V i Z Y O N - Editörden
UMUT HiC TERKETMEZ BiZi
ipi boynuna baglarken bile
öldügüne üzülenlerin olmasini
diliyordu...
Ata ÖZEV
INTERNET CAGI'NDA ASK VE YALNIZLIK
SANTA BARBARA/KALiFORNiYA 28 EYLUL 1997
Umutla baslar hersey. Umutla yeni kesiflere cikar insanoglu, umutla okur, umutla calisir, umutla barisi ister, umutla savas acar dusmanina, umutla olesiye asik olur ve yine umutla terk eder sevdigini.
Umutla yaratir sanatci eserini. Bir sair kendi ic dunyasinin zenginligi olcusunde guzel misralarda gezinir. Bir gazeteci ic dunyasinin derinlikleri ve ufkunun genisligi olcusunde yepyeni pencereler acar okurlarina. Bir matematikci aklini kullanabildigi olcude matematigin enginliklerini kesfeder. Bir insan anadilini konustugu derecede baska bir dilde yasamayi, dusunmeyi, hissetmeyi ogrenir. insan hissedebildigi delilikte asik olur, nefret edebildigi olcude iyi savasir.
insanoglu ic dunyasinin zenginligi olcusunde dis dunyayi algilar. Ve yarattigi herseyde kendinden yola cikip, fark etmese de yine kendini yeniden tanimlamaya calisir. Sevse de nefret etse de ister istemez duygularinda kendini kesfeder...
***
iste "Bilgi Cagi" da yeni ufuklarin, bilgi toplumunun ozlemiyle yaratilmak istendi. Yirmi seneyi askin bir suredir ilk zamanlarda askeri, daha sonralari da yavas yavas akademik cevreler tarafindan kullanilmaya baslanan bilgi aglari 1990'larin "Yeni Dunya Duzensizligi" ile birlikte hayatimiza daha yogun bir bicimde girmeye basladi. Sesini duyurmak isteyen her kulturden, her tur ideolojiden cevreleri kendisine cekti.
Ve her yeni teknik aracta oldugu gibi internet'in nesnel yonu yetmedi insanogluna. Calismak, bilgi almak eskisinden cok daha hizli, cok daha kolaydi. Ancak duygusal birseyler de gerekiyordu. Baska bir insana ya da insan topluluguna ulasma umidi kendini internet'e de yansitti. Sayilari 40 binlere varan "newsgroup" tartisma listeleri, yine binlerce sayidaki "World Wide Web" forumlari ve de aninda yazisma imkani taniyan "chat" odalari bunun icin kuruldu.
Bugun yuzbinlerce insan sozunu ettigim ortamlarda gunluk hayatlarinin belirli bir kismini gecirmekte. Bu ortamlarda dostluklar, dusmanliklar ve hatta asklar gelismekte. internet'te tanisip evlenen insanlara rastlanmakta. iste bu turden bir tanisma Turkiye Net'te 1996 yili icinde gelisti, dallanip budaklandi. Siberuzayda baslayan tanisma aska, ask sevgiye donustu ve aralarinda binlerce kilometrelik mesafe olan bu iki insan evlendi.
Avustralya'ya goc etmis bir Turk ailenin kizi Nilufer ile Amerika'ya goc etmis Omer Turkiye Net'te karsilastilar, ilk kez internet'te bulustular. Ve yarim sene suren Amerika-Avustralya ucuslari ardindan Las Vegas'ta evlendiler. Bize buradan yeni evlilere mutluluklar dilemek dusuyor. Yandaki resimde gordugumuz mutlu cift Halikarnas Balikcisi'nin bir zamanlar Bodrum icin kullandigi deyisle "insanin boyunu asmayan" o guzel Guney Kaliforniya havasinda yasiyorlar. Nilufer ve Omer birlikte Dunya Turkleri'ni ayni cati altinda bulusturan Turkiye Net'i gelistirmek icin cabaliyorlar.
***
Yukaridaki ornekte gordugumuz gibi internet'le iliskimiz yavas yavas sanal dunya disindaki hayatimizi da etkilemeye basliyor. Bireylerin sosyal yasamlari farklilasiyor. Bircok Amerikan universitesinde sabahlara kadar chat odalarinda sanal yasamlar suren ogrenciler icin psikolojik danisma merkezleri kuruluyor. Hayatimiza giren her yeni arac gibi internet de hayatimizi hem olumlu hem de olumsuz yonde etkiliyor.
21.yy'da insan iliskilerinin bilgi ve duygu otobaninin etkisiyle su anda oldugundan daha degisik bir yapiya burunmesi bekleniyor. Yine sevgi, yine nefret bekleniyor, ancak duygularimizin ve sosyal iliskilerimizin hayat sahnesindeki goruntuleri bambaska renklerde devam edebilir. icimizden bir grup insan eskiye donmek isteyebilir. Hatta bu topluluklar yeni tarikatlar kurabilir. Belki de gelecegin soguk ya da sicak savaslari bu iki insan grubu arasindan cikabilir. "Sicak Savas" ile "Soguk Savas" arasindaki farklar yok olup, sadece bilgi teknolojisi rekabetine donusebilir.
***
Tum bu saptamalar ve tahminlerin yanisira insanin urettigi hersey yine kendisini yansitmaya devam ediyor, her yeniligin yaratilma nedeni insan dogasinda kendini tekrarliyor. iste bu nedenle tarihin (insan) kendini tekrarlamasindan bahsediliyor.
William Shakespeare'in 1594-95 yillarinda kaleme aldigi Romeo ve Julyet isimli eser 1996 yilinda Avustralyali yonetmen Baz Luhrmann tarafindan bir kez daha beyaz sahneye aktarildi. Orta Cag'in sonunda yazilan bu ask hikayesi bu sefer gunumuzun sehirlerinden birinde, alisik oldugumuz sahnelerde canlandirildi. Shakespeare'in, Orta Cag'in Verona'sinda dusleyerek yazdigi eser Amerika'da Miami sahillerinde filme cekildi. Muzikler gunumuzun melodilerinden secildi, arabalar ise at arabalari degil, Amerikan otomobilleriydi. Ancak yasanan yine Montague ile Capulet aileleri arasindaki cekismeydi. iki aile arasindaki nefret icinde dogan ask yine ayni askti. Orta Cag'da yasanan bu ask hikayesi sadece gunumuzun MTV nesli icin yeniden yorumlanmisti...
***
Hepimiz icin internet yepyeni bir iletisim araci ve yepyeni bir medya turu. internet'in duygusal boyutunu yazmak icin sanirim daha akademik bir arastirma, daha ileride ampirik veriler esliginde cok daha ilginc sonuclar verecektir. Ancak dort senelik internet tecrubemi ve bilgi otobaninda yazma seruvenimi de goz onunde bulundurdugumda yasadigimiz bu yeni yasam turunu biraz da Avustralyali yonetmen Luhrmann'in "Romeo ve Julyet" filmine benzetiyorum. Shakespeare'in Azerbaycanli Fuzuli'den miras aldigi duygusal hikaye gunumuzde aynen devam etmekte.
Roller ayni, sahneler degisik. Ve 16.yuzyil ingiltere'sinin seyircileriyle oyunculari yerine 21.yuzyil bilgi caginin merdivenlerinde bizler variz...
Mehmet Binay
İCOPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).