V i Z Y O N - Editörden
Siyasette Yeni Arayislar ve Olusumlar
iZMiR/iSTANBUL - 21/08/97
Sicak bir izmir aksaminda Alsancak'taki evlerin balkonlarindan yaz ezgileri geliyor. Sehrin bu semtinin ara sokaklarindaki aksamin ilerleyen muhabbetlerine geçmeden biz de balkonda keyif yapiyoruz. Biraz da sicak günün geçisinin kutlanisi bu.
Yan balkonda yasli bir teyze oturuyor. Yillardir degismeyen hayat tarzi ile kimseyi sasirtmayan bu izmir hanimefendisi bir anda aciyla bize sesleniyor, "Düstüm yavrum yardim edin!". Balkondan içeri girmek üzere ayaga kalkarken zayiflamis dizlerinin üzerine düsüyor. Evine gireni çikani, kimsesi yok. Evin anahtari da kimsede yok. Aciyla kivraniyor balkonda. Bes metre ilerideki yan balkondan üzüntü ve vicdan azabiyla izliyoruz olan biteni. Balkondan atlanacak gibi degil, mesafe çok fazla. O an asagidan birilerinin aklina itfaiyeyi çagirmak geliyor. Bir iki dakika içinde herkes balkonlarda yasli teyzeye dogru yönelmis, tüm sokak da insanlarla dolmus durumda. Itfaiyeyi çagiriyoruz. Zaman tutmadim ama yarim saat sürüyor tesrif etmeleri. Yangin olsa yandik!.. Teyze de ilgiyle izliyor olanlari, biraz da aci ifadesi yüzünde. itfaiyeci merdivenini balkona dogru dogrultuyor, yukari tirmanmaya baslaniyor.
Balkonda yere yigilip kalmis teyzecik itfaiyeciyi balkona dogru çikarken gördügünde oldugu yerden dogrulup sandalyesine oturuyor, saçlarini da eliyle düzelterek. Herkesin nutku tutulmus durumda!.. Teyzecik sadece ilgi ve dikkat çekmek istiyormus. Artik hayatindan çok memnun.
***
ilgi ve dikkat çekmek isteyen baskalari da var bu ülkede. Eski ve tanidik siyasetçilerin kurdugu genç bir hükümet var. Ve her yeni hükümet gibi bomba etkisi yaratacak bir basariya da ihtiyaci var.
Yeni hükümet, "sekiz yillik kesintisiz egitim"le tek tip insan yetistirme yasa tasarisini meclisten geçirmekle son yillarda hiç dillerden düsmeyen irticai faaliyetleri imam Hatip Liseleri'nin orta kisimlarini kapatarak engellemek arzusunda. Bu yasa ile Türkiye'de çocuklar/gençler egitimlerinin ilk sekiz yilini tek tip okullarda alarak egitilecekler. 16 kisilik bir merkez kurulun egitim plani ve anlayisi 12 milyona uygulanacak. Bu reformun bir de egitimin kalitesini yükseltmesi bekleniyor. Dikkatler bu "reform"un hedef aldigi toplum kesimlerine dogrulmus durumda. Basbakan her sinifa bir internet baglantisindan söz ediyor.
Ve gösterisiz hiçbir gün geçmiyor Türkiye'nin meydanlarinda, cami avlularinda. Herkes kendi çapinda dikkat çekmeye, ilgi uyandirmaya çalisiyor. Toplumun her ferdi birer siyasi olmus istemese de.
13 Agustos 1997 tarihinde parti içinde bagimsiz ve kendine özgü bir tutum ve çizgi yaratmis olan Korkut Özal ANAP'tan (Anavatan Partisi) istifa ediyor. istifa nedenini de 'sekiz yillik kesintisiz egitim' tasarisina ve partisinin ortak oylama zorlamasina uymak istemedigine bagliyor. Seçmeni ile arasina giren bu yasa tasarisina "evet" oyu vermeyecegini ilk bastan itibaren tasariya karsi tavrini koyarak bildirmis durumda. Özal, "Ben koyun muyum, sürü müyüm. Partimin kararina uymak zorunda miyim?" diyor. Bir milletvekili partisinden bagimsiz, sagduyusuna ve seçmeninin sesine uyarak davraniyor. Korkut Özal'in istifasi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki bagimsiz milletvekili sayisi 19'a ulasiyor. Özal, kendisi ile birlikte bazi bagimsiz milletvekillerinin, ANAP'tan ve diger partilerden istifa edecek (Refah'tan da katilim bekleniyor) baska milletvekilleri ile yeni bir partiyi kuracaklarini açikliyor. Muhafazakar yeni bir merkez sagin olusumuna önayak olma kararini uzun bir süredir hissettiriyor Korkut Özal. Ne kadar basarili olacagi meçhul. Özal, dikkatleri üzerine çekiyor.
Yine 13 Agustos gününde baska siyasi dedikodular, Cumhurbaskani Demirel'in görev süresini tamamlamasi ile yeniden siyasete atilacaginin ve Merkez Sag'in birlestirilmesine öncülük edeceginin habercisi. Türkiye yeni siyasi olusumlara gebe. Ne zaman olmadi ki?
***
Her yeni siyasi olusum ülke için yeni umutlar doguruyor. Her biri teker teker yazilip, anlatilip, tartisiliyor. Yeni olusumlara da yeni liderler gerekiyor. Fakat Türkiye'de yeni lider yetismiyor. Yeni lider yetismedigi gibi ümitle izlenen olusumlar da digerlerinin içinde eriyip gidiyor.
Türkiye'nin siyaset ortamini izlemenin, analiz edip degerlendirmenin ne kadar da büyük ustalik, deneyim ve içgüdüsel hissedisler istedigini bilsem de bugün dogru oldugunu düsündügüm bir degerlendirmenin aksama ayyuka çikacagini da bilmiyor degilim. Fakat bildigim bir tek sey var; Türkiye'deki siyasi olusumlar ve kurumlar köklü reformlar ve çözüm önerileri üretemiyor.
Aslinda Türkiye'yi (bireyler+toplum tabakalari) kökten farkli bir siyasi çizginin mi, yoksa zamanla Türkiye'nin dogal devinimi içinde sekillenip degisen, gelisen eski siyaset çizgilerinin mi kurtaracagini kestiremiyorum. ikisinin de sakincalari büyük. Biri, toplumun yapisina yabanci bir reformun içerigini dogal olmayan sanal süreçlere sigdirmaya çalisiyor. Digeri ise yeni olusumlari yutup yok etmeyi iyi beceriyor. Bir tarafta muazzam bir organizasyonun basarili kildigi Refah Partisi, diger tarafta da yetmis yildir temellerini saglamlastiramamis diger partiler var.
REFAH Partisi'nin rejim ve hayat tarzi degisikligi arzularinin bu toplumu kendi köklerine ve degerlerine döndürecegine inanmak zor geliyor. Çünkü Türkiye homojen bir yapiya sahip degil. Hangi kök, hangi degerlere dönüs? Bu soruya verilecek cevaplar da o kadar siyasetle ilisikli kavramlar ki! Türkiye'de yanyana yasayan iki komsunun bile bazi zamanlarda sözü edilen degerleri ve kökleri birbirine uymuyor!!? REFAH'in istedigi bu türden kökten bir degisiklik olsa olsa sadece insanlarinin birbirine çok benzedigi toplumlarda yapabilir gibime geliyor. iste bu nedenle de Nisan ayinda bir ropörtaj yaptigim SABAH gazetesi köse yazari Andrew Finkel, REFAH'i bir Türk partisinden çok Alman partisine benzetiyor (Turkiye Net - Dünya Kazan, Biz Türkler kösesi).
***
Tüm bu siyasi kurumlarin ve yeni olusumlarin içinde dünyanin dikkatini Türkiye'ye çekebilecek liderler ortaya çikamiyor. Birbirine benzeyen ve aktüaliteye ayak uydurup kartvizitine bir gecede edinmeye karar verdigi kimligini yazdirmayi düsünen liderleri izliyor Türkiye bikmandan usanmadan (yoksa bikarak ve usanarak mi?).
1992 yilinda ABD'de Demokrat Parti'yi hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çogunluga getirip baskanligi da kazanmis medyatik bir Clinton yaratamiyor Türkiye'nin olusumlari. Yine ayni ülkede sadece iki sene sonra 1994 yilindaki Kongre Seçimleri'nde karsit partiyi hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çogunluga getiren tarih profesörü Cumhuriyetçi partili Newt Gingrich gibi bir lider de yok. ingiliz isçi Partisi'ni yillarin karanlik sol kuyusundan yenileyerek çikaran Tony Blair veya Václav Havel gibi ülkesinin oldugu gibi çagdas dünya edebiyatinin da temsilcisi bir lider yetismiyor Türkiye'de. Verdigim bu örneklerin bir yüzyil sonrasinda her gün anilacagini iddia etmek istemiyorum ancak ülkelerinin birçok bunalimina çözümler getirebildikleri tartisilmaz bir gerçek.
Türkiye'de hangi siyasi lider genis ya da dar alanli bir toplumsal, siyasi ya da ekonomik bunalima çözüm önerileri getirebildi son senelerde? Hangisi sundugu çözüm önerisini Türkiye insani için sayisal ve de hatta duygusal basarilara dönüstürüp, toplumun birçok kesimine hissettirebildi?
Türkiye'nin lider adaylari "Yeni Dünya Düzensizligi" ile alevlenen toplumsal gelismelerin siyasete yansimalarinin aciz aktörleri olabildiler sadece. Daha önceden rüyalarinda bile göremedikleri dünyanin sasirtici siyasi gelisimine ayak uydurmalari ve aktüel kalma zorunluluklari hepsinin boyunu teker teker asti. Bu da olsa olsa bir tür duygusal ve düsünsel hazirsizligin bir toplumun bireylerine ve siyasetinin gündemine yansimasiydi.
Peki neden genis kitleleri temsil edebildigi gibi birbirinden farkli gruplari da uzlastirabilecek bir lider yetisemiyor Türkiye'de? Bu ülkenin insan fakirliginden mi?, tarih mirasinin eksikliginden mi?, insanlarin hepsinin birer oportünist olmalarindan mi? Kisacasi Türkiye'de adam olmayisindan mi? Cevaplar sadece kisilerde aranmamali kuskusuz. Su meshur "sistem bozuklugu"nun etkisi çok büyük. Türkiye'de milleti temsil edenlerin kaç tanesi siyasi-ekonomik-toplumsal-psikolojik, vs. konularda danismanlar ile çalisma gereksinimi duyuyor? Meclis komisyonlarinda çalisanlar bu komisyonlara ne derecede hazirliklilar? Aldiklari hangi egitimle üretici ve yapici olmaya niyetliler?
Aslinda Türkiye düsünüldügünden çok daha dinamik bir insan potansiyeline sahip. Ancak en büyük sorun bu insanlarimizin cadi kazani siyasette eriyip gitme endiseleri. Bu endisenin kaynagi da bu degerli insan potansiyelinin korunacagi lobi gruplarinin eksikliginden dolayi. Dikkatinizi son olarak baska bir ViZYON yazisinda islemek arzusuyla lobi faaliyetlerinin ve toplum çikarlarini gözeten gruplarin olusumunun gerekliligine çekmek istiyorum.
Esen kalin...
Mehmet Binay
İCOPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).