gerceklerle yuz yuze getirmek ve bunun icin de, asirlardir devam ettirilmek istenen Turk-Ermeni anlasmazliginin ic yuzunu ve Ermeni teror ve mezalimini arsiv belgeleri ve tarafsiz tarihi incelemelerle ortaya koymak bizim icin ilmi ve ulusal bir zorunluluk, bir ahlak olcusudur. Unutulmamalidir ki, belgesiz tarih yazilamaz ve olaylarin gercek yonleri gun isigina cikarilamaz.
Olmayan soykirimlar ve gercek disi tek yanli katliam iddilari icin hic kimsenin birbirinden ozur dilemesi beklenemez. Kotu insanlar ve emeller yalniz irklar ve uluslar arasinda degil, ayni ulus ve kani paylasanlar arasinda bile bir yuz karasi ve utanc olarak vardir, var olacaktir. Bu konuda bizlere dusen; kendi insanlarimiz icin bikmadan, usanmadan, sabirla tarafsiz kaynaklardan bilgilendirme ve bilgilenmeye tesvik etme olmalidir; daha genel cercevede ve evrensel olarak; sen, ben, bizim insanlarimiz ve diger butun insanlar icin irklar ustu, uluslar ustu degeri olmasi beklenen sevgi ile yalniz Turk ya da Ermeni degil butun olumlerin, butun haksizliklarin, butun adaletsizliklerin, butun nefretlerin ve kinlerin butun zamanlarda kinanmasi ve lanetlenmesidir. Bunun disinda tek tarafli olabilecek her turlu propaganda, goz boyama ve yanlis bilgilendirme bundan boyle her zaman karsisinda ses ve tepki bulacaktir. Cunku gecmisin kin ve nefretinden cok daha tehlikelisi yine butun insanlar icin bugunun cehaleti, vurdumduymazligi ve sevgisizligidir.
Sevgili Irma,
Iste yine bir baska ayriliktayiz. Birgun olum ve nefret yerine sadece sevgi ve dostluk olan yazilar ve mektuplar da yazabilecegiz. Bizim baslattigimiz mektuplari insanlarimizin ve gelecek nesillerin baris icinde devam ettirebilmesi dilegiyle, yine Dincer Sumer'in "Sandalim Kiyiya Bagli" kitabinin bir baska sayfasindan alti cizili baska misralar mirildanarak kalemi bir kenara birakiyorum.
"bizi sual edecek
olursaniz, sükür yasamaktayiz
|
Handan Öz
30 Nisan 1998
Önceki Mektuplar ve Vizyon Arsivi
İCOPYRIGHT 1998 TURKIYE NET (www.turkiye.net)
KAYNAKÇA:
Internet Ataturk Kutuphanesi Gonullulerine Turk insanina olaganustu hizmet ve katkilari icin tesekkurlerimizle....
(http://ataturk.turkiye.org)
[1] Russian View on the Genocide Committed by the Armenians against the Muslims, by Doc. Dr. Azmi Suslu, Ankara Universitesi Basimevi, Ankara, 1987
[2] Leonard Ramsden Hartill, "Men Are Like That" The Bobbs-Merrill
Company, Indianapolis (1926).
"Memoirs of an Armenian officer who participated in the Armenian genocide of
2.5 million Muslim people"
[3] G. Bronsart, Deutsche Allgemeine Zeitung, July 24, 1921
[4] G. Hamelin, Les Armees Francaises au Levant. February 2, 1919, Vol. 1, p. 122.
[5] INTERNET ATATÜRK KÜTÜPHANESI'nde sunulan SÖYLEV, sayfa: 2-4 Türk Dil Kurumu'nun 220 numarali yayini, asli 1965 yilinda iki cilt bir arada Ankara Üniversitesi Basimevi'nde basilmistir.
[6] INTERNET ATATÜRK KÜTÜPHANESI'nde sunulan SÖYLEV, sayfa: 18-19
[7] INTERNET ATATÜRK KÜTÜPHANESI'nde sunulan SÖYLEV, sayfa: 20
[8] SÖYLEV, sayfa: 70, TDK,1965.
[9] SÖYLEV, sayfa: 72,TDK,1965.
[10] A British Source (1916) on the Armenian Question / Prof. Dr.Türkkaya Ataöv, Ankara University.
[11] For reference to this talk, see: Türkkaya Ataöv, "Atatürk: Pioneer Against Oppression",. The Standart, Nairobi, Kenya, November 2, 1981, p.4.
[11-a] .T.C. Genelkurmay Baskanligi, Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Baskanligi, Atatürk Arsivi, K. 23, D. 1336/13-1, F.32-1.
[12] Turquie d'Atatürk, Paris, E.Ray, 1935.
[12-a] Also printed in: T.C.; Basbakanlik Osmanli Arsivi Daire Baskanligi, Atatürk ile Ilgili Arsiv Belgeleri: 1911-1921 Tarihleri Arasina Ait 108 Belge, Ankara, 1982, pp. 34-36, 138-140.
[13] Moustapha Kemal Atatürk: Créateur de la Turquie moderne, Paris. Nouvelles Editions Latines, 1958.